Gaziantep’te 13 yaşındaki bir kız çocuğunun iki ağabeyi ve iki amcası tarafından cinsel istismara maruz bırakılması aile içi istismarları bir kez gündeme getirdi.
Aile içi istismarın toplumun kanayan yarası olduğuna dikkat çeken Türk PDR Derneği Gaziantep İl Temsilcisi Uzman Psikolojik Danışman Emin Okan Okyay, istismarın önlenmesinin yalnızca mağdurları değil, gelecekteki nesilleri de korumak anlamına geldiğini belirtti.
Şiddetin hiçbir türü “aile meselesi” olarak görülmemeli
Okyay, ‘’Aile içi istismar, bireyin temel güven duygusunu yıkan ciddi bir insan hakları problemidir. Sağlıklı toplumların oluşabilmesi için aile içinde sevgi, saygı ve güven ortamının güçlendirilmesi gerekir. Şiddetin hiçbir türü “aile meselesi” olarak görülmemeli; bilinçli toplum, güçlü hukuk sistemi ve etkili sosyal destek mekanizmalarıyla mücadele edilmelidir’’ dedi.
Aile ortamı bireyler için korkunun, baskının ve şiddetin merkezi hâline geldi
Toplumun en güvenli alanı olması gereken aile ortamının, ne yazık ki bazı bireyler için korkunun, baskının ve şiddetin merkezi hâline gelebildiğini söyleyen Okyay, ‘’Uzmanlara göre aile içi istismar vakaları her geçen yıl artarken, birçok mağdur yaşadığı travmayı sessizlik içinde taşımaya devam ediyor. Aile içi istismar; aile bireylerinden birinin diğerine zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Bu zarar fiziksel olabileceği gibi duygusal, ekonomik veya cinsel boyutta da ortaya çıkabilir. İstismar çoğu zaman süreklilik gösterir ve mağdur üzerinde korku, baskı ve çaresizlik oluşturur’’ şeklinde konuştu.
Çocukların şiddet ortamında büyümesi, geleceği de tehdit ediyor
Aile içi istismarın yalnızca eşler arasında değil; ebeveyn-çocuk, kardeşler veya yaşlı bireylerle diğer aile üyeleri arasında da görülebildiğini hatırlatan Okyay, ‘’Özellikle çocukların şiddet ortamında büyümesi, yalnızca bugünü değil geleceği de tehdit ediyor. Aile içi istismarın nedenlerine baktığımızda eğitimsizlik ve bilinç eksikliği, öfke kontrol problemleri, alkol ve madde bağımlılığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çocukluk döneminde şiddete maruz kalma, ekonomik sıkıntılar, iletişim eksikliği ve sağlıksız aile yapısı gibi birçok sosyal ve bireysel etken bulunmaktadır. Özellikle şiddetin normalleştirildiği toplumlarda istismar daha yaygın hale gelebilmektedir’’ açıklamasını yaptı.
Aile içi istismar uzun vadeli psikolojik ve sosyal sonuçlara yol açıyor
Okyay, aile içi istismarın yalnızca anlık zarar oluşturmadığını, uzun vadeli psikolojik ve sosyal sonuçlara da yol açtığını kaydederken, ‘’Bireysel etkiler incelendiğinde; depresyon ve kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu ,özgüven kaybı, sosyal izolasyon, akademik ve mesleki başarısızlık intihar düşünceleri kişide hakim olabilir. Toplumsal etkilere baktığımızda ise şiddetin nesilden nesile aktarılması, suç oranlarında artış, toplumsal huzurun bozulması, sağlık ve sosyal hizmet yükünün artması gibi sonuçlar karşımıza çıkmaktadır. Özellikle çocukların şiddet ortamında büyümesi, ilerleyen yaşlarda benzer davranışları normal görmelerine neden olabilmektedir’’ değerlendirmesinde bulundu.
Bu durum, istismarın yıllarca gizli kalmasına neden olabiliyor
Aile içinde sürekli baskı gören bireylerde özgüven kaybı, depresyon, kaygı bozukluğu ve sosyal izolasyonun sık görüldüğünü sözlerine ekleyen Uzman Psikolog Okyay, ‘’Şiddete tanık olan çocukların ise ilerleyen yaşlarda aynı davranışları normalleştirme riski taşıdığı ifade ediliyor. Kadınlar, çocuklar ve yaşlı bireyler aile içi istismarın en kırılgan mağdurları arasında bulunuyor. Ancak birçok kişi ekonomik bağımlılık, toplumsal baskı veya korku nedeniyle yardım istemekten çekiniyor. Bu durum, istismarın yıllarca gizli kalmasına neden olabiliyor’’ diye konuştu.
Eğitim, sosyal destek ve toplumsal farkındalık çalışmaları büyük önem taşır
Okyay, ‘’Şiddet aile içinde kalmamalı’ çağrısında bulunarak toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiğini vurguluyoruz. Komşuların, öğretmenlerin, akrabaların ve çevredeki bireylerin şüpheli durumlarda sessiz kalmaması gerektiği ifade ediliyor. Aile içi istismarla mücadele yalnızca hukuki yaptırımlarla sınırlı değildir. Eğitim, sosyal destek ve toplumsal farkındalık çalışmaları da büyük önem taşır. Okullarda, medya aracılığıyla ve kamu kurumlarında şiddet karşıtı eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekir’’ ifadelerini kullandı.
Danışmanlık hizmetleri ve sosyal destek mekanizmaları erişilebilir olmalı
‘Mağdurların korunmasını sağlayan yasal mekanizmaların etkin uygulanması önemlidir’ diyen Türk PDR Derneği Gaziantep İl Temsilcisi Uzman Psikolojik Danışman Emin Okan Okyay, konuşmasını şöyle bitirdi: ‘’Koruma kararları, danışmanlık hizmetleri ve sosyal destek mekanizmaları erişilebilir olmalıdır. Hem mağdurların hem de şiddet uygulayan bireylerin profesyonel destek alması gerekir. Komşuların, öğretmenlerin, akrabaların ve toplumun diğer bireylerinin şüpheli durumlarda sessiz kalmaması önemlidir.’’