Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Basın İlan Kurumu’nun düzenlediği “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” panelinin açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
Basın İlan Kurumu’nun 65’inci kuruluş yıl dönümünü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Duran, basın sektöründeki dönüşümü değerlendirdi.
Uluslararası düzenin irtifa kaybettiği, devletlerin alenen hukuksuz eylemlere giriştiği, katliamların ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemin tecrübe edildiğini dile getiren Duran, “Aslında bu bildiğimiz dünyanın sonu diye tanımlanan şey, yepyeni bir medya düzenini de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşme de dâhil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik, birlikte gerçekleşiyor. Yapay zekâ teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç, insanın insanla, varlıkla ve tabii ki bilgiyle olan ilişkisini de kökünden değiştiriyor.” diye konuştu.
Duran, bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkilediğinin farkında olduklarını ve tam da bu nedenle dönüşümüne tanık oldukları gazeteciliğe ilişkin bazı soruların sorulması gerektiğini kaydederek, “Dijitalleşme ve yapay zekâ, gazetecilik mesleğini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşümün hangi stratejik yönetişim çerçevesinde ele alınması gerekir? Gazetecilerin ürettiği bilgiler, bugün ne anlama gelmektedir? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, aslında dijital dönüşüm sonucu hayatımıza giren anlam ve içeriklere daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bu panelin de buna hizmet edeceği düşüncesindeyim” ifadelerini kullandı.
Dijitalleşmenin gündeme getirdiği en önemli konulardan birinin hız olduğuna dikkati çeken Duran, bu hızın bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını ancak riskleri de ortaya çıkararak doğruyla yanlış arasında bulanıklaşma yaşandığını belirtti.
Prof. Dr. Burhanettin Duran, dijitalleşmenin gündeme getirdiği diğer bir konunun algoritmalar ve bu algoritmaların belirli şirketler tarafından yönetilmesi riskinin çok ciddi olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:
“Deepfake teknolojileri, otomatik içerik üretimi ve sahte hesap ağları, iletişimin en değerli olan şeyini yani doğru bilgiyi zehirleyebilecek riskler taşımaktadır. Bu, aslında dezenformasyon ve manipülasyon dediğimiz iletişim arızalarının hızla yayılmasına imkan vermektedir. Bunun sonucu da güven bunalımının derinleşmesidir. Bilgi düzensizliği olarak da kavramsallaştırılan bu durum, geldiğimiz noktada hakikatin ne olduğuna dair ciddi bir tehdit ortaya çıkarmaktadır. Tam bu noktada gazeteciye yepyeni sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve anlamlı biçimde dolaşıma sokulması, yukarıda bahsettiğim risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi, ilkeli ve etik değerlere dayalı olarak gazetecilik yapan basın emekçileridir. Burada elbette dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkânlara değinmeden de geçemem. Bu yenilikler, bize veri analizi, otomatik haber yazımı, eğilim tespiti, içerik tavsiyesi gibi önemli imkânlar veriyor. Büyük kolaylıklar sağlıyor.”