<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gaziantep İlk Haber</title>
    <link>https://www.gaziantepilkhaber.com</link>
    <description>Gaziantep Haberleri Gaziantep Son Dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 16:38:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Bel ve boyun ağrısını hafife almayın’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve boyun ağrılarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Erzurum, her ağrının fıtık veya ameliyat anlamına gelmediğini, ancak bazı belirtilerin ciddi sinir ve omurilik basısının habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurum, özellikle ani gelişen güç kaybı ile idrar ve dışkı kontrolünde bozulma gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Omurganın insan vücudunun hareket kabiliyeti ve dengesi açısından hayati bir görev üstlendiğini ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, omurganın yalnızca vücudu ayakta tutan bir yapı olmadığını, içerisinde bulunan omurilik nedeniyle aynı zamanda merkezi sinir sisteminin önemli bir parçasını koruduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>“Her bel ağrısı fıtık değildir”</p>

<p></p>

<p>Bel ve boyun bölgesindeki ağrıların farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Bel ve boyun fıtıkları, omurga kireçlenmesi, kanal darlığı ve omurga eğrilikleri toplumda sık karşılaştığımız sorunlar arasında. Ancak her bel veya boyun ağrısını fıtık olarak değerlendirmek doğru değil. Ağrının kaynağının doğru şekilde belirlenmesi, tedavinin de doğru planlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Omurga hastalıklarının yalnızca ağrı ile kendini göstermeyebileceğini aktaran Op. Dr. Abdullah Erzurum, sinirlerin etkilenmesi halinde hastalarda kollara veya bacaklara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı görülebileceğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>“Güç kaybı varsa beklemeyin”</p>

<p></p>

<p>Vatandaşların özellikle nörolojik belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Ani gelişen veya giderek artan güç kaybı, kol ya da bacakta belirgin kuvvetsizlik, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma gibi durumlar önemsenmelidir. Bu tür belirtiler ortaya çıktığında kişinin kendi kendine geçmesini beklemek yerine vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, erken değerlendirme sayesinde bazı hastalarda ilerleyebilecek sinir hasarının önüne geçilebileceğine dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>“Ameliyat her zaman ilk seçenek değil”</p>

<p></p>

<p>Bel ve boyun fıtığı tanısı alan hastaların önemli bir bölümünde ameliyat gerekmeyebileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, tedavinin hastaya göre planlandığını ifade etti.</p>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Her bel veya boyun ağrısı ameliyat gerektirmez. Hastanın şikayetleri, nörolojik muayenesi ve gerekli durumlarda görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir. Hastanın durumuna göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilebilir. Cerrahi tedavi ise gerekli görülen hastalarda gündeme gelir” diye konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süren ağrılar ihmal edilmemeli</p>

<p></p>

<p>Günlük yaşamda yanlış duruş, hareketsizlik ve omurgaya aşırı yük bindirilmesinin şikayetleri artırabileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen bel ve boyun ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Vatandaşların özellikle ağrıya eşlik eden uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtilerde uzman değerlendirmesine başvurmasının önem taşıdığını ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, “Doğru tanı ve uygun tedaviyle birçok omurga rahatsızlığı kontrol altına alınabilir. Önemli olan şikayetleri doğru değerlendirmek ve gerekli durumda zamanında sağlık kuruluşuna başvurmaktır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/bel-ve-boyun-agrisini-hafife-almayin.jpg" type="image/jpeg" length="98638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Kalbinize ve nefesinize güç katıyoruz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/kalbinize-ve-nefesinize-guc-katiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/kalbinize-ve-nefesinize-guc-katiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi bünyesinde Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi hizmete başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalp ve akciğer hastalıkları nedeniyle nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılık yaşayan hastalara yönelik kişiye özel rehabilitasyon programlarının uygulandığı ünitede, ayaktan ve yatarak tedavi seçenekleri sunuluyor.</p>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi, modern tıbbi altyapısı ve farklı branşlardan sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği multidisipliner hizmet modeliyle hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda hastane bünyesinde bulunan Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi aktif hale getirilerek hasta kabulüne başladı.</p>

<p>Kalp ve akciğer hastalıklarının ardından hastaların günlük yaşamlarına daha güçlü şekilde dönebilmelerini amaçlayan ünitede, hastaların fiziksel kapasiteleri ve ihtiyaçları doğrultusunda kişiye özel rehabilitasyon programları hazırlanıyor.</p>

<p></p>

<p>KOAH ve astım başta</p>

<p>olmak üzere birçok</p>

<p>hastaya hizmet</p>

<p></p>

<p>Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nde başta KOAH, astım, kistik fibrozis ve kronik solunum sistemi hastalıkları olmak üzere çeşitli kalp ve akciğer hastalıklarına sahip bireylere yönelik rehabilitasyon hizmeti veriliyor.</p>

<p>Özellikle hastalık nedeniyle efor kapasitesi azalan, nefes darlığı yaşayan veya günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmekte zorlanan hastaların rehabilitasyon sürecine alınması hedefleniyor.</p>

<p>Uygulanan programlarla hastaların mevcut fiziksel kapasitelerinin değerlendirilmesi, egzersiz toleranslarının artırılması ve günlük yaşam içerisinde daha aktif hale gelmelerinin desteklenmesi amaçlanıyor.</p>

<p></p>

<p>Hastalara kişiye özel</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>rehabilitasyon programı</p>

<p></p>

<p>Ünitede tedavi süreci her hasta için aynı şekilde uygulanmıyor. Hastalar, farklı branşlardan sağlık profesyonellerinin oluşturduğu multidisipliner ekip tarafından ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelerin ardından hastanın sağlık durumuna, fiziksel kapasitesine ve ihtiyaçlarına uygun tedavi ve egzersiz programı oluşturuluyor. Böylece rehabilitasyon sürecinin hastanın bireysel özelliklerine göre planlanması sağlanıyor.</p>

<p>Ayaktan ve yatarak tedavi seçeneklerinin bulunduğu Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi’nde günlük ortalama 40-50 hastaya rehabilitasyon hizmeti verilmesi planlanıyor.</p>

<p></p>

<p>Kalp, akciğer ve</p>

<p>dolaşım sistemi birlikte</p>

<p>değerlendiriliyor</p>

<p></p>

<p>Ünitenin dikkat çeken özellikleri arasında gelişmiş teknolojik altyapısı da bulunuyor. Merkezde, hastaların egzersiz sırasında kalp, akciğer ve dolaşım sistemlerinin birlikte nasıl çalıştığını ayrıntılı biçimde değerlendirmeye imkân sağlayan Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (CPET) yapılabiliyor.</p>

<p>CPET sayesinde hastanın egzersiz sırasında ortaya çıkan fizyolojik yanıtları ayrıntılı olarak incelenerek egzersiz kapasitesinin belirlenmesine katkı sağlanıyor. Elde edilen değerlendirmeler, hastaya uygulanacak rehabilitasyon programının daha doğru ve kişiye özel şekilde planlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p></p>

<p>CPET teknolojisi sınırlı</p>

<p>sayıdaki merkezde bulunuyor</p>

<p></p>

<p>Kardiyopulmoner Egzersiz Testi için kullanılan gelişmiş cihaz altyapısının Türkiye’de sınırlı sayıdaki merkezde bulunduğu belirtilirken, Gaziantep Şehir Hastanesi’nin bu teknolojiyle bölgedeki önemli sağlık merkezlerinden biri olması hedefleniyor.</p>

<p>Bu altyapı sayesinde hastaların yalnızca mevcut şikâyetlerinin değil, egzersiz sırasında kalp, akciğer ve dolaşım sistemlerinin birlikte verdiği yanıtların da değerlendirilmesi mümkün hale geliyor.</p>

<p></p>

<p>Amaç yaşam kalitesini artırmak</p>

<p></p>

<p>Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi ile kalp ve akciğer hastalığı bulunan bireylerin tedavi süreçlerinin desteklenmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Rehabilitasyon programlarıyla hastaların egzersiz kapasitelerinin geliştirilmesi, nefes darlığı gibi şikâyetlerinin günlük yaşam üzerindeki etkisinin azaltılması ve fiziksel aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebilmelerine katkı sağlanması amaçlanıyor.</p>

<p>Özellikle kronik hastalıklar nedeniyle hareket kapasitesi azalan bireylerin günlük yaşam aktivitelerine daha güçlü şekilde katılabilmesi, ünitenin temel hedefleri arasında yer alıyor.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’te kapsamlı</p>

<p>rehabilitasyon hizmeti</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi bünyesinde hizmete giren Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi, kalp ve akciğer hastalarının tedavi sonrasında ihtiyaç duyduğu rehabilitasyon sürecinin kapsamlı şekilde yürütülmesine olanak sağlıyor.</p>

<p>Modern cihaz altyapısı, CPET uygulaması ve multidisipliner çalışma modeliyle hizmet veren ünitede, hastaların ihtiyaçları doğrultusunda bireyselleştirilmiş rehabilitasyon programları uygulanıyor.</p>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi, yeni ünitenin hizmete girmesiyle birlikte bölgedeki kalp ve akciğer hastalarının rehabilitasyon ihtiyaçlarına yönelik sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve hastaların daha aktif, bağımsız ve kaliteli bir yaşam sürmelerine katkı sunmayı hedefliyor.</p>

<p>“Nefesinizi güçlendiren, yaşamınıza hareket katan rehabilitasyon hizmeti” anlayışıyla hizmet veren Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi, Gaziantep ve çevre illerden gelecek hastalara da kapsamlı rehabilitasyon desteği sunacak.  </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/kalbinize-ve-nefesinize-guc-katiyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/ekran-resmi-2026-09-08-150154.png" type="image/jpeg" length="52909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Seyahatten eve taşınan görünmez tehlike: Bağırsak parazitleri]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/seyahatten-eve-tasinan-gorunmez-tehlike-bagirsak-parazitleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/seyahatten-eve-tasinan-gorunmez-tehlike-bagirsak-parazitleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seyahat sırasında tüketilen kaynağı şüpheli su ve yiyecekler, yetersiz hijyen koşulları ve gidilen bölgeye özgü enfeksiyonlar, kişilerde tatil sonrasında da devam eden sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle ishal, karın ağrısı, şişkinlik, gaz, bulantı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi yakınmaların seyahat sonrasında uzun süre devam etmesi halinde akla bağırsak parazitlerinin de gelmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Entamoeba histolytica, Giardia intestinalis, Cryptosporidium spp. ve Dientamoeba fragilis gibi parazitlerin, seyahat sırasında olduğu kadar eve dönüş sonrasında da bağırsak enfeksiyonu yapabildiğini belirten Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Kurt, “Turist ishali denilince akla önce virüs ve bakteriler gelir. Ancak bazı kişilerde etken bağırsak parazitleridir ve bunların erken tanı ve tedavisi gerekir. Özellikle iki haftayı aşan ishallerde hastada paraziter etkenlerin araştırılması son derece önemli” diyor…</p>

<p>Bağırsak parazitleri ve seyahatle ilişkili paraziter hastalıklar üzerine bilimsel çalışmalar yapan Prof. Dr. Özgür Kurt, seyahat sonrasında ortaya çıkan sindirim sistemi yakınmalarının değerlendirilmesinde seyahat öyküsünün önemli olduğuna dikkat çekerek, “Tatil bitti ama şikayetler bitmediyse basit bir sindirim rahatsızlığı deyip geçmeyin. Seyahat sırasında tüketilen su ve gıdalar, gidilen bölgenin hijyen koşulları ve kişinin maruz kaldığı çevresel etkenler, tatil sonrasında ortaya çıkan bağırsak şikayetlerinin nedenini anlamamız açısından önemli ipuçları verir. Özellikle ishalin uzaması, tekrarlaması veya karın ağrısı, şişkinlik ve kilo kaybı gibi başka yakınmaların ishale eşlik etmesi durumunda paraziter enfeksiyonlar da akla gelmelidir. Nadiren bağırsak parazitleriyle enfekte kişilerin kabızlık şikayetiyle hekime geldiği de oluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>Sehayat Enfeksiyonlarına</p>

<p>Karşı Önlem Alınabilir</p>

<p></p>

<p>Seyahat sırasında alınacak basit önlemlerin birçok enfeksiyonun önlenmesinde önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Özgür Kurt, “Korunmanın ilk adımı, bulaş yollarını bilmekten geçiyor. Özellikle seyahat sırasında su ve gıda güvenliği konusunda dikkatli olmak, elleri COVID-19 pandemisi sırasında alıştığımız gibi sık sık sabunlu suyla yıkamak ve gidilen bölgenin sağlık risklerini seyahat öncesinde araştırıp gerekirse Seyahat Sağlığı konusunda danışmanlık almak, enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltabilir” diyor.</p>

<p>Seyahat edilen bölgede suyun güvenilirliğinden emin olunmadığında kapalı ve güvenilir ambalajlı içme sularının tercih edilmesi, musluk suyunun içme ve diş fırçalama amacıyla kullanılmaması ve içeceklere buz eklerken dikkatli olunması öneriliyor. Bunun nedeni, mikrop bulaşmış suların yalnızca içilmesi durumunda değil, yemek hazırlarken, meyve-sebzeleri yıkarken, içeceklere buz eklerken, hatta diş fırçalarken bile enfeksiyon riski oluşturabiliyor olmasıdır. Bu yaz Amerika Birleşik Devletleri’nde 48 eyalette toplamda 20 bin civarında kişide ishalli enfeksiyona yol açan siklospora isimli parazitin (Cyclospora cayetanensis) kaynağının, iyi yıkanmamış marul tüketimi olması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.</p>

<p>Seyahat sırasında gıda seçiminde de benzer bir özen göstermek gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özgür Kurt, “İyi pişirilmiş ve sıcak servis edilen yiyeceklerin tercih edilmesi, çiğ veya az pişmiş et, balık ve deniz ürünlerinden uzak durulması, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesi ve yıkanmış olduğundan emin olunmayan çiğ sebze ve meyvelerin yenmemesi öneriliyor. Sokak yiyecekleri tamamen yasaklanması gereken bir kategori olarak görülmese de, yiyeceğin hijyenik koşullarda hazırlanması ve yeterince pişirilmiş olması önem taşıyor. El hijyeninin de ihmal edilmemesi gerekiyor; yemeklerden önce ve tuvalet sonrasında ellerin sabun ve suyla yıkanması, su ve sabuna ulaşılamayan durumlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptiği kullanılması gerekiyor” şeklinde konuşuyor.</p>

<p></p>

<p>Doğru Tedavi İçin Doğru Tanı Önemli</p>

<p></p>

<p>Tatil sona erdikten sonra başlayan veya devam eden ishalin her zaman basit bir beslenme değişikliğine bağlanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özgür Kurt, “Seyahat sonrası gelişen her ishal parazit kaynaklı değildir. Ancak özellikle uzayan ve tekrarlayan ishalde, kişinin nerede bulunduğu, ne tükettiği, hangi su kaynaklarını kullandığı ve başka hangi belirtilerin eşlik ettiği mutlaka sorgulanmalıdır” diyor.</p>

<p>Günümüzde bağırsak parazitlerinin tanısında laboratuvar tanı yöntemlerindeki gelişmeler klinisyenlerin doğru tedaviye daha hızlı başlamasını sağlıyor. Özellikle vazgeçilmez ilk yöntem olan dışkının mikroskobik incelenmesinin yanında antijen temelli testler ve moleküler yöntemler, bağırsak parazitleri ile enfekte olduğu düşünülen hastaların tanısına önemli katkı sağlıyor. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Özgür Kurt, “Bağırsak parazitleri için eskiden neredeyse tek seçenek, hastanın dışkı örneğinin laboratuvarda mikroskop altında incelenmesiydi. Bu yöntem ile tanı şansı maalesef düşüktü. Günümüzde hızlı tanı testleri ile moleküler tanı yöntemlerinin mikroskobik değerlendirmeye eklenmesiyle bağırsak parazitlerinin neden olduğu enfeksiyonlar için de daha etkin ve hızlı tanı mümkün hale geldi. Tedavi gereken olgular için de çoğu parazite karşı etkili antibiyotikler mevcut. Bu antibiyotiklerin hekimin önermesi durumunda kullanılması son derece önemli, zira Cryptosporidium spp. gibi bazı parazitler için antibiyotikler işe yaramadığı gibi, gereksiz kullanım antibiyotiklere direnç riskini artırıyor. Cryptosporidium spp. ve diğer parazitler için hastanın bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve hastanın ishalle kaybettiği sıvıyı yerine koyan destek tedavisi temel yaklaşımı oluşturuyor” diyor.</p>

<p></p>

<p>Paraziter hastalıklarda doğru tanının, doğru tedavinin temeli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özgür Kurt, “Hastalarda benzer yakınma ve belirtiler, farklı parazitlerde veya tamamen farklı enfeksiyonlarda görülebilir. Bu nedenle özellikle seyahat sonrası uzun süren ishal ve benzeri bağırsak şikayetlerinde kişinin seyahat öyküsünü hekime ayrıntılı biçimde aktarması, gerektiğinde uygun laboratuvar testlerinin yapılması ve tedavinin saptanan etkene göre düzenlenmesi gerekir” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p></p>

<p>Özellikle Çocuklar Ve</p>

<p>Bağışıklık Sistemi Baskılanmış</p>

<p>Kişiler Risk Altında</p>

<p></p>

<p>Seyahat öncesinde gidilecek ülkenin ve bölgenin sağlık riskleri hakkında bilgi edinmek, gerekli durumlarda seyahat sağlığı konusunda hekimden danışmanlık almak önem taşıyor. Özellikle tropikal bölgelere, hijyen ve sağlık altyapısının farklı olduğu ülkelere veya kırsal alanlara yapılacak seyahatlerde, gidilecek bölgeye özgü enfeksiyon risklerinin önceden değerlendirilmesi öneriliyor. Seyahat sırasında ise güvenli su ve gıda tüketimine dikkat edilmesi, el hijyeninin korunması ve bölgeye göre sivrisinek, kene gibi vektörlerden korunmaya yönelik önlemlerin alınması gerekiyor.</p>

<p>Prof. Dr. Özgür Kurt, tatil dönüşünde birkaç gün içinde düzelmeyen veya giderek şiddetlenen ishal, tekrarlayan karın ağrısı, belirgin şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı, ateş ya da dışkıda kan gibi belirtilerin bulunması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor: “Özellikle çocuklarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybı daha kısa sürede ciddi sorunlara yol açabileceğinden, belirtilerin uzaması halinde tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli. Seyahat sağlığında korunmak, tedaviden önce gelir. Paraziter hastalıkların önemli bir bölümü, bulaş yollarının bilinmesi ve günlük hayatta alınacak basit önlemlerle önlenebilir, ancak risk tamamen ortadan kaldırılamayacağı için seyahat sonrasında ortaya çıkan ve beklenen sürede düzelmeyen belirtilerin de ihmal edilmemesi gerekir. Özellikle seyahat edilen ülke ve tüketilen su ve gıdalarla ilgili bilgilerin hekime aktarılmasının, doğru tanı ve tedavi için son derece değerli olduğu unutulmamalıdır’’</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/seyahatten-eve-tasinan-gorunmez-tehlike-bagirsak-parazitleri</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/bagirsak-parazitleri.jpg" type="image/jpeg" length="96045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Hamilelik planını sürekli ertelemeyin’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/hamilelik-planini-surekli-ertelemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/hamilelik-planini-surekli-ertelemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ülkemizde de son yıllarda infertilite nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuruların ve yardımcı üreme tedavilerine olan ihtiyacın arttığı belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde üreme çağındaki yaklaşık her 6 kişiden biri yaşamının bir döneminde infertilite sorunu yaşıyor. İnfertilite vakalarının yaklaşık yüzde 30’unun kadınlara bağlı  nedenlerden kaynaklandığı belirtiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, son yıllarda artış gösteren kadın infertilitesinde genetik özellik ve ilerleyen yaş gibi değiştirilemeyen faktörler kadar hatalı alışkanlıkların da önem taşıdığına dikkat çekerek, “Son yılların önemli sorunu olan obezite veya tam aksine aşırı zayıf olmak, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam sürmek ve sağlıksız beslenmek gibi etkenler de  üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla, infertilite riskini en aza indirmek için sağlıklı bir yaşam sürmek son derece önemlidir” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, anne olmayı zorlaştıran hatalı alışkanlıkları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p>Günümüzde eğitim, kariyer ve sosyal yaşam nedeniyle annelik yaşı giderek ileriye taşınabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, ancak kadın üreme sistemi açısından ilerleyen yaşın göz ardı edilmemesi gereken en önemli faktörlerden birini oluşturduğunu vurgulayarak, “Kadınlar belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya gelmektedir. Yıllar içerisinde hem yumurta sayısı azalmakta hem de kalan yumurtalarda kromozomal bozukluk görülme olasılığı artmaktadır. Üreme kapasitesindeki azalma özellikle 35 yaşından sonra belirginleşirken, 40 yaş sonrasında daha hızlı azalma eğilimine girmektedir. Yaş ilerledikçe doğal hamilelik ihtimalinin azalmasının yanı sıra düşük ve embriyodaki kromozomal anomalilerin görülme riski de artmaktadır” diye konuşuyor.  Bu nedenle 6 ay boyunca  düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen hamile kalamayan 35 yaş ve üstü kadınların zaman kaybetmeden mutlaka bir hekime başvurmaları gerektiğini anlatan Dr. Gamze Karababa, “Bu yaş grubundaki kadınlarda erken değerlendirme ve ihtiyaç halinde tedavi, hamilelik oluşumu için büyük önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p>Doğrusu: Hamileliğin uzun süre ertelenmesi düşünülüyorsa, kadının yaşı ile tıbbi özellikleri doğrultusunda üreme potansiyelinin değerlendirilmesi ve uygun hastalarda üreme sağlığının korunmasına yönelik seçeneklerin kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla görüşülmesi yararlı olabiliyor.  Dr. Gamze Karababa, “Ancak yardımcı üreme tedavilerindeki gelişmelerin kadının yaşının fertilite üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesine kapılmamak gerekmektedir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>Sigara ve nikotin ürünleri kullanmak</p>

<p></p>

<p>Sigara kadın üreme sağlığını birçok farklı mekanizmayla olumsuz etkileyebiliyor. Sigara dumanındaki toksik maddeler yumurtalık dokusuna zarar verebiliyor, yumurta kaybını hızlandırabiliyor ve hamileliğin oluşma süresini uzatabiliyor. Bilimsel çalışmalarda sigara kullanan kadınlarda infertilite riskinin kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu gösterilmiş. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin değerlendirmesinde sigaranın kadın üreme sağlığını olumsuz etkilediği, üreme fonksiyonlarındaki kaybı hızlandırabildiği ve yardımcı üreme tedavilerinin sonuçlarını da olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Elektronik sigaraların da üreme sağlığı açısından güvenli bir alternatif olmadığına dikkat çekiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğrusu: Hamilelik planlayan kadınların sigara ve diğer nikotin ürünlerini bırakması, mümkün olduğunca pasif sigara maruziyetinden de uzak durması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Kilo kontrolünü ihmal etmek</p>

<p></p>

<p>Vücut ağırlığı kadınların hormonal sistemi ve yumurtlama düzeniyle yakından ilişkili oluyor. Obezite; insülin direnci, hormonal düzensizlikler ve yumurtlama problemlerine yol açarak üreme sağlığını etkileyebiliyor. Özellikle polikistik over sendromu olan kadınlarda fazla kilo mevcut hormonal ve metabolik sorunları daha belirgin hale getirebiliyor. Bunun tam tersine, çok düşük vücut ağırlığı, ciddi kalori kısıtlaması veya aşırı egzersiz de adetlerin düzensizleşmesine, hatta yumurtlamanın durmasına neden olabiliyor. Yani fertilite açısından yalnızca fazla kilo değil, aşırı düşük kilo da önem taşıyor.</p>

<p>Doğrusu: Amaç kısa sürede çok fazla kilo vermek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir vücut ağırlığına ulaşmak olmalı. Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle ideal kiloya yaklaşmak hem genel sağlık hem de üreme sağlığında kilit bir rol üstleniyor.</p>

<p></p>

<p>Aşırı alkol tüketmek</p>

<p></p>

<p>Sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi kadınlarda üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle yüksek miktarda alkol tüketildiğinde hormonal denge ve yumurtlama düzeninin etkilenebileceğine ilişkin veriler bulunuyor. Bu nedenle hamilelik planlama döneminde de alkol tüketimine dikkat edilmesi önem taşıyor. Ayrıca, kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketme alışkanlığının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Hamilelik planlayan kadınların alkol tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırmaları, hamilelik oluştuğunda ise alkol kullanmamaları gerekiyor. Dr. Gamze Karababa, “Güvenli olduğu kanıtlanmış bir alkol miktarı olmadığı için en doğru yaklaşım alkol tüketmemektir” diyor.</p>

<p></p>

<p>Hareketsiz yaşamak ve sağlıksız beslenmek</p>

<p></p>

<p>Üreme sağlığını tek başına artıran mucizevi bir besin veya özel bir “doğurganlık diyeti”  bulunmuyor. Ancak uzun süreli sağlıksız beslenme ve hareketsizlik; kilo artışı, insülin direnci ve metabolik bozukluklar üzerinden hormonal sistem ile yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor. “Bununla birlikte çok yoğun egzersiz yapmanın da her zaman daha sağlıklı olduğu düşünülmemeli” uyarısında bulunan Dr. Gamze Karababa, yetersiz enerji alımıyla birlikte gerçekleştirilen aşırı fiziksel aktivitenin bazı kadınlarda adet düzensizliklerine ve yumurtlamanın baskılanmasına neden olabildiğini aktarıyor.</p>

<p>Doğrusu: Sebze, meyve, tam tahıllar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme modeli tercih edilmeli; aşırı işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdalar sınırlandırılmalı. Düzenli ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapmaya, aşırıya kaçmamaya da dikkat etmek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Düzenli jinekolojik kontrolleri aksatmak</p>

<p></p>

<p>Jinekolojik kontrollerin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında yapılması gerektiğini düşünmek önemli bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, yumurtlama bozuklukları, endometriozis, rahim ve yumurtalıklarla ilişkili bazı hastalıklar veya üreme sağlığını etkileyebilecek diğer durumların her zaman belirgin yakınmalara yol açmayabileceğini belirterek, “Özellikle adet düzensizliği, uzun süren adet gecikmeleri, şiddetli adet ağrısı, ara kanama, geçirilmiş pelvik enfeksiyonu veya yumurtalık ameliyatı öyküsü gibi durumların göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu sorunların zamanında değerlendirilmesi, ileride hamilelik planlandığında önem taşıyabilecek durumların daha erken fark edilmesini sağlayabilmektedir” bilgisini veriyor.</p>

<p>Doğrusu: Kadınların jinekolojik kontrollerini aksatmaması, özellikle adet düzeninde ya da mevcut yakınmalarında değişiklik olduğunda hekime başvurması önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/hamilelik-planini-surekli-ertelemeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/hamilelik-planini-surekli-ertelemeyin.jpg" type="image/jpeg" length="17856"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanal medyada gördüğünüz her egzersizi uygulamayın!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/sanal-medyada-gordugunuz-her-egzersizi-uygulamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/sanal-medyada-gordugunuz-her-egzersizi-uygulamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Fizyoterapi Günü kapsamında fizyoterapinin yalnızca sakatlık, hastalık veya ameliyat sonrasında başvurulan bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, fizyoterapinin koruyucu sağlık hizmetlerinde de önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Masa başında çalışma, yoğun telefon kullanımı ve hareketsiz yaşamın boyun, sırt ve bel sorunlarını artık genç yaşlara taşıdığına işaret eden Demirci, “Her egzersiz herkes için uygun değildir. Aynı bölgede ağrı olması, ağrının nedeninin de aynı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle sanal medyada görülen bir hareketi, sadece başka bir kişiye iyi geldiği için uygulamak doğru olmayabilir.” dedi.</p>

<p>Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, Dünya Fizyoterapi Günü dolayısıyla fizyoterapinin koruyucu sağlık hizmetlerinden sağlıklı yaşlanmaya, nörolojik hastalıklardan teknolojik rehabilitasyon uygulamalarına kadar genişleyen rolünü değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>“Fizyoterapiye bir şey olduktan</p>

<p>sonra değil, sorun oluşmadan</p>

<p>önce de ihtiyaç duyabiliriz”</p>

<p></p>

<p>Fizyoterapinin yalnızca hastalık, sakatlık ya da ameliyat sonrasında başvurulan bir yöntem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Deniz Demirci, “Fizyoterapiyi sadece bir hastalık, sakatlık veya ameliyat sonrasında uygulanan bir tedavi olarak düşünmemek gerekiyor. Aslında fizyoterapinin koruyucu sağlık açısından da önemli bir yeri var. Kişinin hareket kapasitesini, kas gücünü, dengesini ve günlük yaşam alışkanlıklarını değerlendirerek ileride ortaya çıkabilecek bazı problemlerin önüne geçebiliriz. Gününün büyük bölümünü masa başında geçiren bir kişinin henüz ciddi bir şikâyeti yokken hareket alışkanlıklarını düzenlemek, uygun egzersizleri öğrenmesini sağlamak önemli bir koruyucu yaklaşım. Yani fizyoterapiye sadece ‘bir şey olduktan sonra’ değil, sorun oluşmadan önce de ihtiyaç duyabiliriz.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Hareketsiz yaşam</p>

<p>kas-iskelet sistemi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>sorunlarını artırıyor</p>

<p></p>

<p>Bilgisayar, telefon ve diğer dijital cihazların günlük yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte hareketsiz geçirilen sürenin arttığını ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Günlük yaşamımızdaki değişiklikler kas-iskelet sistemi problemlerini de oldukça etkiledi. Bilgisayar ve telefon başında uzun süre kalmak, gün içerisinde yeterince hareket etmemek ve aynı pozisyonda uzun süre çalışmak özellikle boyun, sırt ve bel şikâyetlerini artırıyor. Dikkat çekici olan ise bu problemlerin artık sadece ileri yaşlarda karşımıza çıkmaması. Genç yetişkinlerde ve öğrencilerde de boyun, sırt ve bel ağrılarını daha sık görüyoruz. Burada sadece ‘duruşumuz bozuk’ demek yeterli değil. Bence asıl üzerinde durmamız gereken konulardan biri, gün içerisinde ne kadar hareket ettiğimiz.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Her egzersiz herkes</p>

<p>için uygun değildir”</p>

<p></p>

<p>Ağrı yaşayan kişilerin dijital medya platformlarından gördükleri egzersizleri kendi kendilerine uygulamalarının bazı durumlarda sakıncalı olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, egzersizin kişinin ihtiyacına göre planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>“Egzersiz kesinlikle önemli ve doğru kullanıldığında çok değerli bir tedavi aracıdır.” diyen Demirci, şöyle devam etti:</p>

<p>“Ancak her egzersiz herkes için uygun değildir. Aynı bölgede ağrı olması, ağrının nedeninin de aynı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle sanal medyada görülen bir hareketi, sadece başka bir kişiye iyi geldiği için uygulamak doğru olmayabilir. Özellikle şiddetli veya giderek artan ağrı, uyuşma, güç kaybı ya da belirgin hareket kısıtlılığı varsa öncelikle bir değerlendirme yapılması gerekir. Kısacası, egzersizi önermiyoruz demek doğru değil; tam tersine egzersizi doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru şekilde uygulamak gerekiyor.”</p>

<p></p>

<p>Fizyoterapi yalnızca</p>

<p>ortopedik sorunlarla</p>

<p>sınırlı değil</p>

<p></p>

<p>Fizyoterapi ve rehabilitasyonun çok geniş bir çalışma alanına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Demirci, ortopedik sorunların yanı sıra nörolojik hastalıklar, spor yaralanmaları, yaşlılık ve kronik hastalıklarda da fizyoterapinin önemli rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Demirci, “Fizyoterapi ve rehabilitasyonun çalışma alanı oldukça geniş. Ortopedik problemlerin yanı sıra inme, Parkinson hastalığı, multiple skleroz gibi nörolojik hastalıklarda, spor yaralanmalarında, yaşlılıkta ve çeşitli kronik hastalıklarda önemli bir rol üstleniyoruz. Buradaki amaç sadece ağrıyı azaltmak değil. Kişinin günlük yaşamını mümkün olduğunca bağımsız sürdürebilmesi, hareket edebilmesi ve yaşam kalitesinin korunması da en az ağrının azaltılması kadar önemli.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Sağlıklı yaşlanmanın</p>

<p>anahtarı kas gücü</p>

<p>ve denge</p>

<p></p>

<p>Yaşın ilerlemesiyle kas gücü ve dengede azalma görülebileceğini ancak bunun kaçınılmaz olarak ciddi hareket kaybına dönüşmek zorunda olmadığını belirten Prof. Dr. Deniz Demirci, “Yaş ilerledikçe kas gücü ve denge azalabiliyor. Fakat bunun mutlaka ciddi bir hareket kaybına dönüşmesi gerekmiyor. Düzenli ve kişiye uygun egzersizle kas gücünü, dengeyi ve hareket kabiliyetini uzun süre korumak mümkün. Özellikle düşmeler yaşlı bireylerde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle denge, kas gücü ve yürüme kapasitesinin değerlendirilmesi ve gerekli egzersizlerin planlanması önemli. Burada hedefimiz kişinin sadece daha uzun yaşaması değil, mümkün olduğunca uzun süre bağımsız ve aktif kalabilmesi.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Robotik rehabilitasyon,</p>

<p>sanal gerçeklik ve yapay zekâ</p>

<p>daha fazla kullanılacak</p>

<p></p>

<p>Teknolojinin fizyoterapi ve rehabilitasyon alanındaki kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, robotik rehabilitasyon, sanal gerçeklik ve yapay zekâ uygulamalarının gelecekte fizyoterapistlere önemli olanaklar sağlayacağını dile getirerek, “Teknolojinin fizyoterapideki kullanımının önümüzdeki dönemde daha da artacağını düşünüyorum. Robotik rehabilitasyon, sanal gerçeklik ve yapay zekâ; hastanın hareketlerinin değerlendirilmesi, gelişiminin takip edilmesi ve egzersizlerin kişiye göre düzenlenmesi konusunda bize önemli imkânlar sağlayabilir.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Teknoloji fizyoterapistin</p>

<p>yerini almayacak”</p>

<p></p>

<p>Teknolojik gelişmelerin mesleğin geleceği açısından önemli olduğunu ancak insan faktörünün fizyoterapinin merkezinde kalmaya devam edeceğini vurgulayan Prof. Dr. Demirci, şöyle konuştu:</p>

<p>“Ama teknolojinin fizyoterapistin yerini alacağını düşünmüyorum. Daha çok fizyoterapistin değerlendirme ve tedavi sürecini destekleyen bir araç olacak. Çünkü hastanın sadece hareketini değil, ihtiyaçlarını, beklentilerini ve günlük yaşamını bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu noktada insan iletişimi ve klinik deneyim hâlâ çok önemli.”</p>

<p>Gelecekte daha fazla teknoloji kullanılan ve kişiselleştirilmiş tedavilerin öne çıktığı bir fizyoterapi anlayışının gelişeceğini kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Önümüzdeki yıllarda daha fazla teknoloji kullanacağımız, daha kişiye özel tedaviler uygulayacağımız bir fizyoterapi anlayışının gelişeceğini düşünüyorum. Ancak temel değişmeyecek: İnsanı hareket ettirmek ve mümkün olduğunca bağımsız bir yaşam sürmesine yardımcı olmak.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/sanal-medyada-gordugunuz-her-egzersizi-uygulamayin</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/sanal-medyada-gordugunuz-her-egzersizi-uygulamayin.jpg" type="image/jpeg" length="57586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lohusa kadının yalnız bırakılmaması önemli!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/lohusa-kadinin-yalniz-birakilmamasi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/lohusa-kadinin-yalniz-birakilmamasi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğum sonrası dönemin, anneler için hem fiziksel hem de ruhsal açıdan hassas bir süreç olarak öne çıktığını belirten uzmanlar, özellikle annenin yalnız bırakılmamasının depresyon ve psikoz riskine karşı koruyucu olduğunu söylüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eş ve aile desteğinin annenin bu döneme uyum sağlamasında önemli rol oynadığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, “Annenin çocukla ilgili endişeleri konusunda hiç ikna edilemez hale gelmesi, bebekle ilgili sıra dışı düşünceler geliştirmesi halinde dikkatli olunmalı. Özellikle gerçek dışı veya olağan dışı durumlardan bahsetmeye başlayan annelerin mutlaka hastaneye götürülmesi gerekir.” dedi. Halk arasında ‘al basması’ veya ‘al karası’ olarak bilinen inanışın postpartum psikozun kültürel bir karşılığı olabileceğini aktaran Prof. Dr. Beştepe, geleneksel olarak lohusaların yalnız bırakılmamasının ruhsal açıdan koruyucu bir yaklaşım olduğunu vurguladı.</p>

<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, doğum sonrası depresyon ve postpartum psikozun risk faktörleri, belirtileri ve tedavisinin yanı sıra lohusa dönemde anneye verilen aile desteğinin koruyucu rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Lohusa kadının yalnız</p>

<p>bırakılmaması önemli!</p>

<p></p>

<p>Kültürümüzde lohusa kadının özellikle ilk günlerde yalnız bırakılmamasının gerçekten önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, “İlk dönemde kadın kendini çok yalnız hissederse depresyona, hatta psikoza girme riski artar.” dedi.</p>

<p>Bu süreçte mutlaka yanında yardımcı birilerinin bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Beştepe, “Annenin bebeğin ilk bakımında yalnız kalmadığını hissetmesi gerekir. Emzirmenin öğretilmesi, çocuğun beslenmesi, altının değiştirilmesi ve huyuna alışılması önemlidir. Zira her çocuk birbirinin aynısı olmaz, bazı çocuklar biraz daha huzursuz olabilir. Buna alışma sürecinde yanında yardımcı birilerinin bulunması her zaman çok değerlidir. Bunu kültürümüzün iyi alışkanlıklarından biri olarak değerlendiriyorum; çünkü oldukça koruyucudur. Zaten kültürümüzde bilindiği üzere ‘kırkı çıkarmak’ geleneği vardır. Çocuk kırkı çıkana kadar genellikle evden pek çıkarılmaz. Anne, anneanne, babaanne gibi kadın yakınları başta olmak üzere destek olurlar. Bu çok önemli bir destektir.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Babanın desteği, önemli</p>

<p>bir koruyucu rol oynuyor!</p>

<p></p>

<p>Doğum sonrası dönemde babanın desteğinin de önemli bir koruyucu faktör olduğunu ifade eden Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, “Çocuk yalnızca annenin değil, ailenin çocuğudur. Babanın da anne kadar sürece yakın olması gerekir.” dedi.</p>

<p>Kadının eşinden destek görmesinin, anlaşıldığını hissetmesinin ve yalnız bırakılmamasının depresyon açısından koruyucu olduğunu aktaran Prof. Dr. Beştepe, “Bu desteklerin mevcut olması halinde kadının postpartum depresyona girme ihtimali oldukça azalır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Olağan dışı durumlardan</p>

<p>bahsetmeye başlayan</p>

<p>annelerin hastaneye</p>

<p>götürülmesi gerekir!</p>

<p></p>

<p>Doğum sonrası bazı belirtilerin acil yardım gerektirdiğine işaret eden Prof. Dr. Beştepe, şunları söyledi:</p>

<p>“Annenin yoğun uykusuzluk çekmeye başlaması, çocukla ilgili endişeleri konusunda hiç ikna edilemez hale gelmesi, örneğin çocuğunu besleyemediğine kesin olarak inanması, sürekli ve durdurulamaz biçimde ağlaması, iştahının kesilmesi, bebekle ilgili sıra dışı düşünceler geliştirmesi ve duygu değişimlerinin çok fazla olması halinde dikkatli olunmalı. Özellikle gerçek dışı veya olağan dışı durumlardan bahsetmeye başlayan annelerin mutlaka hastaneye götürülmesi gerekir.”</p>

<p></p>

<p>Annenin yükü tek başına</p>

<p>üstlenmesi doğum sonrası</p>

<p>depresyon riskini artırıyor!</p>

<p></p>

<p>Doğum sonrası depresyonu etkileyen birçok faktör olduğuna değinen Prof. Dr. Beştepe, “Bunların en önemlilerinden biri annenin bebeği isteyip istemediği ve bebeğin planlı olup olmadığıdır. Anne yaşının küçük veya çok ileri yaşta olması da etkileyen faktörler arasında yer alır. Bu durumlarda kişiler çok stresli olabilir.” dedi.</p>

<p>Düşük sosyoekonomik düzey ve sosyal destek yetersizliğinin doğum sonrası depresyon olasılığını artırdığını kaydeden Prof. Dr. Beştepe, baba desteğinin olmaması, annenin her şeye tek başına yetişmeye çalışması ve bekar annelerde doğum sonrası depresyonun daha sık görüldüğünü belirtti.</p>

<p></p>

<p>Postpartum psikoz, bebeğe</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ve anneye zarar verme riski</p>

<p>taşıyan ağır bir tablo!</p>

<p></p>

<p>Postpartum psikozun postpartum depresyondan oldukça farklı ve çok daha ağır bir tablo olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, “Bunu kişinin gerçeklikle olan bağının bütünüyle kopması olarak tanımlayabiliriz. Genellikle duygudurum bozuklukları zemininde gelişir, depresyon, mani veya doğrudan bir psikoz tablosunun başlangıcı olabilir.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Postpartum psikozun en temel ayırt edici özelliğinin gerçeklik algısının tamamen yitirilmesi ve sanrı ile varsanımların eşlik etmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Engin Beştepe, şöyle devam etti:</p>

<p>“Kişinin gerçekte olmayan görüntüler görebilir, sesler duyabilir ve bu algıların doğrultusunda hareket edebilir. Çoğunlukla bebeğe ve kendine zarar verme düşünceleri de eşlik edebilir ki bu tablonun en kritik özelliğidir.</p>

<p>Bu durumda mutlaka yatarak tedavi uygulanması gerekir; ayakta tedavi uygulanamaz. Annenin içinde bulunduğu klinik durum nedeniyle güvenlik gerekçesiyle bebekten geçici olarak ayrılması gerekir. Postpartum psikoz oldukça ağır bir tablodur ancak depresyona kıyasla daha nadir görülür.”</p>

<p></p>

<p>‘Al karası’, postpartum</p>

<p>psikozun geleneksel</p>

<p>kültürümüzdeki karşılığı!</p>

<p></p>

<p>Halk arasında ‘al basması’ veya ‘al karası’ olarak anlatılan durumların postpartum psikozla ilişkili olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Beştepe, “Bu inanış postpartum psikozun geleneksel kültürümüzdeki karşılığıdır.” dedi.</p>

<p>Bu anlamda sağduyulu bir kültürel geleneğe sahip olduğumuzu düşündüğünü ifade eden Prof. Dr. Beştepe, “Kırkı çıkmamış lohusaların yalnız bırakılmaması hem depresyon hem de al basması riskine karşı koruyucudur. Eski kadınlar ve ebeler bu durumun farkında olarak tedbirli yaklaşıyor.” Diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/lohusa-kadinin-yalniz-birakilmamasi-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/lohusa-kadinin-yalniz-birakilmamasi-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="83673"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karkamış’ta 100 konut planlanıyor]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/karkamista-100-konut-planlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/karkamista-100-konut-planlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ilçe halkının konut ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak amacıyla Karkamış’ta hayata geçirilen konut projesinin şantiye alanında incelemelerde bulundu, projenin mevcut durumu, inşaat süreci ve planlanan etaplara ilişkin teknik heyetten bilgi aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, özel iştiraki Gazi Konut aracılığıyla kent genelinde sürdürdüğü konut seferberliğini ilçelere taşıyor. Uygun koşullarda nitelikli konuta erişimi artırmayı amaçlayan çalışmalar kapsamında Karkamış’ta yapımına başlanan konut projesinde çalışmalar devam ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel ve teknik heyetle birlikte proje alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Karkamış Projesi kapsamında toplam 100 konutun hayata geçirilmesi planlanıyor. Projenin yapımına başlanan ilk etabında ise net kullanım alanları 70 ile 75 metrekare arasında değişen 25 adet 2+1 daire yer alıyor. 18 Haziran’da yapı ruhsatının alınmasının ardından şantiye çalışmalarının başladığı projede, ilk 25 konutun Mayıs 2027’de anahtar tesliminin yapılması hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>Şahin: “Konut Projesi</p>

<p>Devlet Memurları İçin</p>

<p>Kolaylık Sağlayacak”</p>

<p></p>

<p>Başkan Fatma Şahin, Karkamış’ın stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Bir taraftan Karkamış’ta antik kentimiz bulunuyor. Diğer taraftan Kuş Cenneti projemiz nihayete eriyor. Dolayısıyla kültür turizmş açısında bu ilçemiz çok iyi bir potansiyele sahip” dedi.</p>

<p>Bu konut projesinin devlet memurlarının konaklamasında önemli bir kolaylık sağlayacağına vurgu yapan Başkan Fatma Şahin, “Nizip’ten Karkamış’a günlük rutin yol yapan memurlarımız açısından bu inşa edilen daireler, onları rahatlatacak. Çünkü Nizip-Karkamış arası her gün bu yolu gelip gitmek ciddi zaman kaybına neden oluyor. Bu anlamda Karkamış’ın kendi ihtiyacını kendi içerisinde giderebilmesi adına bu konut ihtiyacına hızlıca cevap vermek önemliydi. Biz de Gazi Konut olarak gelen talep üzerine hemen reaksiyon aldık. Konut projesi, ilçeye ilaç gibi iyi gelecektir” diye konuştu.</p>

<p>Gazi Konut’un giderek bir marka haline geldiğini anlatan Başkan Fatma Şahin, “Gazi Konut çok hızlı bir şekilde bina yapımını tamamlıyor. Kalifikasyonu arttı. Bunun yanı sıra uygun ve güvenilir yapılar inşa ediyor. Bu konut anlayışıyla örnek bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Kaymakam Akgün,</p>

<p>Konut Projesinin Hayırlı</p>

<p>Olmasını Diledi</p>

<p></p>

<p>Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, Karkamış’ın konut ihtiyacını önemli oranda cevap verecek bu projenin şimdiden hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere teknik heyete teşekkürlerini iletti.</p>

<p></p>

<p>Güzel: “İlçeye Ciddi</p>

<p>Anlamda Fayda</p>

<p>Sağlayacak”</p>

<p></p>

<p>Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in konut ihtiyacı taleplerine hızlıca cevap verdiğini ifade ederek, “Dışardan ilçemize gelen özellikle memur kesiminin konut ihtiyacına karşılık gelmesi açısından bu proje çok değerli. Ciddi anlamda ilçemize fayda sağlayacaktır” dedi.</p>

<p></p>

<p>Fedaioğlu: “Gazi Konut</p>

<p>Birçok Noktada Kentin</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konut İhtiyacını Gideriyor”</p>

<p></p>

<p>Gaziantep AK Parti İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Büyükşehir Belediyesi özel iştiraki Gazi Konut’un kentin birçok noktasında konut ihtiyacını giderdiğini dile getirerek, “Bugün de Karkamış ilçemizdeyiz, konut çalışmalarını inceliyoruz. Bu konut yapımıyla ilçenin konut ihtiyacı da büyük oranda giderilmiş olacak” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>2027 mayıs ayında konutların</p>

<p>anahtar teslimi yapılacak</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Gazi Konut Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Haz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in talimatıyla Karkamış’ta 100 konut projesini başlattıklarını aktararak, “Bugün incelemesini yaptığımız inşaat alanında 25 daire bulunuyor. Bunlar 2+1 dairelerden oluşuyor. Kısmet olursa dairelerimizin anahtar teslimini 2027 Mayıs ayında anahtar teslimini yapacağız” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/karkamista-100-konut-planlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/karkamista-100-konut-planlaniyor2.jpeg" type="image/jpeg" length="80086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fiyat ve ürün güvenliği birlikte denetleniyor]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/fiyat-ve-urun-guvenligi-birlikte-denetleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/fiyat-ve-urun-guvenligi-birlikte-denetleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te kırtasiye denetimi: 312 iş yerinde 18 bin ürün incelendi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala, öğrencilerin güvenli ve mevzuata uygun kırtasiye ürünlerine ulaşabilmesi amacıyla kent genelinde denetimler sıklaştırıldı. Gaziantep Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen kontrollerde 312 iş yerinde toplam 18 bin ürün mercek altına alındı.</p>

<p>Yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte ailelerin okul alışverişleri hız kazanırken, öğrencilerin sağlığını ve tüketicilerin haklarını korumaya yönelik denetimler de artırıldı.</p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Ticaret Bakanlığının talimatları doğrultusunda kent genelindeki kırtasiye işletmeleri ile okul malzemelerinin satışa sunulduğu iş yerlerinde kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde hem ürün güvenliği hem de fiyat ve etiket uygulamaları kontrol edildi.</p>

<p></p>

<p>312 iş yerinde 18 bin</p>

<p>ürün kontrol edildi</p>

<p></p>

<p>İl genelinde yürütülen denetimler kapsamında bugüne kadar 312 iş yerinde toplam 18 bin ürün incelendi.</p>

<p>Ekipler tarafından gerçekleştirilen kontrollerde ürünlerin etiket ve fiyat bilgileri başta olmak üzere mevzuata uygunluğu ve tüketici sağlığı açısından taşıması gereken şartlar değerlendirildi.</p>

<p>Özellikle öğrencilerin doğrudan temas ettiği kalem, silgi, boya, defter ve benzeri kırtasiye ürünlerinin belirlenen standartlara uygun olup olmadığı ayrıntılı şekilde incelendi.</p>

<p>Denetimlerle birlikte çocukların sağlığını tehdit edebilecek, güvenlik standartlarını karşılamayan veya mevzuata aykırı ürünlerin satışının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yalnızca ürünlerin güvenliğini değil, tüketicilerin ekonomik açıdan mağdur edilmemesi için fiyat uygulamalarını da kontrol ediyor.</p>

<p>Denetimlerde ürünlerin raf ve kasa fiyatlarının uyumlu olup olmadığı incelenirken, etiketlerde satış fiyatı ile birim fiyat bilgilerinin açık ve anlaşılır şekilde yer alıp almadığı da kontrol ediliyor.</p>

<p>Mevzuata aykırı uygulamaların tespit edilmesi halinde ilgili işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımların uygulanacağı bildirildi.</p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürü Burhan Kahraman da saha denetimlerine katılarak ekiplerin çalışmalarını yerinde takip etti. Kahraman, kırtasiye ürünlerini sağlık ve fiyat uygunluğu açısından inceleyerek denetim süreci hakkında bilgi aldı.</p>

<p></p>

<p>“18 bin ürünü</p>

<p>titizlikle denetledik”</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürü Burhan Kahraman, denetimlerin eğitim-öğretim yılı boyunca devam edeceğini belirtti.</p>

<p>Kahraman, 11 Ağustos itibarıyla kent genelinde denetimlerin başlatıldığını ifade ederek, öğrencilerin ve velilerin sağlığını, haklarını ve hukukunu korumayı amaçladıklarını söyledi.</p>

<p>Kahraman, yürütülen çalışmalar kapsamında bugüne kadar 312 iş yerinde 18 bin ürünün titizlikle denetlendiğini belirterek, denetimlerin yanı sıra kırtasiye esnafına mevzuat ve ürün güvenliği standartları konusunda rehberlik hizmeti de verildiğini kaydetti.</p>

<p>Denetimlerin temel amaçlarından birinin fahiş fiyat uygulamalarının ve etiket ihlallerinin önüne geçmek olduğunu vurgulayan Kahraman, esnafın bilinçlendirilmesiyle daha şeffaf bir piyasa düzeninin oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Raf ve kasa fiyatlarına</p>

<p>dikkat çekildi</p>

<p></p>

<p>Kahraman, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde raf ve kasa fiyatlarının karşılaştırıldığını belirtti.</p>

<p>Etiketlerde ürünün birim ve satış fiyatlarının açık şekilde belirtilip belirtilmediğinin de kontrol edildiğini aktaran Kahraman, mevzuata aykırı durumların tespit edilmesi halinde firmalar hakkında gerekli idari işlemlerin uygulanacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle okul alışverişlerinin yoğunlaştığı bu dönemde tüketicilerin fiyat etiketlerini dikkatli şekilde incelemesi gerektiğine dikkat çekildi.</p>

<p></p>

<p>Velilere “etiket fiyatını</p>

<p>kontrol edin” uyarısı</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürü Burhan Kahraman, kırtasiye alışverişi yapan ailelere de önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Velilerin ürün satın alırken öncelikle etiket fiyatı ile kasa fiyatının aynı olup olmadığını kontrol etmeleri gerektiğini belirten Kahraman, iki fiyat arasında uyuşmazlık olması halinde tüketici lehine olan fiyatın geçerli olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Kahraman, vatandaşların alışveriş sırasında karşılaştıkları olası fiyat ve etiket sorunlarını yetkili mercilere bildirmelerinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Denetimler eğitim dönemi</p>

<p>boyunca devam edecek</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Ticaret İl Müdürlüğü tarafından yürütülen denetim ve rehberlik faaliyetlerinin yalnızca okul alışverişlerinin yoğunlaştığı dönemle sınırlı kalmayacağı bildirildi.</p>

<p>Kent genelinde öğrencilerin sağlığı ve tüketicilerin ekonomik haklarının korunması amacıyla denetimlerin 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi boyunca kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.</p>

<p>Vatandaşlar, kırtasiye alışverişlerinde karşılaştıkları aksaklıkları ALO 175 Tüketici Hattı veya Haksız Fiyat Artışı (HFA) Mobil Uygulaması üzerinden Gaziantep Ticaret İl Müdürlüğüne bildirebilecek.</p>

<p>Yetkililer, özellikle çocukların kullandığı kırtasiye ürünlerinde yalnızca fiyatın değil, ürünün güvenliğinin ve mevzuata uygunluğunun da dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/fiyat-ve-urun-guvenligi-birlikte-denetleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/ekran-resmi-2026-09-08-151939.png" type="image/jpeg" length="67065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3 sanık için müebbet istendi]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/3-sanik-icin-muebbet-istendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/3-sanik-icin-muebbet-istendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düğün saldırısı davasında mütalaa açıklandı:]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te 2023 yılında sokak düğününe düzenlenen silahlı saldırıda 3 çocuk babası Murat Kara’nın hayatını kaybetmesine ilişkin davada savcılık mütalaasını açıkladı. Esas hakkındaki mütalaada 3 sanığın, Murat Kara’nın ölümüne ilişkin “kasten öldürme”, düğünde yaralanan İbrahim B.’ye yönelik ise “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından cezalandırılması talep edildi. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı erteledi.</p>

<p>Gaziantep’te 24 Kasım 2023 tarihinde Şehitkamil ilçesinde bir sokak düğününe yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda 32 yaşındaki Murat Kara’nın hayatını kaybetmesine ilişkin davanın görülmesine devam edildi.</p>

<p>Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada maktulün ailesi ve avukatı ile sanıklar ve sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmada tarafların beyanlarının ardından savcılık esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.</p>

<p></p>

<p>Savcı 3 sanık için</p>

<p>müebbet hapis istedi</p>

<p></p>

<p>Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Murat Kara’nın öldürülmesine ilişkin Salih U., Emin U. ve Duran U.’nun “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.</p>

<p>Savcı ayrıca olay sırasında düğün alanında bulunan ve yaralanan İbrahim B.’ye yönelik eylem nedeniyle de 3 sanığın “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Böylece savcılık makamı, sanıkların hem Murat Kara’nın ölümünden hem de İbrahim B.’ye yönelik eylemden sorumlu tutulmasını talep etti.</p>

<p></p>

<p>Maktul ailesi en ağır</p>

<p>cezanın verilmesini istedi</p>

<p></p>

<p>Duruşmada söz alan Murat Kara’nın ailesi, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.</p>

<p>Aile, olayın üzerinden geçen süreye rağmen yaşadıkları acının devam ettiğini belirterek, sanıkların adalet önünde hesap vermesini istedi.</p>

<p>Murat Kara’nın avukatı da mütalaadaki talepler doğrultusunda sanıkların cezalandırılmasını istedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanıklar beraat ve tahliye</p>

<p>talebinde bulundu</p>

<p></p>

<p>Duruşmada savunma yapan sanıklar ise üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek beraat ve tahliye talebinde bulundu.</p>

<p>Sanık avukatları da müvekkillerinin tutukluluk hallerinin sona erdirilmesini ve davanın beraatle sonuçlandırılmasını talep etti.</p>

<p>Tarafların beyanlarının ardından dosyayı değerlendiren mahkeme heyeti, davanın bir sonraki duruşmada devam etmesine karar verdi.</p>

<p></p>

<p>Mahkeme tutukluluk</p>

<p>halinin devamına karar verdi</p>

<p></p>

<p>Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.</p>

<p>Sanık ve avukatlarına, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamaları için süre verildi.</p>

<p>Mahkeme, mütalaaya karşı savunmaların alınması amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.</p>

<p></p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p></p>

<p>Olay, 24 Kasım 2023 tarihinde Şehitkamil ilçesine bağlı Aydıntepe Mahallesi’nde meydana geldi.</p>

<p>İddiaya göre mahallede gerçekleştirilen bir sokak düğününe, gelinin eski eşinin yakınları tarafından silahlı saldırı düzenlendi.</p>

<p>Düğün alanına rastgele ateş açılması sonucu 5 kişi yaralandı. Silah sesleriyle birlikte düğün alanında büyük panik yaşanırken, çevrede bulunan vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.</p>

<p>İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.</p>

<p></p>

<p>Düğün alanı savaş alanına döndü</p>

<p></p>

<p>Silahlı saldırıda yaralanan 5 kişi, olay yerindeki vatandaşların özel araçlarıyla Şehitkamil Devlet Hastanesi’ne götürüldü.</p>

<p>Yaralılar hastanede tedavi altına alınırken, saldırının ardından polis ekipleri olayla ilgili geniş çaplı çalışma başlattı.</p>

<p>Ağır yaralanan 3 çocuk babası Murat Kara, hastanede doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>32 yaşındaki Kara’nın ölümü, olayın yaşandığı mahallede büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p></p>

<p>Davada karar bekleniyor</p>

<p></p>

<p>Murat Kara’nın hayatını kaybettiği, 4 kişinin ise yaralandığı silahlı saldırıyla ilgili yargılama süreci devam ederken, savcılığın açıkladığı mütalaa davanın önemli aşamalarından biri oldu.</p>

<p>Savcılık, üç sanığın Murat Kara’nın ölümünden dolayı müebbet hapis cezasıyla, düğünde yaralanan İbrahim B.’ye yönelik eylemleri nedeniyle de kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasını istedi.</p>

<p>Mahkeme ise sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek mütalaaya karşı savunmaların hazırlanması için süre verdi.</p>

<p>Davanın bir sonraki duruşmasında sanıkların mütalaaya ilişkin savunmalarının alınması ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/3-sanik-icin-muebbet-istendi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/dugun-saldirisi-davasinda-mutalaa-3.jpg" type="image/jpeg" length="69859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep’in üretim gücü ihracata yansıyor]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-uretim-gucu-ihracata-yansiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-uretim-gucu-ihracata-yansiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 8 ayına ilişkin iller bazında ihracat verilerini açıkladı. Türkiye genelinde 56 ilin ihracatı artarken, 25 il 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağustos ayında en fazla ihracat yapan iller sıralamasında Gaziantep de üst sıralarda yer aldı.</p>

<p>Türkiye'nin ihracat performansına ilişkin Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Ocak-Ağustos 2026 dönemi verileri, ihracatın ülke genelinde artış eğilimini sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Bakanlığın verilerine göre Türkiye'nin 2026 yılı Ocak-Ağustos dönemindeki ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 185 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış ihracat ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p>İhracatta İstanbul ilk sırada yer alırken, Gaziantep de ağustos ayında Türkiye'nin en fazla ihracat gerçekleştiren illeri arasında yer alarak dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep ihracatta ilk 10’da</p>

<p></p>

<p>Ağustos ayında iller bazında gerçekleştirilen ihracatta İstanbul 5 milyar 503 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. İstanbul'u 3 milyar 122 milyon dolarla Kocaeli, 1 milyar 842 milyon dolarla İzmir, 1 milyar 423 milyon dolarla Bursa ve 1 milyar 241 milyon dolarla Mersin takip etti.</p>

<p>Bu illerin ardından Tekirdağ, Ankara, Gaziantep, Sakarya ve Manisa, ağustos ayında ihracatta öne çıkan ikinci beş il arasında yer aldı.</p>

<p>Gaziantep'in bu sıralamada yer alması, kentin Türkiye'nin üretim ve dış ticaret merkezleri arasındaki konumunu koruduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p>56 ilin ihracatı arttı</p>

<p></p>

<p>Ticaret Bakanlığı verilerinin en dikkat çekici başlıklarından biri de ihracat artışının ülke geneline yayılması oldu.</p>

<p>2026 yılının ilk 8 ayında 56 ilin ihracatını artırdığı açıklandı. Böylece ihracattaki yükselişin yalnızca belirli birkaç sanayi kentinde yoğunlaşmadığı, farklı illerdeki üretim ve ihracat kapasitesinin de dış ticaret performansına katkı sunduğu görüldü.</p>

<p>Aynı dönemde 25 il 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi.</p>

<p>Bakanlık, illerin ihracat kompozisyonundaki ürün ve sektör çeşitliliğinin de dış ticaretin dayanıklılığını artıran önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>İlk 8 ayda ihracat artışında</p>

<p>Ankara öne çıktı</p>

<p></p>

<p>Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla ihracatını en fazla artıran il 1 milyar 185 milyon dolarlık artışla Ankara oldu.</p>

<p>Ankara'yı 1 milyar 22 milyon dolarlık artışla Kocaeli, 960 milyon dolarlık artışla Bursa, 655 milyon dolarlık artışla Mersin ve 479 milyon dolarlık artışla Yalova takip etti.</p>

<p>İlk 8 aylık dönemde Türkiye genelinde gerçekleştirilen ihracat artışının yüzde 45'inin Ankara, Kocaeli ve Bursa tarafından sağlandığı bildirildi.</p>

<p>Gaziantep ise sahip olduğu sanayi altyapısı, üretim çeşitliliği ve geniş ihracat pazarı sayesinde Türkiye'nin önde gelen ihracatçı kentleri arasındaki yerini korudu.</p>

<p></p>

<p>Ağustosta ihracat</p>

<p>artışında İstanbul lider</p>

<p></p>

<p>Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracatını en fazla artıran il ise 634 milyon dolarlık artışla İstanbul oldu.</p>

<p>İstanbul'u 467 milyon dolarlık artışla Mersin, 444 milyon dolarlık artışla Kocaeli, 109 milyon dolarlık artışla Balıkesir ve 96 milyon dolarlık artışla Sakarya takip etti.</p>

<p>Ağustos ayında gerçekleşen ihracat artışının yüzde 87,5'inin İstanbul, Mersin ve Kocaeli tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Otomotiv, makine ve</p>

<p>kıymetli taşlar öne çıktı</p>

<p></p>

<p>Türkiye'nin ağustos ayı ihracatında sektörler ve ürün grupları açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Ağustos ayı itibarıyla Türkiye'nin ihracatına en fazla katkı sağlayan ilk üç fasıl; motorlu kara taşıtları, kazanlar ve makineler ile kıymetli veya yarı kıymetli taşlar oldu.</p>

<p>Motorlu kara taşıtları ihracatına en fazla katkıyı Kocaeli, Bursa ve Sakarya sağlarken, kazanlar ve makineler faslında İstanbul, Bursa ve İzmir öne çıktı.</p>

<p>Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar ihracatında ise İstanbul, Çorum ve Sakarya en fazla katkı sağlayan iller arasında yer aldı.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in üretim</p>

<p>gücü ihracata yansıyor</p>

<p></p>

<p>Sanayi ve ticaret kapasitesiyle Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep, farklı sektörlerde gerçekleştirdiği dış satımla ülke ihracatına katkı sunmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kentte özellikle tekstil, halı, gıda, makine, plastik ve kimya gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar, Gaziantep'in ihracat yapısının çeşitlenmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ağustos ayı verilerinde Gaziantep'in Türkiye'nin en fazla ihracat gerçekleştiren illeri arasında bulunması, kentin dış pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu gösterdi.</p>

<p></p>

<p>İhracat performansı</p>

<p>ülke geneline yayılıyor</p>

<p></p>

<p>Ticaret Bakanlığının açıkladığı veriler, Türkiye'nin ihracatında bölgesel ve sektörel çeşitliliğin arttığını da ortaya koydu.</p>

<p>İlk 8 ayda 56 ilin ihracatını artırması ve 25 ilin 1 milyar doların üzerinde dış satım gerçekleştirmesi, ihracat kapasitesinin ülke genelinde genişlediğine işaret etti.</p>

<p>Bakanlık, illerin farklı ürün ve sektörlerde ihracat yapmasının, küresel ticarette yaşanabilecek dalgalanmalara karşı Türkiye'nin ihracat yapısını daha dayanıklı hale getirdiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye'nin 2026 yılının ilk 8 ayında 185 milyar dolarlık ihracata ulaşması, yıllıklandırılmış ihracatın ise 280,3 milyar dolara yükselmesi, yılın geri kalanında dış ticaret performansının daha da yukarı taşınması hedefini güçlendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-uretim-gucu-ihracata-yansiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/gaziantepin-uretim-gucu-ihracata-yansiyor99.jpg" type="image/jpeg" length="53114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Biberler güneşte bekletilip pul bibere dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/biberler-guneste-bekletilip-pul-bibere-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/biberler-guneste-bekletilip-pul-bibere-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’in İslahiye ilçesinde kırmızı biber hasadı başladı. Tarlalardan özenle toplanan biberler, pul bibere dönüşmek üzere güneş altında kurutulmaya bırakılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 2 gün güneşte bekletilen biberler, daha sonra çuvallanarak fabrikalara gönderiliyor ve burada işlenerek sofraların vazgeçilmezi pul bibere dönüştürülüyor.</p>

<p>Gaziantep’in önemli tarım merkezlerinden İslahiye’de biber hasadıyla birlikte tarlalarda yoğun hareketlilik yaşanmaya başladı. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giden işçiler, olgunlaşan kırmızı biberleri tek tek toplayarak işleme alanlarına getiriyor.</p>

<p>Toplanan biberler burada ilk olarak parçalanıyor ve ardından geniş alanlara serilerek güneş altında kurumaya bırakılıyor. İslahiye güneşinde yaklaşık iki gün bekletilen biberler, kurutma işleminin ardından çuvallanarak fabrikalara gönderiliyor.</p>

<p></p>

<p>Tarladan sofraya uzanan</p>

<p>zahmetli yolculuk</p>

<p></p>

<p>İslahiye’de hasat edilen kırmızı biberler, sofralara ulaşmadan önce oldukça zahmetli bir süreçten geçiyor.</p>

<p>Tarlalarda işçiler tarafından toplanan biberler, işleme alanlarına getirildikten sonra parçalanıyor. Ardından güneşin altında kurumaya bırakılan biberlerin yeterince kuruması için işçiler tarafından belirli aralıklarla üzerinde yürünerek işlemin daha sağlıklı şekilde gerçekleşmesi sağlanıyor.</p>

<p>Yaklaşık iki günlük güneşleme sürecinin ardından kuruyan biberler çuvallara dolduruluyor. Son aşamada ise fabrikalara gönderilen biberler çeşitli işlemlerden geçirilerek pul bibere dönüştürülüyor.</p>

<p></p>

<p>“Güneşte 2 gün kalarak</p>

<p>pul biber oluyor”</p>

<p></p>

<p>Biber üreticilerinden çiftçi Kamber Yıldırım, hasat ve kurutma süreci hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Yıldırım, biberlerin tarladan toplandıktan sonra parçalama işleminden geçirildiğini belirterek, “Burada şu an biberin parçalama işlemi oluyor. Biberler tarlada toplanarak burada güneşe bırakılıyor. Bu biberler burada işlenecek, daha sonra pul biber olacak” dedi.</p>

<p>Biberlerin yaklaşık iki gün boyunca güneş altında tutulduğunu ifade eden Yıldırım, kurutma sürecinin önemli bir aşama olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>İşçiler biberlerin üzerinde</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>yürüyerek kurutuyor</p>

<p></p>

<p>Kurutma alanlarında çalışan işçilerin de önemli bir görev üstlendiğini anlatan Yıldırım, “Bu biberler 2 gün güneşte kalacak. Burada işçiler biberlerin üzerinde yürüyerek kurumasına yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Güneş altında bekletilen biberlerin yeterli seviyede kurumasının ardından çuvallandığını belirten Yıldırım, sonrasında ürünlerin fabrikalara götürüldüğünü kaydetti.</p>

<p></p>

<p>İslahiye biberi pul</p>

<p>bibere dönüşüyor</p>

<p></p>

<p>Yıldırım, hasat edilen biberlerin fabrikalarda işlenerek pul bibere dönüştürüldüğünü belirterek, “İşlem bittikten sonra biberler çuvallanacak. Toplanan biberler fabrikalara götürülerek orada pul biber olacak” diye konuştu.</p>

<p>İslahiye’de başlayan kırmızı biber hasadı, bölgedeki tarımsal üretimin önemli dönemlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Tarladan toplanan biberlerin güneş altında kurutulmasıyla başlayan süreç, fabrikalarda gerçekleştirilen işlemlerin ardından sofralarda kullanılan pul bibere dönüşmesiyle tamamlanıyor.</p>

<p></p>

<p>Güneş altında yoğun mesai</p>

<p></p>

<p>Biber hasadı döneminde üreticiler ve tarım işçileri yoğun bir çalışma yürütüyor. Tarlalarda toplanan biberlerin kısa sürede işleme alanlarına taşınması ve güneşten en iyi şekilde yararlanılarak kurutulması için çalışmalar aralıksız devam ediyor.</p>

<p>İslahiye’de kırmızı biber hasadının ilerleyen günlerde daha da yoğunlaşması beklenirken, üreticiler de sezonun verimli geçmesini umut ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/biberler-guneste-bekletilip-pul-bibere-donusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/biberler-guneste-bekletilip-pul-bibere-donusuyor2.jpg" type="image/jpeg" length="13383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yasa dışı döviz transferi mercek altında!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/yasa-disi-doviz-transferi-mercek-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/yasa-disi-doviz-transferi-mercek-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep merkezli Bingöl ve Mardin’de düzenlenen operasyonda, yurt dışından yasa dışı yollarla getirilen dövizleri usulsüz şekilde yurt dışına aktardıkları ve bu yolla devleti zarara uğrattıkları belirlenen 27 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şüphelilerin şahıs ve şirket hesaplarında toplam 122 milyar 791 milyon 220 bin 128 TL para hareketliliği tespit edilirken, yaklaşık 50 milyon TL değerindeki taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu.</p>

<p>Gaziantep’te kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında dikkat çeken bir operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin desteğiyle yürütülen soruşturma kapsamında Gaziantep merkezli olmak üzere Bingöl ve Mardin’de eş zamanlı operasyon düzenlendi.</p>

<p>Operasyon kapsamında 33 şüpheli ve 28 adres hedef alındı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, 2021-2026 yılları arasında yurt dışından yasa dışı yollarla getirildiği değerlendirilen dövizlerin, Gaziantep’te bulunan bazı şahıs, iş yeri ve şirketler aracılığıyla yurt dışında bulunan şahıs, iş yeri ve şirketlere usulsüz şekilde aktarıldığı tespit edildi.</p>

<p>Ekiplerin gerçekleştirdiği teknik ve mali incelemeler sonucunda şüphelilerin para transferleri ve finansal hareketleri mercek altına alındı.</p>

<p>Yapılan çalışmaların ardından operasyon için düğmeye basıldı.</p>

<p></p>

<p>27 şüpheli gözaltına alındı</p>

<p></p>

<p>Gaziantep merkezli Bingöl ve Mardin’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 27 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.</p>

<p>Şüphelilerin, yasa dışı döviz transferleri ve söz konusu işlemler üzerinden gerçekleştirildiği değerlendirilen mali hareketler nedeniyle devleti zarara uğrattıkları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütüldüğü bildirildi.</p>

<p>Soruşturmanın, kaçakçılık ve suç gelirlerinin aklanmasının yanı sıra resmi belgede sahtecilik ve vergi mevzuatına aykırı işlemler yönünden de sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Hesaplarda 122 milyar TL’lik</p>

<p>hareket tespit edildi</p>

<p></p>

<p>Operasyonun en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise şüphelilerin finansal hesaplarında ortaya çıkarılan para hareketliliği oldu.</p>

<p>MASAK raporları doğrultusunda yapılan incelemelerde, gözaltına alınan şahıs ve şirketlerin hesaplarında toplam 122 milyar 791 milyon 220 bin 128 TL para hareketliliği bulunduğu tespit edildi.</p>

<p>Söz konusu para hareketlerinin, yürütülen soruşturma kapsamında incelendiği ve şüphelilerin bu işlemler aracılığıyla devleti zarara uğrattıklarının değerlendirildiği aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>50 milyon TL’lik mal</p>

<p>varlığına el konuldu</p>

<p></p>

<p>Şüphelilere ait adreslerde gerçekleştirilen aramalarda da çeşitli suç unsurlarına rastlandı.</p>

<p>Aramalarda 1 ruhsatsız tabanca, 49 adet fişek ve çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekipler tarafından yürütülen mali incelemeler kapsamında ise şüphelilere ait yaklaşık 50 milyon TL değerindeki taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu.</p>

<p></p>

<p>Soruşturma sürüyor</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.</p>

<p>Operasyonun, yasa dışı finansal hareketlerin ortaya çıkarılması, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi ve devletin vergi kayıplarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar kapsamında gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında yeni bilgi ve bulguların ortaya çıkması halinde gözaltı sayısının veya operasyonun kapsamının genişleyebileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/yasa-disi-doviz-transferi-mercek-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/yasa-disi-doviz-transferi-mercek-altinda2.jpg" type="image/jpeg" length="32514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Türk adaletine güvenimiz tam’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/turk-adaletine-guvenimiz-tam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/turk-adaletine-guvenimiz-tam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Kolej Vakfı (GKV) Özel Okullarında, eski bir öğrenci velisi tarafından kadın bir okul idarecisine yönelik gerçekleştirilen fiili saldırı girişimi ve sonrasında sosyal medyada başlatılan karalama kampanyasına GKV Yönetim Kurulu sert tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, olayla ilgili gerekli hukuki girişimlerin başlatıldığı belirtilerek, "Eğitimciye yönelik şiddeti ve kurumumuza karşı yürütülen mesnetsiz karalama girişimlerini şiddetle kınıyoruz" denildi.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okullarında meydana gelen olayda, eski bir öğrenci velisinin okulda görevli kadın bir idareciye yönelik fiili saldırı girişimi eğitim camiasında tepkiyle karşılandı.</p>

<p>Yaşanan olayın ardından yazılı bir basın açıklaması yayımlayan GKV Yönetim Kurulu, eğitim yuvalarında şiddetin hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, eğitim çalışanlarının huzurunu, güvenliğini ve itibarını hedef alan her türlü girişimin karşısında kararlılıkla durulacağını bildirdi.</p>

<p>Kadın bir eğitim yöneticisine yönelik gerçekleştirilen saldırının kabul edilemez olduğunun vurgulandığı açıklamada, olayın hemen ardından gerekli hukuki sürecin başlatıldığı belirtildi.</p>

<p>GKV Yönetim Kurulu açıklamasında konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Olayın hemen ardından kurum olarak gerekli suç duyurularında bulunulmuş ve saldırıyı gerçekleştiren şahıs hakkında adli makamlar nezdinde şikâyetçi olunmuştur. Yüce Türk adaletine olan inancımız ve güvenimiz tamdır. Hukuki sürecin titizlikle yürütüleceğine, adaletin tecelli edeceğine ve yaşananların hukuk önünde karşılığını bulacağına inanıyoruz."</p>

<p></p>

<p>"Sosyal medyadaki</p>

<p>karalama kampanyasını</p>

<p>kabul etmiyoruz"</p>

<p></p>

<p>Saldırı girişiminin ardından sosyal medya mecralarında GKV’yi hedef alan asılsız iddia ve paylaşımlarla bir karalama kampanyası yürütüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, söz konusu girişimlerin gerçeği gölgelemeye ve kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaya yönelik olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, "Yaşanan haksız eylemi gölgelemek amacıyla yalan ve gerçeği yansıtmayan beyanlar üzerinden yürütülen bu karalama girişimi, yalnızca kurumumuza değil, eğitim camiasının saygınlığına da zarar vermektedir. Gerçek dışı iddialar ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik paylaşımlar karşısında hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızın bilinmesini isteriz" denildi.</p>

<p></p>

<p>"Yarım asrı aşan eğitim</p>

<p>çınarı algı operasyonlarına</p>

<p>boyun eğmez"</p>

<p></p>

<p>1963 yılından bu yana Gaziantep ve Türkiye’nin eğitim hayatına katkı sunan Gaziantep Kolej Vakfının, köklü geçmişi ve eğitimde benimsediği ilkeler doğrultusunda bu tür karalama ve itibarsızlaştırma girişimleri karşısında taviz vermeyeceğinin altı çizildi.</p>

<p></p>

<p>GKV Yönetim Kurulu açıklamasında şu görüşlere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kurulduğu günden bu yana on binlerce aydınlık genç yetiştiren Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları, mesnetsiz iftiralara ve algı operasyonlarına boyun eğmeyecek kadar köklü ve güçlü bir eğitim çınarıdır. Eğitimde şiddeti normalleştirmeye çalışan, eğitimcilerin saygınlığını hedef alan ve kurumumuzu itibarsızlaştırmayı amaçlayan her türlü girişime karşı hukuk çerçevesinde kararlılıkla mücadele edeceğiz. Gaziantep Kolej Vakfı olarak eğitimcilerimizin, çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin huzur ve güvenliğini korumak en temel sorumluluklarımız arasındadır. Kamuoyunun, bilgi kirliliğine ve kasıtlı olarak yayılan gerçek dışı iddialara itibar etmemesini önemle rica ediyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/turk-adaletine-guvenimiz-tam</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/turk-adaletine-guvenimiz-tam.jpg" type="image/jpeg" length="37091"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘TEHLiKELi BiR SÜRECiN iÇERiSiNDEYiZ’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/tehlikeli-bir-surecin-icerisindeyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/tehlikeli-bir-surecin-icerisindeyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Gaziantep FK karşısında oynadıkları ilk 45 dakikanın, sarı-kırmızılı takımın başındaki en kötü ilk yarı olduğunu söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında Göztepe, sahasında karşılaştığı Gaziantep FK’ya 4-1 mağlup oldu. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, açıklamalarda bulundu. Görevde bulunduğu üç yıl boyunca yaşadığı en kötü 45 dakikayı geride bıraktıklarını ve olabilecek tüm olumsuzlukları bu devrede yaşadıklarını belirten Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, "Sahada yapılabilecek tüm hataları yaptık ve Göztepe'nin oyun kimliğini hiçbir şekilde yansıtamadık; hem hücumda hem de savunmada girdiğimiz tüm ikili mücadeleleri kaybettik" dedi.</p>

<p>Sadece savunma değil hücum hattındaki oyuncuların da ikili mücadelelerde yetersiz kaldığını ve bu durumun kendilerine büyük sıkıntı oluşturduğunu vurgulayan Stoilov, "Maçın ikinci yarısına daha güçlü başladık, kendi oyun anlayışımızla skoru çevirmek için mücadele ettik ancak kırmızı kartın ardından maçın bizim için koptuğunu söyleyebilirim ve şu anda hep birlikte çok zor ve tehlikeli bir sürecin içerisindeyiz" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Birlik olmalıyız"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumu tersine çevirmenin tek yolunun aklımızı doğru kullanmak, çok daha sıkı çalışmak ve istisnasız herkesin daha iyi performans sergileyerek tüm Göztepe ailesinin birlik olması olduğunu belirten Stoilov, "Bu, bizim adımıza son derece önemlidir; çünkü bu zorlu süreç yalnızca oyuncular veya teknik heyet için değil, tüm Göztepe camiası için tehlike arz etmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu sürecin üstesinden ancak hep birlikte hareket ederek gelebileceğimizi ve üç yıldır inşa ettikleri bu birlikteliği kesinlikle bozmamaları gerektiğini vurgulayan Göztepe Teknik Direktörü Stoilov, "Bu olumsuz ortamdan ancak dayanışmayla çıkabiliriz ve aynı zamanda sakatlığı bulunan stoperlerimizin bir an önce savunma hattına dönmesi büyük önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Onların katılımıyla savunmada çok daha güçlü olacaklarını, şu an kalemizde çok fazla gol gördüklerini ve bu durumun kendilerine büyük zarar vererek kesinlikle normal bir durum oluşturmadığını belirten Göztepe Teknik Direktörü Stoilov, "Ben bu tür kriz süreçlerini yönetebilecek tecrübeye sahip bir teknik direktörüm; bir oyuncunun hata yapması doğal karşılanabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Diğer savunmacılar Ege’den</p>

<p>daha fazla hata yaptı"</p>

<p></p>

<p>Diğer savunma oyuncularının Ege'den daha fazla hata yaptığını düşündüğünü ancak onun psikolojisini korumak adına böyle bir değişikliğe başvurduğunu belirten Stoilov, "Luca ile ilgili değişiklik kararını da teknik direktör olarak bizzat ben verdim ve taraftarların ona gösterdiği tepkiyi gördüm; bu durumun hem kendisini hem de takımı olumsuz etkilediğini düşündüğüm için değişikliğe gittim" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların teknik patronu, şu anda kenetlenmeleri gerektiğini belirterek, "Zira üç yılda oluşturduğumuz olumlu havayı dağıtmak çok kolaydır, buna kesinlikle müsaade etmemeliyiz ve Göztepe'yi seven herkesin takıma destek olması ve hep birlikte bir birlik ortamı oluşturmamız şarttır" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Sonko ve Godoi dönünce</p>

<p>daha güçlü olacağız"</p>

<p></p>

<p>Sonko ve Godoi sakatlıktan döndüklerinde savunma anlamında çok daha güçlü olacaklarını düşündüğünü ve onların takımla beraber hazırlık kampı geçirdiklerini belirten Stoilov, "Godoi zaten takımı çok iyi tanıyan bir oyuncudur ve kesinlikle onların dönüşüyle beraber savunma hattında çok daha istikrarlı olacağımıza inanıyorum. Taha ve Ege'nin oldukça genç oyuncular. Aynı zamanda savunmada Bokele gibi bizimle uzun süredir oynayan tecrübeli bir ismimiz var ve biraz önce belirttiğim gibi asıl gücümüz sakatlıktan dönen oyuncularımızın takıma katılmasıyla ortaya çıkacak" dedi.</p>

<p>O zaman savunmada oldukça tecrübeli ve kaliteli üç oyuncuları olacağını, ayrıca genç oyuncularının da şu ana kadar kötü bir performans sergilemediğini düşündüğünü belirten Göztepe Teknik Direktörü Stoilov, "Sakatlıklar yaşandığında stoper mevkisine transfer yapmayı düşündük ancak sakatlıktan dönen oyuncularımız toparlandığında o bölgede oyuncu yığılması olacağını hesaba kattık ve bununla birlikte transfer edebileceğimiz oyuncuların kalitesi de istediğimiz seviyede değildi, bu nedenle o bölgeye takviye gerçekleştirmedik" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/tehlikeli-bir-surecin-icerisindeyiz</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/goztepe-teknik-direktoru-stanimir-stoilov.jpg" type="image/jpeg" length="56185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[881 araca ceza, 34 araç men edildi]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/881-araca-ceza-34-arac-men-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/881-araca-ceza-34-arac-men-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te jandarma ekiplerinin ağustos ayı boyunca otoyollarda gerçekleştirdiği dron destekli radar denetimlerinde 57 bin 815 araç ile 23 bin 888 kişi sorgulandı. Trafik]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenen 881 araca idari para cezası uygulanırken, 34 araç trafikten men edildi, 3 sürücünün ise ehliyetine el konuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı Otoyol Jandarması Timleri, otoyollarda trafik güvenliğinin sağlanması ve kazaların önüne geçilmesi amacıyla denetimlerini sürdürüyor.</p>

<p>Mülki makamların koordinasyonunda gerçekleştirilen denetimlerde özellikle sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığı kontrol edilirken, dron ve radar teknolojilerinden de etkin şekilde yararlanıldı.</p>

<p></p>

<p>Ağustosta 57 bin 815 araç denetlendi</p>

<p></p>

<p>Gaziantep genelindeki otoyollarda ağustos ayı içerisinde gerçekleştirilen dron destekli radar denetimlerinde kapsamlı kontroller yapıldı.</p>

<p>Denetimler kapsamında 57 bin 815 araç ile 23 bin 888 şahsın sorgulaması gerçekleştirildi.</p>

<p>Jandarma ekipleri, otoyollarda trafik güvenliğini tehlikeye düşüren davranışları tespit etmek amacıyla hem teknolojik sistemlerden hem de sahadaki ekiplerden yararlandı.</p>

<p></p>

<p>881 araca trafik cezası uygulandı</p>

<p></p>

<p>Denetimlerde çeşitli trafik kurallarını ihlal ettiği belirlenen 881 araç sürücüsüne trafik idari para cezası uygulandı.</p>

<p>Ekiplerin kontrol ettiği ihlaller arasında yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının aşılması, otoyollarda sol şeridin sürekli işgal edilmesi, yasak olan alanlarda duraklama yapılması, seyir halinde cep telefonu kullanılması ve emniyet kemeri takılmaması gibi trafik güvenliğini doğrudan etkileyen ihlaller yer aldı.</p>

<p>Özellikle otoyollarda hız sınırlarına uyulmaması ve sol şeridin gereksiz şekilde işgal edilmesinin trafik akışını ve güvenliğini olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.</p>

<p></p>

<p>Sol şerit ve hız ihlalleri mercek altında</p>

<p></p>

<p>Jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde, sürücülerin otoyol kurallarına uygun hareket edip etmediği ayrıntılı şekilde kontrol edildi.</p>

<p>Hız sınırlarının ihlal edilmesinin yanı sıra sol şeridin sürekli olarak işgal edilmesi de denetimlerin önemli başlıklarından biri oldu.</p>

<p>Otoyol üzerinde duraklamanın yasak olduğu yerlerde araçlarını durduran sürücüler ile seyir halinde cep telefonu kullanan ve emniyet kemeri takmayan sürücüler de cezai işlemle karşılaştı.</p>

<p></p>

<p>34 araç trafikten men edildi</p>

<p></p>

<p>Denetimler kapsamında yalnızca para cezası uygulanmakla kalınmadı.</p>

<p>Yapılan kontroller sonucunda gerekli şartları taşımadığı veya trafik açısından uygun olmadığı değerlendirilen 34 araç trafikten men edildi.</p>

<p>Ayrıca kuralları ihlal ettiği belirlenen 3 sürücünün ehliyeti geri alındı.</p>

<p></p>

<p>Dronlarla trafik güvenliği artırılıyor</p>

<p></p>

<p>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı tarafından otoyollarda gerçekleştirilen dron destekli denetimlerle, ekiplerin görüş alanının genişletilmesi ve trafik ihlallerinin daha etkin şekilde tespit edilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Havadan gerçekleştirilen kontroller sayesinde özellikle hız ihlalleri, sol şerit kullanımı ve trafik akışını tehlikeye düşüren sürücü davranışlarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.</p>

<p>Yetkililer, otoyollarda trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla denetimlerin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Amaç kazaların önüne geçmek</p>

<p></p>

<p>Jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimlerle sürücülerin trafik kurallarına daha fazla dikkat etmesi ve otoyollarda güvenli ulaşımın sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Özellikle hız sınırlarına uyulması, emniyet kemeri kullanılması, seyir halinde cep telefonu kullanılmaması ve otoyollarda şerit kullanım kurallarına riayet edilmesinin trafik kazalarının önlenmesinde büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.</p>

<p>Gaziantep’te ağustos ayı boyunca sürdürülen denetimlerde ortaya çıkan 881 cezai işlem, 34 trafikten men ve 3 ehliyetin geri alınması da jandarma ekiplerinin otoyollardaki trafik denetimlerini kararlılıkla sürdürdüğünü ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/881-araca-ceza-34-arac-men-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/881-araca-ceza-34-arac-men-edildi2.jpg" type="image/jpeg" length="34967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘GÖZTEPE DEPLASMANINDA GOL ATABiLMEK HER TAKIMIN HARCI DEĞiL’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/goztepe-deplasmaninda-gol-atabilmek-her-takimin-harci-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/goztepe-deplasmaninda-gol-atabilmek-her-takimin-harci-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep FK Teknik Direktörü Orhan Ak, Göztepe karşısında harika bir performans sergilediklerini belirterek, Göztepe’ye dört gol atmanın her takımın harcı olmadığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında Gaziantep FK, deplasmanda karşılaştığı Göztepe’yi 4-1 mağlup etti. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Gaziantep FK Teknik Direktörü Orhan AK, "Öncelikle oyuncularımı tebrik ediyorum. Bugün sahada müthiş bir oyun ve karakter ortaya koydular. Özellikle ilk yarıda mükemmele yakın bir performans sergiledik" dedi.</p>

<p></p>

<p>"İkinci yarıdaki oyunumuzdan</p>

<p>dersler çıkarmamız gerekiyor"</p>

<p></p>

<p>Göztepe gibi zor bir deplasmanda atılan dört golün önemine değinen Ak, "Göztepe gibi zorlu bir deplasmanda dört gol atabilmek her takımın harcı değildir. Ancak maalesef ikinci yarıda, oyunun bazı bölümleri dışında, kontrol tamamen Göztepe'nin eline geçti. Etkili olduğumuz süreleri daha da artırmamız ve özellikle ikinci yarıdaki oyunumuzdan dersler çıkarmamız gerekiyor. Skor 4-0'a geldikten sonra o golleri yememeliydik; çünkü futbolun doğası budur" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Oyunun her anını doğru</p>

<p>oynamak zorundayız"</p>

<p></p>

<p>Futbolda az hata yapanın galibiyete daha yakın olduğunu vurgulayan Ak, "Rakip on kişi kalsa dahi futbol sizi bir anda cezalandırabiliyor. Bu nedenle oyunun her anını doğru oynamak zorundayız. Futbol, sadece doğruları yapanın kazandığı bir oyun değildir; ne kadar az hata yaparsanız galibiyete o kadar yakın olursunuz. Bugün müthiş bir mücadele sergileyen takımımı tebrik ediyorum. Yeni bir hikâye başlattık, önemli bir adım attık. Umarım bu başarının devamı da gelecektir" şeklinde konuştu.</p>

<p>Elde edilen zaferi taraftara armağan ettiklerini belirten Ak, "Bu galibiyeti tüm Gaziantep camiasına ve güçlü taraftarımıza armağan ediyoruz" diye ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/goztepe-deplasmaninda-gol-atabilmek-her-takimin-harci-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/gaziantep-fk-teknik-direktoru-orhan-ak.jpg" type="image/jpeg" length="28536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘HASTALIKLARDAN KORKMAK YERİNE BELİRTİLERİ ÖNEMSEYİN’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/hastaliklardan-korkmak-yerine-belirtileri-onemseyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/hastaliklardan-korkmak-yerine-belirtileri-onemseyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İLKHABER Gazetesi olarak, Gaziantep Üniversitesi(GAÜN) Tıp Fakültesi Kulak Burun ve Boğaz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Durucu ile röportaj gerçekleştirdik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İleri düzey sağlık hizmeti vermesi nedeniyle hasta yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu Gaziantep Üniversitesi Kulak Burun ve Boğaz Anabilim Dalı, sadece Gaziantep’e değil, aynı zamanda bölgeye de hizmet veriyor.</p>

<p>GAÜN Kulak Burun ve Boğaz Anabilim Dalı’nda, tedavilerde son teknolojiler kullanılıyor. Mikroskopik, endoskopik cerrahi ve egzoskop gibi güncel yöntemlerin uygulandığı bölümde burun ve sinüs ameliyatlarının önemli bir bölümü endoskoplarla yapılırken, kulak cerrahilerinde ise mikroskop ve endoskop kullanılıyor. Ses hastalıklarında ses tellerini ayrıntılı olarak değerlendirebilen özel görüntüleme sistemlerinden yararlanılıyor. İşitme kayıplarında gelişmiş odyolojik testlerin yanı sıra uygun hastalarda koklear implant ve farklı işitme implantları uygulanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Durucu, ‘’Bizim vatandaşlarımıza temel mesajımız şu olsun: hastalıklardan korkmak yerine belirtileri önemseyin. Erken tanı, KBB hastalıklarında da pek çok ciddi sorunun daha kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilmesini sağlar’’ dedi.</p>

<p><img class="" height="521" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150052.png" width="774" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Kulak Burun ve Boğaz Anabilim Dalı hakkında neler söylersiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong> Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları, aslında adından çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Kulak ve işitme hastalıklarının yanı sıra burun ve sinüs hastalıkları, bademcik ve boğaz problemleri, ses ve yutma bozuklukları, baş dönmesi, tükürük bezleri, tiroid bezi, baş-boyun bölgesindeki kitleler ve kanserler bizim ilgi alanımız içerisinde yer alıyor. Aynı zamanda hem tıbbi tedavinin hem de cerrahinin yoğun olarak uygulandığı bir branşız. Yeni doğan bir bebeğin işitme probleminden ileri yaştaki bir hastanın baş-boyun tümörüne kadar oldukça geniş bir yaş ve hastalık grubuna hizmet veriyoruz.</p>

<p><img height="559" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150101.png" width="881" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Kaç öğretim görevlisi ve öğrenci bulunuyor? Nasıl eğitimler veriyorsunuz</strong>?</p>

<p><strong>DURUCU-</strong>Anabilim dalımızda iki profesör, bir doçent ve bir doktor öğretim üyesi olmak üzere dört öğretim üyesi görev yapıyor. Bunun yanında uzmanlık eğitimi alan on sekiz araştırma görevlisi doktorumuz, tıp fakültesi öğrencilerimiz ve intern doktorlarımız eğitimlerini kliniğimizde sürdürüyor. Eğitimlerimizi yalnızca teorik derslerle sınırlı tutmuyoruz. Öğrencilerimiz ve uzmanlık eğitimi alan hekimlerimiz poliklinikte hasta değerlendirmesine, serviste hasta takibine ve ameliyathanede cerrahi uygulamalara aktif olarak katılıyorlar. Özellikle uzmanlık eğitiminde amacımız; bir hekimin hastayı ilk değerlendirmesinden tanı koymasına, tedavisini planlamasına ve gerektiğinde cerrahisini güvenli bir şekilde gerçekleştirebilmesine kadar bütün süreci öğrenmesini sağlamaktır.</p>

<p><img height="495" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150028.png" width="717" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Kulak Burun Boğaz hastaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong>KBB hastalıkları toplumda oldukça sık görülüyor. Hemen herkes hayatının bir döneminde kulak ağrısı, işitme problemi, burun tıkanıklığı, sinüzit, boğaz enfeksiyonu, ses kısıklığı veya baş dönmesi gibi bir KBB şikâyeti yaşayabiliyor. Ancak bazı şikâyetlerin basit görülmemesi gerekiyor. Örneğin ani gelişen işitme kaybı, uzun süren ses kısıklığı, boyunda giderek büyüyen bir şişlik, tek taraflı ve devamlı burun tıkanıklığı veya geçmeyen yutma güçlüğü mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir. Bizim için önemli olan yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, ciddi hastalıkları mümkün olduğunca erken dönemde yakalayabilmektir.</p>

<p><img height="587" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150033.png" width="886" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Hasta yoğunluğunuz hakkında bilgi verir misiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU</strong>-Gaziantep Üniversitesi Hastanesi bir üniversite ve ileri düzey sağlık hizmeti veren bir merkez olduğu için hasta yoğunluğumuz oldukça yüksek. Günlük poliklinik hizmetlerinin yanında ameliyatlarımız, servis hastalarımız, acil KBB vakalarımız ve farklı birimlerimizde yapılan işitme, denge ve ses değerlendirmeleri bulunuyor. Ayrıca başka sağlık kuruluşlarından ileri değerlendirme veya cerrahi amacıyla yönlendirilen hastalarımız da oluyor. Bu nedenle hem sık görülen KBB hastalıklarını hem de daha karmaşık ve ileri cerrahi gerektiren hastalıkları birlikte takip ediyoruz.</p>

<p><img height="523" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150041.png" width="604" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Hastaların en çok şikâyet ettiği konu hangisidir?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong>Tek bir şikâyeti ilk sıraya koymak zor ancak özellikle burun tıkanıklığı, sinüzit ve alerji şikâyetleri; kulak ağrısı ve işitme problemleri; boğaz ağrısı, bademcik enfeksiyonları, baş dönmesi ve ses kısıklığı poliklinikte sık karşılaştığımız başvurular arasında. Mevsimlere göre de bu dağılım değişebiliyor. Örneğin üst solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı dönemlerde boğaz ve burun şikâyetleri daha sık görülürken, alerji dönemlerinde burun tıkanıklığı, hapşırma ve akıntı şikâyetleri ön plana çıkabiliyor.</p>

<p><img height="477" src="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-08-150046.png" width="689" /></p>

<p><strong>İLKHABER-Tedavi süreçleri nelerdir?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong>Tedavi tamamen hastalığa göre belirleniyor. Öncelikle hastayı dinliyor, ayrıntılı bir KBB muayenesi yapıyoruz. Gerektiğinde endoskopik muayene, işitme ve denge testleri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya MR gibi incelemelerden yararlanıyoruz. Bazı hastalıklar ilaç tedavisi ve takip ile tamamen düzelebilirken bazı durumlarda cerrahi gerekiyor. Burada önemli olan her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, kişiye ve hastalığa özel tedavi planı oluşturmaktır. Gereksiz ilaç kullanımından da gereksiz cerrahiden de kaçınmak gerekir.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-İşitme kaybı, sinüzit, bademcik iltihabı, baş dönmesi, tükürük bezi ve tiroid bezi hastalıkları hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong>Bunların her biri KBB’nin önemli çalışma alanlarıdır. İşitme kaybında öncelikle kaybın nereden kaynaklandığını belirliyoruz. Dış veya orta kulaktan kaynaklanan bazı işitme kayıpları ilaçla ya da ameliyatla tedavi edilebilir. İç kulaktan kaynaklanan işitme kayıplarında ise işitme cihazlarından, uygun hastalarda kemiğe implant işitme sistemlerinden ve ileri derecede kayıplarda koklear implanttan yani halk arasında bilinen adıyla biyonik kulaktan yararlanabiliyoruz. Özellikle ani işitme kaybı acil bir durumdur. Kişi bir kulağında saatler veya birkaç gün içerisinde belirgin işitme azalması hissederse beklemeden KBB uzmanına başvurmalıdır. Sinüzitte her burun akıntısını veya baş ağrısını sinüzit olarak değerlendirmiyoruz. Hastanın muayenesi ve gerekiyorsa endoskopik incelemesi yapılıyor. İlaç tedavisine rağmen düzelmeyen kronik sinüzitlerde uygun hastalarda endoskopik sinüs cerrahisi uygulanabiliyor. Bademcik hastalıklarında özellikle sık tekrarlayan enfeksiyonlar, bademciklerin solunumu ve uykuyu etkileyecek kadar büyük olması veya apse gibi komplikasyonların gelişmesi durumunda cerrahi gündeme gelebiliyor. Baş dönmesi ise tek bir hastalık değildir. İç kulaktaki denge organlarından, nörolojik hastalıklardan veya başka nedenlerden kaynaklanabilir. Halk arasında “kristal oynaması” olarak bilinen pozisyonel vertigo oldukça sık görülür ve uygun manevralarla çoğu hastada başarılı şekilde tedavi edilebilir. Tükürük bezlerinde taş, enfeksiyon, kist ve iyi veya kötü huylu kitlelerle karşılaşabiliyoruz. Özellikle kulak önünde veya çene altında ortaya çıkan ve geçmeyen şişliklerin değerlendirilmesi gerekir. Tiroid bezinde ise nodüller oldukça sık görülmektedir. Her tiroid nodülü kanser anlamına gelmez. Ultrasonografi ve gerektiğinde iğne biyopsisi ile risk değerlendirilir, ameliyat gerektiren hastalarda cerrahi tedavi planlanır.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Baş ve boyun bölgesi kitleleri ve kanserleri hakkında bilgi verir misiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong>Baş-boyun kanserleri; ağız, dil, yutak, gırtlak, burun ve sinüsler, tükürük bezleri ve boyundaki farklı yapılardan kaynaklanabilir. Burada en önemli konu erken tanıdır. Boyunda iki-üç haftadan uzun süren ve geçmeyen bir şişlik, uzun süreli ses kısıklığı, iyileşmeyen ağız yarası, yutma güçlüğü, tek taraflı devam eden boğaz veya kulak ağrısı gibi yakınmaların ihmal edilmemesi gerekir. Baş-boyun kanserlerinin tedavisi çoğu zaman ekip çalışması gerektirir. KBB ve baş-boyun cerrahisinin yanı sıra radyoloji, patoloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve gerektiğinde diğer branşlarla birlikte hastayı değerlendiriyoruz. Erken evrede yakalanan hastalarda tedavi başarısı ve kişinin yaşam kalitesini koruma şansı belirgin şekilde artmaktadır.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında hangi yöntemleri kullanıyorsunuz? Teknoloji oldukça gelişti.</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong> Teknolojik gelişmeler KBB alanında hem tanı hem de cerrahiyi ciddi anlamda değiştirdi. Kliniğimizde mikroskopik, endoskopik cerrahi ve egzoskop gibi güncel yöntemlerden yararlanıyoruz. Örneğin burun ve sinüs ameliyatlarının önemli bir bölümünü endoskoplarla, yani dışarıdan büyük kesiler yapmadan gerçekleştirebiliyoruz. Kulak cerrahilerinde mikroskop ve endoskop kullanabiliyoruz. Ses hastalıklarında ses tellerini ayrıntılı olarak değerlendirebilen özel görüntüleme sistemlerinden yararlanıyoruz. İşitme kayıplarında gelişmiş odyolojik testlerin yanı sıra uygun hastalarda koklear implant ve farklı işitme implantları uygulanabiliyor. Baş dönmesi olan hastalarımızda da denge sistemini değerlendirmeye yönelik özel testlerden faydalanıyoruz. Teknolojinin amacı yalnızca daha modern bir işlem yapmak değil; hastalığı daha doğru teşhis etmek, cerrahiyi daha güvenli yapmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümünün çalışmalarından bahseder misiniz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong> Gaziantep Üniversitesi KBB Anabilim Dalı olarak oldukça geniş bir alanda hizmet veriyoruz. Kulak ve işitme cerrahileri, koklear implant uygulamaları, burun ve endoskopik sinüs cerrahileri, baş-boyun kanserlerinin cerrahisi, tükürük bezi ve tiroid cerrahileri, yüz plastik ve rekonstrüktif cerrahisi, ses cerrahisi, denge hastalıklarının tanı ve tedavisi gibi birçok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanında üniversite kliniği olmamız nedeniyle yalnızca sağlık hizmeti vermiyoruz. Tıp öğrencilerinin ve uzmanlık öğrencilerinin eğitimini gerçekleştiriyor, bilimsel araştırmalar, uzmanlık tezleri ve akademik yayınlar yapıyoruz. Amacımız eğitim, bilimsel çalışma ve hasta hizmetini birlikte sürdürebilen güçlü bir üniversite kliniği olmaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Gaziantep Üniversitesi Hastanesi KBB Bölümü olarak sadece bu kente mi hizmet veriyorsunuz, yoksa bölgeye hatta Türkiye geneline hizmet veriyor musunuz?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong> Gaziantep elbette en fazla hastamızın geldiği şehir ancak hizmetimiz yalnızca Gaziantep ile sınırlı değil. Gaziantep’in bölgedeki konumu ve üniversite hastanemizin ileri düzey sağlık hizmeti vermesi nedeniyle çevre illerden de çok sayıda hastamız başvuruyor. Özellikle ileri kulak cerrahileri, işitme implantları, baş-boyun tümörleri ve diğer özellikli cerrahiler gibi daha karmaşık vakalarda daha geniş bir bölgeden hasta başvuruları olabiliyor. Dolayısıyla kendimizi yalnızca Gaziantep’e değil, bölgeye hizmet veren önemli bir referans merkezi olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Gırtlak kanseri hakkında neler söylersiniz? Belirtileri nelerdir, tedavi süreçleri nedir?</strong></p>

<p><strong>DURUCU- </strong>Gırtlak kanserinde en önemli belirtilerden biri uzun süren ses kısıklığıdır. Özellikle sigara kullanan bir kişide iki üç haftayı geçen ses kısıklığı mutlaka KBB uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Bunun yanında yutma güçlüğü, yutarken ağrı, boğazda takılma hissi, nefes darlığı, boyunda şişlik, açıklanamayan kilo kaybı ve bazen kulağa vuran ağrı görülebilir. En önemli risk faktörlerinin başında sigara ve tütün ürünleri geliyor. Alkol kullanımı da özellikle tütünle birlikte olduğunda riski artırabiliyor. Tedavi hastalığın hangi aşamada yakalandığına göre değişiyor. Erken evre hastalarda ağız içerisinden yapılan sınırlı cerrahiler veya radyoterapi ile çok başarılı sonuçlar alınabiliyor. Daha ileri hastalıklarda ise daha kapsamlı cerrahiler, radyoterapi ve ilaç tedavilerinin farklı kombinasyonları gerekebiliyor. Bu nedenle tekrar vurgulamak isterim: Geçmeyen ses kısıklığı ihmal edilmemelidir. Erken tanı hem yaşam şansını hem de kişinin sesini ve yaşam kalitesini koruma ihtimalini artırır.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Sık sık kulak ağrısı şikâyetleri duyuyoruz. Bunun temel sebebi nedir?</strong></p>

<p><strong>DURUCU-</strong> Kulak ağrısının en sık nedenlerinden biri kulak enfeksiyonlarıdır. Özellikle çocuklarda orta kulak enfeksiyonlarını, erişkinlerde ise dış kulak yolu enfeksiyonlarını sık görüyoruz. Ancak önemli bir nokta var: Her kulak ağrısının kaynağı kulak değildir. Diş problemleri, çene eklemi hastalıkları, bademcik ve boğaz enfeksiyonları hatta bazı baş-boyun hastalıkları ağrıyı kulağa yansıtabilir. Bu nedenle özellikle uzun süre devam eden, sürekli tekrarlayan veya muayenede kulakta belirgin bir sorun bulunamadığı halde geçmeyen kulak ağrılarında yalnızca kulağın değil, ağız, boğaz, çene ve baş-boyun bölgesinin de ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca vatandaşlarımızın kulaklarını pamuklu çubuk veya farklı cisimlerle temizlemeye çalışmamalarını özellikle öneriyoruz. Kulak kendi kendini temizleyebilen bir organdır ve yanlış müdahaleler dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak zarında hasara neden olabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>İLKHABER-Son olarak vatandaşlara çağrınız, önerileriniz ve tavsiyeleriniz ne olur?</strong></p>

<p>DURUCU- Vatandaşlarımıza en önemli tavsiyemiz, uzun süren veya alışılmadık şikâyetleri ihmal etmemeleridir. Ani işitme kaybı geliştiğinde günlerce beklememelerini; ses kısıklığı iki-üç haftadan uzun sürüyorsa, boyunda geçmeyen bir şişlik varsa, sürekli tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan kanama, yutma güçlüğü veya uzun süren kulak ağrısı bulunuyorsa mutlaka bir KBB uzmanına başvurmalarını öneriyoruz. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması özellikle baş-boyun ve gırtlak kanserlerinden korunmada son derece önemlidir. Bir diğer önemli konu da gereksiz antibiyotik kullanımıdır. Her boğaz ağrısı veya burun akıntısı antibiyotik gerektirmez. Hekim önerisi olmadan antibiyotik başlanmamalıdır. İşitme sağlığımızı korumak için de özellikle gençlerimizin kulaklıkla uzun süre ve yüksek sesle müzik dinlemekten kaçınmalarını öneriyoruz. Bizim vatandaşlarımıza temel mesajımız şu olsun: Hastalıklardan korkmak yerine belirtileri önemseyin. Erken tanı, KBB hastalıklarında da pek çok ciddi sorunun daha kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilmesini sağlar. Leyla Aysun Gökşen</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Leyla Aysun Gökşen</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/hastaliklardan-korkmak-yerine-belirtileri-onemseyin</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/9-eylul/ekran-resmi-2026-09-08-150117.png" type="image/jpeg" length="31936"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ASGARİ ÜCRET İLE AÇLIK SINIRI ARASINDAKİ MAKAS 10 BİN LİRAYA ÇIKTI]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/asgari-ucret-ile-aclik-siniri-arasindaki-makas-10-bin-liraya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/asgari-ucret-ile-aclik-siniri-arasindaki-makas-10-bin-liraya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’na bağlı Kamu-Ar tarafından Ağustos ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçları açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’na bağlı Kamu-Ar tarafından Ağustos ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırma sonuçları açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Açlık ve yoksulluğun önümüzdeki aylarda artması bekleniyor</strong></p>

<p>Büro-İş Sendikası Gaziantep İl Temsilcisi Ebru Özdoğan, ‘’Açlık sınırı ağustosta 38 bin 318 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı da giyim dışındaki harcamalarda yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 121 bin lirayı geçti. Türkiye’nin ekonomik krizlere yatkınlığı ve enflasyonun dizginlenememesi yüzünden açlık ve yoksulluk sınırının önümüzdeki aylarda da artmaya devam etmesi bekleniyor’’ şeklinde konuştu.</p>

<p>Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’na bağlı Kamu-Arın ağustos ayı verileri ülkemizde açlık ve yoksulluğun arttığını bir kez daha gözler önüne serdi. Açlık sınırının 38 bin 318 liraya ulaştığı ülkemizde yoksulluk sınırı ise bir önceki aya göre 3 bin 700 artışla 121 bin 36 liraya çıktı. Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas 10 bin liraya çıktı.</p>

<p><strong>Satın alma gücünün büyük bir kısmı yılın ilk sekiz ayında eridi</strong></p>

<p>‘Açlık sınırı 28 bin 75 lira olan asgari ücretin 10 bin 243 lira, 23 bin 552 lira olan en düşük emekli aylığının ise 14 bin 766 lira üzerine yükseldi’ diyen Özdoğan, ‘’Yılbaşında yüzde 27 oranında zam yapılan asgari ücret, bu ay yüzde 13,52 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri ve yüzde 17,76 oranında artırılan emekli aylıklarının satın alma gücünün büyük bir kısmı yılın ilk sekiz ayında eridi. Tüm beklentilere rağmen yılın ikinci yarısı için artırılmayan asgari ücretin ağustos ayı açlık sınırını karşılayabilmesi için en az yüzde 36,5 oranında artırılması gerekiyordu’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Nüfusun çok büyük bir bölümünün gıda yoksulluğu çektiği tahmin ediliyor</strong></p>

<p>Asgari ücretli ve asgari ücrete yakın ücret alan 10 milyon çalışanın, en düşük emekli aylığı alan 5,1 milyon kişi ve ailelerinin gıda yoksulluğuyla karşı karşıya bulunduğunu sözlerine ekleyen Özdoğan, ‘’En düşük emekli aylığına yakın emekli aylığı alanlar ve hiçbir geliri olmayanlar da dikkate alındığında, Türkiye nüfusunun çok büyük bir bölümünün gıda yoksulluğu çektiği tahmin ediliyor’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Asgari ücret dört kişilik bir ailenin 22 günlük beslenme giderini karşılıyor</strong></p>

<p>Özdoğan, ‘’Asgari ücret ağustosta dört kişilik bir ailenin sadece 22 günlük beslenme giderini, yoksulluk sınırının ise yüzde 23’ünü zor karşıladı. Ailede dört kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 8 bin 736 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle dört asgari ücret giren dört kişilik bir aile bile yoksulluk sınırını yenemiyor. En düşük emekli aylığı sadece 18 günlük beslenmeye yetiyor, yoksulluk sınırının ise sadece yüzde 219,5’inde kalıyor’’ şeklinde konuştu. </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Özer KARINCA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/asgari-ucret-ile-aclik-siniri-arasindaki-makas-10-bin-liraya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/huseyin-haber-klasor/eylul/huseyin-7-eylul/ekran-resmi-2026-09-07-171129.png" type="image/jpeg" length="80595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘MAAŞ ZAMMI DEĞİL, REFAH PAYI İSTİYORUZ’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/maas-zammi-degil-refah-payi-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/maas-zammi-degil-refah-payi-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Enflasyon aylık yüzde 1,84 olurken, yıllık ise yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Enflasyon aylık yüzde 1,84 olurken, yıllık ise yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşti.</p>

<p><strong>Memur maaşları enflasyon karşısında eriyor</strong></p>

<p>Memur maaşlarının enflasyon karşısında eridiğine dikkat çeken Mil Sen Konfederasyonu ve Mil Bürosen Gaziantep İl Başkanı Çağlayan Erdal, ‘’Türkiye’de milyonlarca memur ve kamu çalışanının geçim mücadelesi her geçen gün ağırlaşırken, açıklanan yeni enflasyon rakamları ekonomik tablonun kamu çalışanları açısından ne kadar zorlaştığını bir kez daha ortaya koydu’’ açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Temel sorun maaşların hayat pahalılığı karşısında refah sağlamaması</strong></p>

<p>‘Maaş zammı değil, refah payı istiyoruz’ diyen Erdal, ‘’Memurların yaşadığı temel sorun yalnızca maaşlarına yapılan zam oranının düşük olması değil; maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında gerçek anlamda refah sağlamaması. 2026’nın ilk yarısında memur ve memur emeklileri için belirlenen yüzde 11’lik toplu sözleşme artışı, ilk altı aylık enflasyonun ardından önemli ölçüde eridi’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Temmuz ayında yüzde 7 toplu sözleşme artışı uygulandı</strong></p>

<p>Erdal, ‘’Haziran sonunda altı aylık enflasyon yüzde 17,75 olurken memurlara yüzde 6,01 enflasyon farkı oluştu ve temmuz ayında yüzde 7 toplu sözleşme artışı uygulandı. 2026’nın ikinci yarısı için ise toplu sözleşmede yüzde 7, 2027’nin ilk yarısı için yüzde 5 ve ikinci yarısı için yüzde 4 artış öngörülmüş durumda; ayrıca enflasyon farkının maaşlara yansıtılması kararlaştırılmış durumda’’ ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Maaş artışları çalışanların gerçek hayatındaki yangını söndürmeye yetmiyor</strong></p>

<p>Asıl meselenin sadece matematiksel zam hesabı olmadığını vurgulayan Erdal, ‘’Memurun cebine giren para ile markette, kirada ve faturalarda çıkan para arasındaki makas her geçen gün büyümektedir. Memur artık ay sonunu getirmekte zorlanıyor. Kira, gıda, ulaşım ve temel ihtiyaçlardaki artışlar karşısında yapılan maaş artışları çalışanların gerçek hayatındaki yangını söndürmeye yetmiyor’’ tespitinde bulundu.</p>

<p><strong>Maaşlara gerçek anlamda refah payı eklenmesini istiyoruz</strong></p>

<p>Erdal, ‘’Açıklanan yüzde 31,79’luk kira artış oranı, memurun karşı karşıya olduğu ekonomik tablonun ne kadar ağır olduğunu göstermektedir. Bir kamu çalışanının maaşının önemli bir bölümünü yalnızca barınmaya ayırmak zorunda kaldığı bir sistem sürdürülebilir değildir. Biz sadece enflasyon farkı istemiyoruz. Memurun geçmiş yıllarda kaybettiği alım gücünün telafi edilmesini, maaşlara gerçek anlamda refah payı eklenmesini istiyoruz’’ çağrısını yaptı.</p>

<p><strong>Memur enflasyon gerçekleşirken alım gücünü kaybediyor</strong></p>

<p>Memura yalnızca enflasyon farkını vermenin, aslında çalışanın kaybettiği refahı geri vermemek olduğunu sözlerine ekleyen Erdal, ‘’Memur enflasyon gerçekleşirken zaten alım gücünü kaybediyor. Maaş artışı geldiğinde ise geçmiş dönemin kaybı tamamen telafi edilmiyor. Kamu çalışanlarının yalnızca ayakta kalmasını değil, insanca yaşayabileceği bir ücret seviyesine ulaşmasını istiyoruz.</p>

<p><strong>En düşük memur maaşı, yoksulluk sınırının altında bırakılmamalıdır</strong></p>

<p>Mil Sen Konfederasyonu ve Mil Bürosen Gaziantep İl Başkanı Çağlayan Erdal, konuşması şöyle tamamladı: ‘’Taleplerimiz net; Memur maaşlarına gerçek anlamda refah payı verilmelidir. Enflasyon farkı hesaplamasında çalışanların gerçek hayat pahalılığı dikkate alınmalıdır. Kira ve temel tüketim giderlerindeki hızlı artış karşısında kamu çalışanlarının gelirleri yeniden değerlendirilmelidir. En düşük memur maaşı, yoksulluk sınırının altında bırakılmamalıdır. Kamu çalışanlarının alım gücündeki geçmiş dönem kayıpları telafi edilmelidir. Vergi dilimleri nedeniyle yıl içerisinde memurun eline geçen net ücretin erimesinin önüne geçilmelidir. Maaş artışlarında sadece enflasyon farkı değil, refah payı da kalıcı bir sistem haline getirilmelidir.’’ </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Meral Kesenek</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/maas-zammi-degil-refah-payi-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/huseyin-haber-klasor/eylul/huseyin-7-eylul/maas-zammi-degil-refah-payi-istiyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="26643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘TOPLUM SAĞLIĞINI KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/toplum-sagligini-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/toplum-sagligini-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Gökhan Erdoğan, 3–9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası, kapsamında açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Gökhan Erdoğan, 3–9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası, kapsamında açıklama yaptı.</p>

<p>Yaptığı açıklamada aşılamanın önemine vurgu yapan Erdoğan, ‘’Vatandaşlarımızı kendilerine sunulan koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmaya, aşı takvimlerini takip etmeye ve kendi sağlıklarının korunmasında daha aktif sorumluluk almaya davet ediyorum. Sağlıklı toplum, güçlü birinci basamak, yüksek aşılama oranları ve bilinçli bireylerle mümkündür’’ dedi.</p>

<p><strong>Aşılama, toplum sağlığını korumanın en etkili ve güvenilir yollarından biridir</strong></p>

<p>Güçlü bir sağlık sisteminin temelinde koruyucu sağlık hizmetlerinin yer aldığını kaydeden Erdoğan, ‘’Aşılama, kanser taramaları, gebe ve çocuk izlemleri, kronik hastalıkların erken dönemde tespiti ve takibi, obeziteyle mücadele, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi gibi pek çok hizmet bu anlayışın temel parçalarıdır. Bu hizmetler içinde aşılama, toplum sağlığını korumanın en etkili ve güvenilir yollarından biridir. Ülkemizde Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yer alan çocukluk çağı aşıları, aile sağlığı merkezlerimizde ücretsiz olarak uygulanmaktadır. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, çocuklarımızın aşılarını doğumdan itibaren takip ederek aşıların zamanında ve eksiksiz uygulanmasında önemli bir görev üstlenmektedir’’ açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Aşılama toplumu hastalıklardan korur</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşıların insanlık tarihine katkısının yalnızca bireyleri hastalıklardan korumakla sınırlı olmadını vurrgulayan Erdoğan, ‘’Yaygın ve etkin aşılama sayesinde çiçek hastalığı dünya genelinde tamamen eradike edilmiş; çocuk felci başta olmak üzere geçmişte milyonlarca insanın ölümüne veya kalıcı sakatlığına neden olan birçok bulaşıcı hastalık dünyanın büyük bölümünde ortadan kaldırılmış ya da çok düşük seviyelere indirilmiştir. Aşılamanın sürdürülmesi, bu hastalıkların yeniden toplum sağlığı tehdidi hâline gelmesini önlemek açısından da vazgeçilmezdir’’ şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Sağlığın korunması ortak bir sorumluluktur</strong></p>

<p>Erdoğan, ‘’Aile hekimleri, yalnızca hastalandığımızda başvurduğumuz hekimler değil; bireyi doğumdan yaşlılığa kadar izleyen, hastalık risklerini değerlendiren, aşılamaları takip eden ve koruyucu sağlık hizmetlerini toplumun en ücra noktasına kadar ulaştıran sağlık sisteminin ilk ve en güçlü basamağıdır. Ancak koruyucu sağlık hizmetlerinde başarı yalnızca sağlık çalışanlarının çabasıyla sağlanamaz. Sağlığın korunması ortak bir sorumluluktur. Sağlık sisteminin vatandaşımıza tarama, aşılama ve takip imkânlarını sunması kadar, bireylerin de bu hizmetlere katılım konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir’’ değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır</strong></p>

<p>Erdoğan, ‘’Bir kanser taramasına davet edilen vatandaşımızın taramasını yaptırması, zamanı gelen aşıların uygulanması, çocukların aşılarının aksatılmaması, kronik hastalık kontrollerinin ihmal edilmemesi ve sağlıklı yaşam önerilerinin benimsenmesi; hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşımaktadır’’ dedi.</p>

<p><strong>Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımını artıran bir sistem oluşturulmalı</strong></p>

<p>Halk sağlığı politikalarında yalnızca sağlık çalışanlarının performansını ölçen bir anlayış yerine, vatandaşın sağlık okuryazarlığını ve koruyucu sağlık hizmetlerine katılımını artıran bir sistemin oluşturulması çağrısında bulunan Başkan Erdoğan, ‘’Koruyucu sağlık hizmetlerinde hedeflere ulaşmanın yolu aile hekimlerine daha fazla idari yük veya performans baskısı getirmekten değil; hekim ile vatandaşın aynı hedef doğrultusunda hareket edebileceği güçlü bir birinci basamak sistemi kurmaktan geçmektedir’’ tespitini yaptı.</p>

<p><strong>Gelecek nesillere daha sağlıklı bir yaşam bırakmak hepimizin sorumluluğudur</strong></p>

<p>Gaziantep Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Gökhan Erdoğan, konuşmasını şu şekilde bitirdi: ‘’Unutmamalıyız ki tedavi edilen her hastalık önemlidir; ancak önlenen her hastalık hem birey hem toplum için çok daha büyük bir kazanımdır. Aşıyla önlenebilen hastalıkların yeniden yaygınlaşmasına izin vermemek, toplum sağlığını korumak ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir yaşam bırakmak hepimizin sorumluluğudur.’’ </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Leyla Aysun GÖKŞEN</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/toplum-sagligini-korumak-hepimizin-ortak-sorumlulugu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/huseyin-haber-klasor/eylul/huseyin-7-eylul/ekran-resmi-2026-09-07-171207.png" type="image/jpeg" length="24418"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
