GÜNCEL

‘KADIN CİNAYETLERİ RUHSAL KIRILMAYA İŞARET EDİYOR’

Her zaman üretim, istihdam ve ihracat ile anılan Gaziantep, son haftalarda kadın cinayetleriyle anılır hale geldi.

Her zaman üretim, istihdam ve ihracat ile anılan Gaziantep, son haftalarda kadın cinayetleriyle anılır hale geldi.

Son günlerde Gaziantep’te yaşanan kadın cinayetleri, kentte giderek derinleşen bir ruhsal kırılmaya işaret ettiğini söyleyen Psikolog Zeynep Yengil, ‘’Yaşanan her kadın cinayeti, geride yalnızca bir kayıp değil; aileler, çocuklar ve toplum üzerinde derin izler bırakan bir travma yaratıyor. Bu olaylar, önlenebilecek süreçlerin ne kadar geç fark edildiğini hatırlatıyor. Gaziantep’te yaşananlar, kentin ruh sağlığı açısından güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Bu uyarılar dikkate alınmadığı sürece, kayıplar istatistik olmaktan çıkıp kentin ortak yarasına dönüşmeye devam edecek’’ uyarısında bulundu.

Şiddet, birikimin görünür hale geldiği son aşama oluyor

Kadın cinayetlerinin, kentte giderek derinleşen bir ruhsal kırılmaya işaret ettiğini sözlerine ekleyen Yengil, ‘’Bu tablo, yalnızca bireysel suçlardan değil; uzun süredir biriken, bastırılan ve görmezden gelinen psikolojik süreçlerden besleniyor. Kadına yönelik şiddet çoğu zaman ani bir öfke patlaması gibi sunulsa da, bu noktaya gelene kadar ilişkilerin içinde yoğun bir gerilim zaten oluşmuş oluyor. Kontrol ihtiyacı, sahiplenme, değersizleştirme, kıskançlık ve bastırılmış öfke; zamanla ilişkiyi güvenli bir alan olmaktan çıkarıp tehditkâr bir yapıya dönüştürüyor. Şiddet, bu birikimin görünür hale geldiği son aşama oluyor’’ açıklamasını yaptı.

Gaziantep gibi hızlı nüfus artışı yaşayan, göç alan ve sosyoekonomik baskıların yoğun olduğu şehirlerde, bu gerilimlerin daha da derinleştiğini kaydeden Yengil, ‘’İşsizlik, geçim kaygısı, aile içi rollerin değişmesi ve sosyal destek ağlarının zayıflaması, bireylerin ruhsal yükünü artırıyor. Bu yük sağlıklı biçimde ifade edilmediğinde, öfke ilişkilerin içine taşınıyor ve çoğu zaman kadınlar bu gerilimin hedefi haline geliyor. Bu süreçte en dikkat çekici noktalardan biri, şiddetin öncesinde var olan uyarı işaretlerinin yeterince ciddiye alınmaması. Tehdit dili, aşırı kontrol, sınır ihlalleri, yoğun kıskançlık ve öfke patlamaları çoğu zaman “aile içi mesele” olarak görülüyor. Oysa bu belirtiler, şiddetin giderek tırmanabileceğini gösteren güçlü işaretlerdir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Yapı değişmedikçe, şiddetin tekrar etmesi kaçınılmaz hale geliyor

Gaziantep’te yaşanan bu olayların, kentin yalnızca güvenliğini değil, ruhsal iklimini de sorgulattığını sözlerine ekleyen Yengil, ‘’Şiddetin giderek daha ağır sonuçlarla karşımıza çıkması; duyguların konuşulmadığı, sınırların sağlıklı biçimde kurulamadığı ve yardım istemenin zorlaştığı bir toplumsal yapıyı işaret ediyor. Bu yapı değişmedikçe, şiddetin tekrar etmesi kaçınılmaz hale geliyor’’ dedi.

Şiddeti besleyen psikolojik ve toplumsal koşullar birlikte ele alınmak zorunda

Kadın cinayetlerinin artışının, aynı zamanda kentteki görünmeyen psikolojik yükün de ağırlaştığını gösterdiğini kaydeden Psikolog Zeynep Yengil, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Bastırılan öfke, çözümlenmeyen çatışmalar ve yalnızlaşan bireyler; zamanla ilişkilere zarar veren bir ruhsal zemine dönüşüyor. Bu zemin üzerinde şiddet, bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle mesele yalnızca suçla değil, şiddeti besleyen psikolojik ve toplumsal koşullarla birlikte ele alınmak zorunda.’’

Yengil, ‘’Tabloyu değiştirebilmek, şiddeti yalnızca sonuçlarıyla değil, ortaya çıkmadan önce fark edebilmekle mümkün. Erken uyarı işaretlerinin ciddiye alındığı, yardım istemenin güçsüzlük olarak görülmediği ve psikolojik desteğe erişimin kolaylaştığı bir toplumsal yapı, bu kayıpların önlenmesinde belirleyici olabilir. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca adli değil; ruhsal, ilişkisel ve toplumsal bir sorumluluktur’’ şeklinde konuştu.