Evren hamdır, dağınıktır, sessizdir. Bitki ve hayvanat insanda, insan da kendi içinde değişim ve dönüşüm hâlindedir; fakat ne olduklarını bilmezler.
Onlar süreçtir. Bu süreç kamil insanda tekâmüle gelir; yani bilince, farkındalığa, dile ve ölçüye dönüşür. İnsan, evrenin anlam kazandığı, görünür ve bilinir kılındığı yerdir.
Bu anlamda insan evrenden ayrı değildir; evrenin kendi kendini idrak eden hâlidir. Evren insanda konuşur, insanda tartılır, insanda değer kazanır. İnsan olmazsa evren vardır ama anlam yoktur.
İnsan bu yüzden çelişkili bir konumdadır:
Hem kuldur-çünkü varoluşun kaynağı değildir, ona tabidir.
Hem efendidir-çünkü anlam veren, sahiplenen ve sorumluluk alan tek varlıktır.
Kulluk burada eziklik değil, kaynağı kabul etmektir.
Efendilik tahakküm değil, yük üstlenmektir.
İnsan ne mutlak tanrıdır ne de ondan ayrı önemsiz bir canlı.
İnsan, varlığın kendine bakabildiği tek aynadır.