Bu belirtiler iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanabileceği gibi, erken evrede hiçbir bulgu vermeden ilerleyen prostat kanserinin erken dönemdeki işaretlerinden biri de olabiliyor. Bu nedenle özellikle 50 yaş sonrasında yaşa ve kişisel risklere uygun düzenli kontroller, prostat hastalıklarının erken fark edilmesi ve tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Turhan Çaşkurlu, “1-31 Eylül Prostat Farkındalık Ayı” nedeniyle prostat hastalıklarında risk faktörleri ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.
Prostat, mesanenin hemen altında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen bir bezdir. Yaşla birlikte prostatın idrar kanalına yakın bölümünde dokuların büyümesi, iyi huylu prostat büyümesine neden olabilir. Bu durum özellikle sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar akımında zayıflama ve mesaneyi tam boşaltamama gibi şikayetlere yol açabilir. Prostat kanseri ise prostatın farklı bölgelerinde gelişebilen anormal hücre çoğalmasıdır. En önemli farklardan biri, prostat kanserinin erken evrede çoğu zaman herhangi bir belirti vermemesidir.
PSA yüksekliği tek başına
kanser anlamına gelmez
PSA değerinin yüksek çıkması her zaman prostat kanseri olduğu anlamına gelmez. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat enfeksiyonları gibi durumlarda da PSA yükselebilir. Bu nedenle tanı yalnızca bir kan testi üzerinden konulmaz; hastanın yaşı, risk faktörleri, muayene bulguları, PSA düzeyi ve gerektiğinde görüntüleme ve biyopsi sonuçları birlikte değerlendirilir.
Bu belirtiler varsa
doktora başvurulmalı
İdrarda veya menide kan görülmesi, idrar yaparken zorlanma, idrar akımının zayıflaması, özellikle geceleri sık idrara çıkma, ani idrar yapma ihtiyacı ve mesanenin tam boşalmadığı hissi mutlaka değerlendirilmelidir. İleri evrede ise açıklanamayan kemik ağrıları, kilo kaybı ve sürekli yorgunluk gibi sorunlar görülebilir. Ancak prostat kanserinin erken dönemde belirti vermeyebileceği de unutulmamalıdır.
Şikayet olmaması kontrol
gerektirmediği anlamına gelmez
Prostat kanseri erken evrede sessiz ilerleyebildiği için herhangi bir şikâyetin bulunmaması kontrol gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Genel olarak ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunmayan erkeklerde 50 yaşından itibaren düzenli değerlendirme önerilir. Birinci derece akrabasında erken yaşta prostat kanseri tanısı bulunanlarda kontrollerin 45 yaşından, ailede birden fazla erken yaşta tanı öyküsü olanlarda ise 40 yaşından itibaren başlaması gündeme gelebilir. Kişisel risklere göre takip aralığı ve uygulanacak tetkikler hekim tarafından belirlenmelidir.
Erkekler kontrollerini
neden erteliyor?
Prostat şikayetlerinin yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmesi, kötü bir sonuç alma korkusu, muayeneye ilişkin çekinceler ve “şikayetim yoksa sağlıklıyım” düşüncesi erkeklerin doktora başvurmasını geciktirmektedir. Oysa prostat kanseri erken dönemde sessiz seyredebildiğinden, belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Yaşa ve risk grubuna uygun zamanda yapılacak kontroller, hastalığın erken yakalanması ve tedavi başarısının artırılması açısından kritik önem taşır.
65 yaş üstü erkeklerde
prostat kanseri riski artar
Prostat kanserinde en önemli risk faktörlerinden biri yaştır ve görülme sıklığı özellikle 65 yaş sonrasında artar. Ailede prostat kanseri öyküsü bulunması ve bazı genetik yatkınlıklar da riski artırabilir. Bu nedenle ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerin kontrollerini daha erken yaşta başlatmaları önem taşır.
Yaşam ve beslenme
düzeninizdeki değişiklikler
prostat sağlığınızı da korur
Beslenme ve yaşam tarzı prostat sağlığı açısından da önemlidir. Kırmızı et ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi, fazla kilo ve hareketsizlik olumsuz etkilerle ilişkilendirilirken; sebze ağırlıklı beslenme, domates ve balık tüketimi ile düzenli fiziksel aktivite sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Sigara kullanımı da prostat kanseri açısından olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmektedir.
İleri evre prostat kanserinde
yeni nesil hormonal tedavilerle
başarılı sonuçlar alınabiliyor
Günümüzde prostat kanserinin tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler var. Multiparametrik MR gibi gelişmiş görüntüleme yöntemleri, şüpheli alanların daha doğru belirlenmesine ve hedefe yönelik biyopsilerin yapılmasına oldukça yardımcı olmaktadır. Tedavi gerektiren hastalarda robotik cerrahi ve sinir koruyucu cerrahi teknikler, uygun hastalarda ameliyat sonrası idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlamaktadır. İleri evre hastalıklarda ise yeni nesil hormonal tedaviler ve diğer sistemik tedavi seçenekleriyle hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir.