Konut ve işyeri kiralarında, kiracıyı koruyan pek çok kanun hükmü bulunuyor. Örneğin, kira süresi sona erdiğinde kiracı, sözleşmenin sona erdirileceğini en az on beş gün önceden bildirmezse sözleşme otomatik olarak uzuyor.
Bu ve diğer koruyucu hükümle, kirasını düzenli ödeyen ve yükümlülüklerini yerine getiren kiracılar için önemli bir güvence sağlaması açısından yerinde düzenlemelerdir.
Ancak sorun, kiracının iyi niyetli olmadığı durumlarda ortaya çıkıyor. Kira ödemeyen veya kiralanana zarar veren bir kiracıya karşı tahliye davaları açılabiliyor; fakat bu süreç yıllar sürebiliyor, zor usul kurallarına bağlanıyor ve mülk sahibi hem kira gelirinden mahrum kalıyor hem de yüksek maliyetli dava masraflarına katlanmak zorunda kalıyor. İcra ertelemesi veya istinaf gibi hukuki imkanlar ise mülk sahibini beklemeye zorluyor. Hele de bu maliyetlerin ve ödenmeyen kiraların icrada tahsil kabiliyeti yoksa yargılama sürüncemesi kiracıya kar kalıyor.
Bu durum, kötü niyetli kiracıların yükümlülüklerini yerine getirmeme fırsatı tanıyor. Örneğin; beş yıl gibi uzun süren bir tahliye süreci, kiracı için bir avantaj hâline gelebiliyor; mülk sahibini ise hem ekonomik hem de manevi açıdan yıpratıyor.
Bu sebeple yasal yolların hızlandırılmasında ve caydırıcı yaptırımlar içeren yeni hükümlere ihtiyaç vardır. Tazyik hapsi veya ağır tazminatlar, kötü niyetli kiracılara karşı etkili olabilir. İcra erteleme yolu kapatılabilir. Olası bir haksız tahliyede kiracılar tazminatla korunabilir. Yargı süreçlerinin kısalması ve etkili yaptırımlar, kira hukukunda dengeyi sağlar. İyi niyetli kiracı korunur, sorumsuz davranışlar caydırılır ve mülk sahibi mağdur edilmez.
Düzenleme ne zaman gelir bilinmez. Bu sebeple ev ve iş yeri sahipleri bu süreçte kiralama yaparken riski azaltacak önlemler almalıdır. Kiralarken mutlaka düzenli gelir sahibi bir kiracı veya iş yerleri için kurumsal firmalar tercih edilmelidir. Böylece kira bedelinin ödenmemesi ihtimali azalır, ödenmemesi halinde de icra yoluyla kirasını alabilme imkanı olur. Kira bedelinin banka hesabına yatırılması kira sözleşmesine eklenmelidir ki dava ve icra takibinde ispat açısından zorluk yaşanmasın. Konusuna göre başkaca önlemler için mümkünse yetkin bir avukattan danışmanlık alınmalıdır.
Sonuç olarak kira ilişkisinde dengeyi sağlamak hem kiracıyı hem de mülk sahibini güvence altına almakla mümkün olacaktır. Bu denge kurulana kadar mülk sahipleri özen ve dikkatle davranmalıdır.