Bu, Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan bir dayanışmanın hikâyesidir.
Bugün Anadolu’nun birçok köyünde aynı tablo var.
Gençler gidiyor, üretim azalıyor, umut yavaş yavaş tükeniyor.
Köyler sessizleşiyor.
Ama bazı yerler bu gidişata razı olmuyor.
Tilkiler işte tam burada ayrışıyor.
Çünkü bu köy yalnız değil.
Bu köyün Avrupa’da atan bir kalbi var.
Almanya’da, İngiltere’de, İsviçre'de, Fransa'da Avrupa’nın farklı şehirlerinde yaşayan köylülerimiz
Sadece memleket özlemiyle değil, sorumluluk duygusuyla hareket ediyor.
Almanya’da, İsviçre'de yapılan gecelerde ve 30.04'de İngiltere'de yapılacak olan gecede gördüğümüz ve göreceğimiz şey şudur;
Bu insanların amacı sadece bir araya gelmek değildir,
Bu insanlar, bir köyün yarınını omuz omuza kurumak için biraraya geliyorlar.
Oraya gelen her bir köylümüz,
bir ailenin umuduna,
bir köyün geleceğine dönüşüyor.
Bu yüzden bu hikâye önemli.
Çünkü bu iş lafla değil, emekle yapılıyor.
Fotoğrafla değil, fedakârlıkla büyüyor.
Avrupa’daki derneklerimizle burada yürüyen bu ortak irade,
şunu açık açık ortaya koyuyor:
İstenirse oluyor.
Ama kimse kusura bakmasın…
Bu iş herkesin yaptığı bir iş değil.
Bugün hâlâ “bir şey olmaz” diyerek kenarda duranlar var.
Bugün hâlâ sadece konuşup hiçbir sorumluluk almayanlar var.
Bugün hâlâ birlikten bahsedip en küçük adımı atmayanlar var.
İşte fark tam burada.
Tilkiler konuşanlardan değil, yapanlardan oldu.
Ve bu çok net bir gerçeği ortaya koydu:
Bu topraklarda ayakta kalmak isteyen,
başkasını beklemeyi bırakacak.
Ya elini taşın altına koyacaksın.
ya da yapılanı uzaktan izlemekle yetineceksin.
Artık kimsenin “imkân yok” bahanesinin arkasına saklanma lüksü yok.
İrade varsa yol bulunur.
Bugün Tilkiler bunu yaptı.
Avrupa’daki, Antep'teki köylüleri ile köyde yasat insanıyla aynı hedefte birleşti.
Sözde değil, özde birlik kurdu.
Ve açık söyleyelim:
Bu bir başarı hikâyesi değil sadece…
Bu, bir duruş meselesidir.
Ya bu duruşun içinde olacaksın.
ya da dışında kalacaksın.
Ortası yok.