<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gaziantep İlk Haber</title>
    <link>https://www.gaziantepilkhaber.com</link>
    <description>Gaziantep Haberleri Gaziantep Son Dakika</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 02 Sep 2026 16:34:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Elektrik akımı kullanılarak tümör dokusunu yok ediyoruz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/elektrik-akimi-kullanilarak-tumor-dokusunu-yok-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/elektrik-akimi-kullanilarak-tumor-dokusunu-yok-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşamın sürdürülmesi için hayati öneme sahip olan karaciğer, hem kendi dokusundan gelişen primer yani birincil tümörlerin hem de başka organlardan yayılan metastatik tümörlerin görülebildiği nadir organların başında geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vücut için herhangi bir yedeği ya da alternatifi de bulunmayan karaciğerdeki tümörlerin tedavi planı, tümörün türü, boyutu, sayısı, yerleşimi ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktörle birlikte değerlendirilerek yapılıyor. Günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisinde uygulanan girişimsel yöntemlerle hastalar kısa sürede konforlu bir şekilde günlük yaşamlarına dönebiliyor. Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Ergun, karaciğer tümörlerinde kullanılan girişimsel radyolojik tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>Karaciğer tümörlerinde</p>

<p>doğru tanı, tedavinin ilk adımı</p>

<p></p>

<p>Girişimsel radyolojinin yalnızca tedavi aşamasında değil, doğru tanının konulmasında da önemli bir rolü bulunmaktadır. Ultrasonografi veya Bilgisayarlı Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri eşliğinde gerçekleştirilen iğne biyopsileriyle tümörden örnek alınarak tümörün yapısı ve gerekli durumlarda moleküler özellikleri değerlendirilir. Görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen biyopsiler, hedef bölgeye kontrollü ve hassas şekilde ulaşılmasını sağlar.</p>

<p></p>

<p>“İğne deliğinden” tümöre</p>

<p>doğrudan müdahale</p>

<p></p>

<p>Girişimsel radyolojik tedaviler temel olarak ablasyon ve damarsal (endovasküler) tedaviler olmak üzere iki ana grupta değerlendirilir. Ablasyon yöntemlerinde, karaciğerdeki tümörün içerisine ciltten özel bir iğne yerleştirilerek enerji uygulanır ve tümör dokusunda yüksek veya düşük sıcaklık oluşturularak kanser hücrelerinin tahrip edilmesi hedeflenir. Özellikle uygun özelliklere sahip, küçük boyutlu ve sınırlı sayıdaki tümörlerde kullanılan başlıca ablasyon yöntemleri şunlardır:</p>

<p>Radyofrekans ablasyon: Elektrik akımı kullanılarak tümör dokusunun ısıtılması ve tahrip edilmesi.</p>

<p>Mikrodalga ablasyon: Mikrodalga enerjisiyle tümör dokusunda yüksek sıcaklık oluşturularak tümörün yok edilmesinin hedeflenmesi.</p>

<p>Kriyoablasyon: Tümör dokusunun kontrollü şekilde dondurularak tahrip edilmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu işlemler, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ve ciltten yaklaşık 1-2 milimetrelik bir giriş noktasından gerçekleştirilir. Cerrahi kesi gerektirmemesi, uygun hastalarda tedavi sonrası iyileşme sürecinin hızlı olmasına katkı sağlar.</p>

<p></p>

<p>Tümörü besleyen</p>

<p>damarlara hedefli tedavi</p>

<p></p>

<p>Girişimsel radyolojide kullanılan bir diğer tedavi grubu ise damarsal yani endovasküler yöntemlerdir. Bu işlemlerde damar yoluyla karaciğer atardamarına ve tümörü besleyen damarlara ulaşılır. Başlıca endovasküler tedavi yöntemleri şöyle sıralanabilir:</p>

<p>1. TAKE (Transarteriyel Kemoembolizasyon): Tümörü besleyen damarlara kemoterapi ilacının verilmesi ve aynı zamanda damarların embolize edilerek tümörün kanlanmasının azaltılması esasına dayanır.</p>

<p>2. TARE (Transarteriyel Radyoembolizasyon): Tümörü besleyen damarlara radyoaktif mikrokürelerin gönderilmesiyle tümör dokusuna doğrudan radyasyon verilmesi hedeflenir.</p>

<p>Bu yöntemler özellikle cerrahi tedavinin uygun olmadığı hastalarda, hastalığın özelliklerine göre tümörün küçültülmesi veya büyümesinin kontrol altına alınması amacıyla kullanılır. Bazı hastalarda ise uygulanan tedaviler sonrasında cerrahi tedaviye uygun koşullar oluşturulur.</p>

<p></p>

<p>Daha küçük giriş, daha</p>

<p>kısa iyileşme süreci</p>

<p></p>

<p>Girişimsel radyolojik tedavilerin en önemli avantajlarından biri küçük bir giriş noktasından uygulanabilmesidir. Cerrahi kesi gerektirmemesi, daha az ağrı ve daha kısa iyileşme sürecine olanak sağlar. Uygun hastalarda işlemler sonrasında hastanede kalış süresi de kısa olur ve hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu edilebilir. Ayrıca hastalığın seyri ve tümörün özelliklerine bağlı olarak bazı girişimsel tedavilerin gerektiğinde yeniden uygulanabilmesi de önemli bir avantaj olarak değerlendirilir.</p>

<p></p>

<p>Tedavi kararı multidisipliner</p>

<p>yaklaşımla veriliyor</p>

<p></p>

<p>Karaciğer tümörlerinde tek bir tedavi yöntemi her hasta için uygun olmayabilir. Hastanın genel durumu, tümörün özellikleri, hastalığın yaygınlığı ve eşlik eden hastalıklar değerlendirilerek tedavi planı oluşturulur. Bu nedenle günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisinde onkoloji, genel cerrahi ve girişimsel radyoloji başta olmak üzere farklı branşların birlikte değerlendirme yaptığı multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır. Girişimsel radyolojide kullanılan teknolojilerin gelişmesiyle birlikte, görüntüleme sistemlerine yapay zekâ ve robotik teknolojilerin entegrasyonunun da tedavilerin hassasiyetini artırması ve gelecekte karaciğer tümörlerinin tedavisinde daha ileri imkanlar sunacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/elektrik-akimi-kullanilarak-tumor-dokusunu-yok-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekran-resmi-2026-09-02-142533.png" type="image/jpeg" length="44371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemli’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/obezite-tedavisinde-zaman-kaybetmemek-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/obezite-tedavisinde-zaman-kaybetmemek-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri obezite tedavisini yeniden gündeme taşırken, uzmanlar her hastanın metabolik yapısının, obezite derecesinin ve eşlik eden hastalıklarının farklı olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Rafail Ibayev, obezitenin kronik ve çok faktörlü bir hastalık olduğunu belirterek, “Tedavide önemli olan popüler olan yöntemi seçmek değil, hastanın ihtiyaç duyduğu doğru tedaviyi zamanında belirlemek. Özellikle morbid obezite ve eşlik eden hastalıkların bulunduğu durumlarda uygun tedavinin gecikmesi, zamanın sağlık aleyhine işlemesine neden olabiliyor” dedi.</p>

<p>Obezite ve kilo kontrolü, bilgi kirliliğinin en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Sosyal medyada karşılaşılan şok diyetler, mucizevi olduğu iddia edilen çaylar ve bilimsel dayanağı olmayan alternatif uygulamalar nedeniyle hastaların aylar hatta yıllar kaybedebildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Rafail Ibayev, son dönemde popülerleşen zayıflama iğnelerinin de hastanın genel sağlık tablosundan bağımsız şekilde tek ve kalıcı çözüm olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Her hastanın metabolik hızının, genetik altyapısının ve obezite derecesinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ibayev, “Başkasına iyi geldiği iddia edilen bir yöntemin her hastada aynı sonucu vermesini beklemek doğru değil. Özellikle morbid obezite tablosunda hastanın ihtiyaç duyduğu tedaviyi belirlemek için mutlaka tıbbi değerlendirmeye başvurulması büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Obezite yalnızca</p>

<p>fazla kalori alımıyla</p>

<p>açıklanamaz</p>

<p></p>

<p>Obezitenin kronik ve çok faktörlü bir hastalık olduğunun altını çizen Op. Dr. Ibayev, tedavi planlanırken yalnızca kilo miktarına değil, obezitenin altında yatan nedenlere de bakılması gerektiğini söyledi. İnsülin direnci, tiroid fonksiyon bozuklukları veya yeme davranışı bozuklukları gibi faktörlerin yeterince değerlendirilmemesinin tanıyı geciktirebildiğini ve tekrarlayan kilo alma başarısızlıklarına zemin hazırlayabildiğini belirten Op. Dr. Ibayev, “Altta yatan metabolik sorunların tespit edilmemesi durumunda eksik ve sonuçsuz çabalarla aylar kaybedilebiliyor. Kapsamlı bir endokrinolojik değerlendirme, kan tablosu analizi ve psikolojik değerlendirmelerin yapılması, doğrudan nedene yönelik ve en kalıcı sonuç verecek cerrahi protokolünün belirlenmesini sağlar” dedi.</p>

<p></p>

<p>Yo-yo diyet döngüsü bir</p>

<p>uyarı işareti olabilir</p>

<p></p>

<p>Obezite cerrahisinde vücut kitle indeksi (VKİ) ve eşlik eden hastalıkların tedavi aciliyetini belirleyen en temel unsurlar olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, VKİ 35 ve üzerinde olan, beraberinde tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi hastalıkları bulunan kişilerde “biraz daha bekleyelim” yaklaşımının doğru olmadığını söyledi. Zaman ilerledikçe obezitenin organlar üzerindeki yıkıcı etkisinin arta bileceğini, kalp-damar sisteminin yıpranabileceğini ifade eden Op. Dr. Ibayev, “Bekleyerek ve sonuçsuz yo-yo diyet döngülerine girerek geçirilen her ay, uygulanacak metabolik cerrahinin organları onarma ve diyabeti remisyona sokma şansını doğrudan ve olumsuz yönde etkilenebilir” dedi. Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan, kontrol altına alınamayan diyabeti olan, karaciğer yağlanması veya obeziteye bağlı ciddi eklem dejenerasyonları yaşayan hastalarda zamanın çok daha kritik olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, bu risk faktörlerine sahip kişilerde yaşları genç olsa dahi iç organ yağlanması ve metabolik sendromun hızla ilerleyebildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>VKİ 40'ın üzerindeyse sonuç</p>

<p>vermeyen yöntemlerde ısrar</p>

<p>zaman kaybettirebilir</p>

<p></p>

<p>Diyet ve egzersiz programlarının sağlıklı yaşamın temelini oluşturduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, ancak morbid obezite (VKİ&gt; 40) tablosunda, uzman kontrolünde yapılmasına rağmen defalarca başarısızlıkla sonuçlanan rejim denemelerinde uzun süre ısrar etmenin ciddi bir zaman kaybına dönüşebildiğini vurguladı. Yıllar süren ve sonuç vermeyen diyet-egzersiz döngülerinin ardından cerrahiye geçilmesinin uluslararası kılavuzlarca önerildiğini belirten Op. Dr. Ibayev, başarı şansı düşük ara yöntemlerle kaybedilen sürecin, hastanın obezite cerrahisi ile daha erken kavuşabileceği sağlıklı yaşam potansiyelini azaltabileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Tedavide tek tip çözüm yok</p>

<p></p>

<p>Bariatrik ameliyatlarının kişiye özgü ve multidisipliner yürütülmesi gereken bir süreç olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, cerrahi kararı verildiğinde de her hastaya aynı yöntemin uygulanmasının doğru olmadığını söyledi. Doğru tanı konulmadan ve hastanın anatomik yapısına uygun cerrahi yöntem seçilmeden planlanan süreçlerin hastalarda hem fizyolojik hem de psikolojik yıpranmaya neden olabileceğini ifade eden Op. Dr. Ibayev, tüp mide ve gastrik bypass gibi yöntemler arasındaki seçimin hastanın tıbbi geçmişi, yeme alışkanlıkları ve yandaş hastalıkları dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Cerrahi de tek başına çözüm değil</p>

<p></p>

<p>Obezite cerrahisinin “sihirli bir değnek” değil, güçlü bir araç olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, ameliyat sonrasında kalıcı başarı için hastanın yaşam tarzının ve takip sürecinin de tedavinin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Tekrar kilo alımı yaşandığında mide anatomisinin güncel durumu, beslenme alışkanlıkları, vitamin-mineral değerleri ve psikolojik adaptasyonun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ibayev, “Tedavi ve takip şeması bu bulgular ışığında güncellenmeli, gerekiyorsa diyetisyen ve psikolog eşliğinde davranışsal terapiler veya revizyon cerrahisi ihtimalleri değerlendirilerek kişiye özel yeni bir yol haritası çizilmelidir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/obezite-tedavisinde-zaman-kaybetmemek-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/obezite-tedavisinde-zaman-kaybetmemek-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="36241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Çocukların davranışlarını analiz etmeliyiz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/cocuklarin-davranislarini-analiz-etmeliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/cocuklarin-davranislarini-analiz-etmeliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, Otizm Spektrum Bozukluğunda erken tarama, tanılama ve müdahale süreçleri açısından yeni olanaklar sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yapay zekâ sistemlerinin çocukların göz hareketleri, ses tonu, mimikleri, dikkat süreçleri ve oyun davranışlarındaki örüntüleri analiz edebildiğini belirten Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji değil; otizm alanında erken tanı, erken müdahale ve doğru destek almanın önemli bir aracı haline geliyor.” dedi.</p>

<p>Otizmde erken müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Gülaldı, “Yapay zekâ destekli sistemler çocukların davranışlarını analiz edebiliyor, göz teması, mimik ve dikkat süreçlerini değerlendirebiliyor ve dolayısı ile tanı süresini önemli ölçüde kısaltabiliyor.” diye konuştu.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, yapay zekâ ile Otizm Spektrum Bozukluğunun kesiştiği alanda yaşanan gelişmeleri ve yapay zekânın otizmde erken tarama, tanılama ve müdahale süreçlerinde sunduğu olanakları değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ artık insan</p>

<p>davranışlarındaki örüntüleri</p>

<p>de analiz ediyor</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ ve Otizm Spektrum Bozukluğunun kesişiminin son yıllarda hızla gelişen çalışma alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Artık yapay zekayı (YZ), sadece veri işleyen bir sistem olarak görmek mümkün değil. Günümüzde bu sistemler öğrenebiliyor, insan davranışlarını analiz edebiliyor ve çok karmaşık örüntüleri kısa sürede çözebiliyor. Özellikle Derin Öğrenme (Deep Learning) ve Doğal Dil İşleme (NLP) alanındaki gelişmeler, makinelerin sadece komutları yerine getirmekle kalmıyor, insan davranışlarındaki nüansları da anlayabiliyor. Bugün YZ, tıbbi teşhislerle yarışır düzeyde teşhis koyabiliyor, devasa veri yığınları içinden insan gözünün kaçırabileceği mikroskobik ipuçlarını dahi yakalayabiliyor.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Otizmde tanı büyük</p>

<p>ölçüde davranışsal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>göstergelere dayanıyor</p>

<p></p>

<p>Otizmin sosyal etkileşim, iletişim ve davranış örüntüleriyle karakterize olan ve geniş bir spektruma yayılan nörogelişimsel bir durum olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Otizm, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmakta; sosyal etkileşim, öğrenme, iş yaşamı ve aile yaşamında önemli bozulmalara yol açmaktadır. Otizmin nedenleri karmaşık ve çok yönlüdür; genetik ve çevresel faktörleri içermektedir. Bozukluğun bazı genetik temelleri bulunmasına rağmen, yatkınlık genleri gibi moleküler genetik göstergelerdeki bireysel farklılıkların yüksek olması nedeniyle klinik tanı günümüzde daha çok gözlemlenebilir ve ölçülebilir davranışsal göstergelere dayanmaktadır.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Erken müdahale gelişim</p>

<p>açısından kritik</p>

<p>önem taşıyor</p>

<p></p>

<p>Otizmde erken tanı ve müdahalenin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Erken tanı müdahale, otizmli bireylerde sosyal dikkat, dil ve zeka alanlarındaki yetersizlikleri azaltmada ve semptomların genel şiddetini düşürmede etkili olmaktadır. Her ne kadar otizm belirtileri genellikle 2 yaşından önce ortaya çıksa da birçok nedenden dolayı otizmli bireylerin önemli bir kısmı 6 yaşından sonra tanı almakta, bu da davranışsal tedavi için en uygun dönemin kaçırılmasına ve bilişsel gelişim ile yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Göz hareketinden ses</p>

<p>tonuna kadar birçok</p>

<p>veri analiz edilebiliyor</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ ile otizm araştırmalarının birleşmesinin erken tarama açısından önemli olanaklar ortaya çıkardığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Yapay zeka ve otizm çalışmaları bir araya geldiğinde, teknolojinin ve teknolojik gelişmelerin otizmli bireylerin yaşamında çok önemli bir hale geldiğini görmekteyiz. Makine öğrenmesi algoritmaları, bir çocuğun göz hareketlerinden, ses tonundaki frekans değişimlerinden veya oyun oynama biçiminden yola çıkarak, geleneksel yöntemlerin 6 yaşında yakaladığı işaretleri 6-12 aylıkken tespit edebilmesi çok önemli gelişmelerdir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p>Yapay zeka destekli müdahale araçlarının, her çocuğun kendine özgü "işletim sistemine" uygun, kişiselleştirilmiş ve sabırlı bir eğitim ortamı sunma imkanı yaratabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Bu birleşim, otizmi bir engel olarak değil, doğru teknolojik destekle topluma entegre edilebilecek değerli bir farklılık olarak konumlandırmamızı kolaylaştıracaktır. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar ışığında küçük çocuklarda otizmin erken tarama, tanılama ve erken müdahale süreçlerinde yapay zekânın büyük bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ve geleneksel yöntemlerin önüne geçtiğini söyleyebiliriz.” diye konuştu. </p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ tanı</p>

<p>sürecini hızlandırabilir</p>

<p></p>

<p>Geleneksel erken tarama süreçlerinde ebeveynlerden alınan bilgilerin ve klinik gözlemlerin önemli rol oynadığını hatırlatan Dr. Gülaldı, şöyle devam etti:</p>

<p>“Otizmli çocukların erken taranmasında kullanılan geleneksel yöntemler, psikiyatristlerin ebeveyn beyanlarına ve klinik gözlemlere dayanarak çocuğun gelişimindeki otizm semptomlarını tanımlamak şeklindedir. Ancak makine öğrenmesi gibi yapay zeka yöntemleri; çok sayıda geçmiş otistik örneklemden ve kontrol grubundan veri kategorilerini öğrenerek otizm teşhis sürecini otomatikleştirebilir ve hızlandırabilir. Örneğin Evrişimli Sinir Ağı (CNN) tabanlı OSB sınıflandırma sistemlerinde doğruluk, duyarlılık ve özgüllük gibi performans ölçütleri üzerinden umut verici sonuçlar bildirilmektedir. Bu yöntemler, yeni giriş örneklerini sınıflandırabilen tahmin modellerinin oluşturulmasına imkân sağlıyor.”</p>

<p></p>

<p>Özellikle küçük çocuklarda</p>

<p>kullanılmasına yönelik</p>

<p>çalışmalar var</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ tabanlı modellerin özellikle küçük çocuklarda kullanılmasına yönelik çalışmalar bulunduğunu belirten Dr. Gülaldı, “Yapılan bir çalışma, yapay zeka ile alternatif karar ağacı (alternating decision tree) modeli oluşturularak, 13 ila 48 aylık otizmli çocuklarda yüzde 99,97 doğruluk oranıyla etkili bir şekilde tanı koyabileceğini göstermiştir.  Otizmli küçük çocukların temel sosyal etkileşimlerde ve kişilerarası iletişimde bulunmalarına, duyguları tanıma ve yönetme yeteneklerini geliştirmelerinde yapay zekanın yardımcı olabileceği kanıtlanmıştır.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Her çocuğa özel destek mümkün olabilir</p>

<p></p>

<p>Yapay zekânın yalnızca erken tarama ve tanılama süreçlerinde değil, müdahale ve eğitim alanında da önemli fırsatlar sağlayabileceğini belirten Dr. Gülaldı, “Yapay zekâ destekli sistemler çocukların davranışlarını analiz edebiliyor, göz teması, mimik ve dikkat süreçlerini değerlendirebiliyor ve dolayısı ile tanı süresini önemli ölçüde kısaltabiliyor. Böylelikle bu sistemlerin otizmde erken müdahale için kritik fırsatlar sunması sevindirici gelişmelerdir.  Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji değil; otizm alanında erken tanı, erken müdahale ve doğru destek almanın önemli bir aracı haline geliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/cocuklarin-davranislarini-analiz-etmeliyiz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/cocuklarin-davranislarini-analiz-etmeliyiz.jpg" type="image/jpeg" length="47283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Kasık fıtığı prematüre bebeklerde daha sık görülüyor!’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/kasik-fitigi-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/kasik-fitigi-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda yaygın olarak görülen kasık fıtığına, prematüre veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen bebeklerde daha sık rastlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>arın içerisindeki bağırsak veya diğer dokuların kasık kanalından dışarı doğru ilerlemesiyle oluşan kasık fıtığına zamanında müdahale edilmemesi; bağırsak, yumurtalık veya testis dokusunda ciddi hasara neden olabiliyor.</p>

<p>Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Serdar Şiyve, bebeklerde ve çocuklarda görülen kasık fıtığının belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p>Ağlama ve ıkınma sırasında</p>

<p>şişlik belirginleşebilir</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasık fıtığında şişliğin genellikle bebek ağladığında veya ıkındığında belirginleştiğini ifade eden Dr. Serdar Şiyve, “Erkek çocuklarda şişlik testis torbasına kadar uzanabilir. Kız çocuklarında ise fıtık kesesinin içerisinde bağırsakların yanı sıra yumurtalık da bulunabilir.</p>

<p>Şişlik; çocuk ağladığında, öksürdüğünde, hareket ettiğinde veya ıkındığında daha belirgin hâle gelebilir. Çocuk sakinleştiğinde ya da uyuduğunda ise küçülebilir veya tamamen kaybolabilir” dedi.</p>

<p>Kasık fıtığının her yaştaki çocukta görülebileceğini belirten Dr. Şiyve, hastalığın erkek çocuklarda, prematürelerde ve düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen bebeklerde daha sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p></p>

<p>Kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmez</p>

<p></p>

<p>Çocukluk çağında görülen kasık fıtıklarının kendiliğinden iyileşmediğini vurgulayan Dr. Şiyve, tanının çoğunlukla çocuk cerrahisi uzmanı tarafından yapılan muayene sonucunda konulduğunu belirtti.</p>

<p>Fıtık tespit edildiğinde bağırsak, yumurtalık veya diğer dokuların fıtık kesesi içerisinde sıkışmasını önlemek amacıyla cerrahi tedavi planlanır. Ameliyatın zamanı; çocuğun yaşı, genel sağlık durumu ve fıtığın özellikleri değerlendirilerek belirlenir.</p>

<p>Çocukluk çağı kasık fıtıklarında belirli bir yaşa veya aya kadar beklenmesi önerilmez. Tanı kesinleştirildikten sonra uygun zamanda gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle ciddi komplikasyonların önüne geçilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/kasik-fitigi-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/kasik-fitigi-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="68272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni tehdit ekranın ardında!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/yeni-tehdit-ekranin-ardinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/yeni-tehdit-ekranin-ardinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği (İMDAT) ile Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ASUMA) 2024 yılında hazırladığı “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışması, dijital dünyanın çocuklar açısından taşıdığı riskleri ortaya koyarken, 2025 ve 2026’da yayımlanan yeni araştırmalar tehlikenin boyutunun giderek büyüdüğünü gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İMDAT ve ASUMA’nın hazırladığı çalışmada; siber zorbalık, çevrimiçi cinsel istismar ve sömürü, grooming (çocuğun güvenini kazanarak cinsel istismara hazırlanması ve yönlendirilmesi), dijital ayak izi (Çocukların internette paylaştıkları veya çeşitli dijital platformlarda bıraktıkları bilgi ve içeriklerin oluşturduğu kalıcı iz) ve çocukların dijital güvenliği ele alınıyor.</p>

<p>Çocukların dijital dünyadaki varlığı artık istisna değil, günlük hayatın ayrılmaz bir parçası. TÜİK’in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66,1’i sosyal medya kullanıyor. Bu oran 11-15 yaş grubunda yüzde 79’a çıkıyor. Çocukların yüzde 76,1’i cep telefonu veya akıllı telefon kullanırken, sosyal medya kullanan çocukların yüzde 97,9’u platformları düzenli olarak kullanıyor. UNICEF’in Haziran 2025’te yayımladığı “Childhood in a Digital World” raporu da internetin çocukların yaşamında artık bir “lüks” olmaktan çıkıp oyun, eğitim, arkadaşlık ve beceri geliştirme açısından temel bir araç haline geldiğini vurguluyor. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve ASUMA Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, “Çocukların dijital ortamdan tamamen uzaklaştırılması yerine, bu ortamda karşılaşabilecekleri risklere karşı güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Çocukların hayatındaki şiddet dijitalleşti; çocuklar artık ekran başında da tehdit altında” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>2024 yılında İMDAT ve ASUMA iş birliğiyle hazırlanan “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışmasının, çocukların dijital dünyada karşılaştığı şiddetin farklı boyutlarını görünür hale getirmeyi amaçladığını belirten Prof. Dr. Oğuz Polat, “Çocukların yaşamında dijital dünya artık ayrı bir alan değil. Çocuk okulda ve evde olduğu kadar artık dijital dünyada da yaşıyor. Bu nedenle çocuğa yönelik şiddetin dijitalleşmesini çocuk koruma sisteminin dışında değerlendiremeyiz. Siber zorbalık, tehdit, şantaj, grooming ya da çocuğun görüntülerinin izinsiz kullanılması, fiziksel ortamda gerçekleşmese de çocuk açısından gerçek bir şiddettir” diyor.</p>

<p>Prof. Dr. Oğuz Polat’ın başkanlığında, uzman psikologlar, çocuk hakları uzmanları, hukukçular ve bilişim uzmanlarının iş birliğiyle hazırlanan “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışması, çocukların dijital ortamda yalnızca siber zorbalıkla değil, cinsel istismar ve sömürü, teşhircilik, röntgencilik, pornografik içeriklere maruz bırakılma ve grooming gibi çok farklı tehditlerle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Siber Zorbalık</p>

<p>Depresyona Yol Açabilir</p>

<p></p>

<p>Siber zorbalığın, çocukların ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinden söz eden Prof. Dr. Oğuz Polat, “Diyarbakır’da 13-18 yaş arasındaki 1.985 lise öğrencisi inceledik. Araştırmada öğrencilerin siber zorbalık, siber mağduriyet ve depresyon düzeyleri değerlendirildi. Çalışma kapsamında, siber zorbalık ve siber mağduriyet ile depresyon belirtileri arasında anlamlı pozitif ilişkiler bulunduğunu ortaya koyduk. Bu bulgular, ergen ruh sağlığında dijital saldırganlığın giderek daha önemli bir risk alanı olduğunu ve erken önleme çalışmalarının gerekliliğini gösterdi. Yeni araştırmalarla birlikte çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini daha net görüyoruz. 1.985 lise öğrencisinin değerlendirildiği 2025 tarihli araştırmamızda siber zorbalık ve siber mağduriyet ile depresyon arasında anlamlı ilişkiler bulunması son derece önemli. Siber zorbalığı ‘çocukların kendi aralarındaki bir internet şakası’ olarak görmek artık mümkün değil. Bunun çocuk üzerinde psikolojik ve sosyal sonuçları var” şeklinde konuşuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın önemli bir başka sonucu da dijital saldırganlığın çocukların psikolojik durumundan bağımsız düşünülemeyeceğini göstermesi. Siber zorbalığa maruz kalan çocuk; kaygı, üzüntü, yalnızlık, özgüven kaybı ve okul başarısında düşüş gibi sorunlarla karşılaşabileceği gibi, bazı durumlarda depresif belirtiler de yaşayabiliyor.</p>

<p></p>

<p>Çocuğa “Telefonu bırak”</p>

<p>Demek Çözüm Değil</p>

<p></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nin 44 ülke ve bölgede yaklaşık 28 bin ergenin verilerini değerlendirdiği araştırma da sorunun küresel boyutunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre okul çağındaki ergenlerin yaklaşık yüzde 15’i siber zorbalığa maruz kalıyor, yüzde 12’si ise başkalarına siber zorbalık yaptığını bildiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, siber zorbalığın giderek arttığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Türkiye’de ise TÜİK’in güncel verileri çocukların dijital ortamlardaki varlığının ne kadar genişlediğini gösteriyor. 11-15 yaş grubunda sosyal medya kullanımının yüzde 79’a ulaşması, çocukların önemli bir bölümünün günün kayda değer bir kısmını dijital platformlarda geçirdiğini ortaya koyuyor. Sosyal medya kullanan çocukların yüzde 49,5’i hafta sonlarında sosyal medyada yaklaşık iki saat veya daha fazla zaman geçiriyor.</p>

<p>Ailelerin yaklaşımının da değişmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Oğuz Polat, “Çocuğa ‘telefonu bırak’ demek, sorunu çözmüyor. Çünkü çocuğun sosyal hayatı, arkadaşlıkları, eğitimi ve kendini ifade etme biçimleri de dijitalleşmiş durumda. Bizim yapmamız gereken çocuğu dijital dünyadan koparmak değil, dijital dünyada güvenli davranabilen bir çocuk yetiştirmek. Bunun yolu da yasaklamaktan önce eğitimden, iletişimden ve güven ilişkisinden geçiyor” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>UNICEF’in 2025 tarihli “Childhood in a Digital World” raporu da çocukların dijital becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Rapora göre sosyal medya, video oyunları ve video izleme gibi çevrimiçi faaliyetler çocukların dijital becerilerinin gelişimine katkı sağlayabiliyor. Ancak çocukların çevrimiçi fırsatlardan yararlanırken aynı zamanda riskleri yönetebilmesi için dijital becerilerinin güçlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Yapay Zeka Kötü</p>

<p>Amaçlı Kullanılabiliyor</p>

<p></p>

<p>Çocukların dijital güvenliği açısından 2024 raporundan bu yana ortaya çıkan en önemli yeni risklerden biri ise yapay zeka destekli sahte görüntüler ve videolar. UNICEF’in Haziran 2026 tarihli değerlendirmesine göre 11 ülkede yapılan araştırmalardan elde edilen tahminler, yalnızca bir yıl içinde en az 1,2 milyon çocuğun görüntüsünün yapay zeka kullanılarak sahte cinsel içerikli görüntü veya videolara dönüştürülmüş olabileceğini gösteriyor. UNICEF, çocukların yapay zeka kaynaklı bu zararlara karşı acilen korunması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Prof. Dr. Oğuz Polat, yapay zekanın çocuklara yönelik dijital istismar açısından yeni bir dönemi beraberinde getirdiğini söylüyor: “Yapay zeka, çocuklara yönelik siber şiddetin boyutunu değiştirebilecek bir teknoloji. Çocuğun gerçek bir görüntüsünün izinsiz paylaşılmasının ötesine geçiyoruz; yapay zeka kullanılarak çocuğun hiç bulunmadığı bir ortamda bile sahte görüntüler üretilebiliyor. Bu içerikler çocuğun mahremiyetini, itibarını ve psikolojik bütünlüğünü tehdit ediyor. Önümüzdeki dönemde çocuk koruma politikalarının yapay zeka kaynaklı bu yeni risklere göre yeniden şekillendirilmesi gerekiyor”…</p>

<p>UNICEF’in 2026 verileri, yapay zeka konusunda çocukların ve ailelerin dijital okuryazarlığının artırılmasının aciliyetini de ortaya koyuyor. UNICEF’e göre yapay zeka hızla yaygınlaşırken, çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünde nasıl kullanıldığına ilişkin bilgiler ve araştırmalar aynı hızda ilerlemiyor.</p>

<p></p>

<p>Aileler, Çocukların</p>

<p>Mahremiyetini Korumalı</p>

<p></p>

<p>Siber şiddetle mücadelede bir başka kritik başlık ise çocukların dijital ayak izi. Ebeveynlerin çocuklarının fotoğraflarını, okul bilgilerini, konumlarını, günlük yaşamlarını veya özel anlarını sosyal medyada paylaşması, iyi niyetli olsa dahi çocuğun gelecekteki mahremiyeti açısından risk yaratabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle ailelerin çocukları adına paylaşım yaparken “Bu görüntüyü çocuğum yetişkin olduğunda da görmek ister mi?” sorusunu sorması öneriliyor. Çocukların özel görüntülerinin paylaşılmaması, konum bilgilerinin gizlenmesi, hesapların gizlilik ayarlarının kontrol edilmesi, güçlü şifreler ve iki aşamalı doğrulama kullanılması dijital güvenliğin temel adımları arasında bulunuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Oğuz Polat, “Çocukların dijital ayak izini biz yetişkinler oluşturuyoruz. Bugün masum görünen bir fotoğraf veya bilgi, yıllar sonra çocuğun karşısına çıkabilir. Çocuğun mahremiyet hakkı, ebeveynin paylaşma hakkından önce gelmelidir. Çocuk adına karar verirken onun gelecekteki hayatını da düşünmek zorundayız” şeklinde uyarıda bulunuyor…</p>

<p></p>

<p>Yardım İstemekten Çekinmeyen</p>

<p>Çocuklar Yetiştirmek Önemli</p>

<p></p>

<p>İMDAT ve ASUMA’nın 2024 çalışması ile 2025-2026 döneminde yayımlanan yeni araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde, çocukların dijital güvenliğinin yalnızca teknoloji kullanımına ilişkin bir konu olmadığı görülüyor. Siber zorbalık, çocuk ruh sağlığı, cinsel istismar, mahremiyet, yapay zeka ve çocuk hakları birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, bütüncül bir çocuk koruma politikası içinde ele alınmalı.</p>

<p>Ailelerin çocuklarıyla yargılayıcı olmayan bir iletişim kurması, çocukların başlarına gelen dijital olayları anlatabilecekleri güvenli bir ortam oluşturması, öğretmenlerin siber zorbalık belirtilerini tanıması ve okullarda dijital vatandaşlık eğitimlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Çocukların dijital dünyada korunmasının bütün toplumun sorumluluğu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Polat, “Çocuğu korumanın en önemli şartı, çocuğun bize ulaşabileceğini bilmesini sağlamaktır. Çocuk bir tehdit, şantaj, cinsel içerikli mesaj veya siber zorbalıkla karşılaştığında ‘Bunu neden yaptın?’ sorusuyla değil, ‘Bunu benimle paylaştığın için doğru yaptın’ cümlesiyle karşılaşmalı. Çocukların dijital dünyadaki güvenliği aileden okula, sağlık sisteminden hukuka ve teknoloji şirketlerine kadar herkesin ortak sorumluluğudur. Çocukların internetten uzaklaştırılması değil; dijital haklarını bilen, mahremiyetini koruyabilen, siber şiddeti tanıyabilen ve karşılaştığı durumda yardım isteyebilen bireyler olarak güçlendirilmesi gerekiyor” diyerek ailelere 5 “altın öneri”de bulunuyor:</p>

<p>Yasaklamak yerine konuşun: Çocuğun dijital dünyasını yargılamadan dinleyin.</p>

<p>Mahremiyetini koruyun: Fotoğraf, konum, okul ve özel bilgilerini izinsiz paylaşmayın.</p>

<p>Siber zorbalığı ciddiye alın: Tehdit, şantaj veya zorbalık karşısında çocuğu suçlamayın; destek olun.</p>

<p>Dijital güvenliği güçlendirin: Gizlilik ayarlarını kontrol edin, güçlü şifre ve iki aşamalı doğrulama kullanın.</p>

<p>Yardım istemesini teşvik edin: “Ne olursa olsun bana anlatabilirsin” mesajını verin.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/yeni-tehdit-ekranin-ardinda</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/yeni-tehdit-ekranin-ardinda.jpg" type="image/jpeg" length="29259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Alzheimer hastaları için sağlıklı ve düzenli yaşam şart’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/alzheimer-hastalari-icin-saglikli-ve-duzenli-yasam-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/alzheimer-hastalari-icin-saglikli-ve-duzenli-yasam-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl eylül ayında Alzheimer hastalığına dikkat çekmek, toplumda farkındalık oluşturmak ve erken tanının önemine vurgu yapmak amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanları Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt ve Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, Alzheimer hastalığı ve demans konusunda vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Alzheimer hastalığının özellikle ileri yaşlarda daha sık görülen, kişinin bilişsel işlevlerini ve günlük yaşam aktivitelerini zaman içerisinde etkileyen ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirten uzmanlar, unutkanlığın her zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Unutkanlık günlük yaşamı</p>

<p>etkilemeye başladığında</p>

<p>hekime başvurulmalı”</p>

<p></p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Alzheimer hastalığında erken tanının hastalığın yönetimi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Yaş ilerledikçe bazı unutkanlıkların görülmesi mümkün olmakla birlikte, kişinin günlük yaşamını, işlerini ve sosyal ilişkilerini etkilemeye başlayan unutkanlıkların mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Özellikle yakın geçmişte yaşanan olayları hatırlamakta zorlanma, aynı soruları tekrarlama, daha önce kolaylıkla yapılan işleri yerine getirmede güçlük yaşama, kelime bulma sorunları ve yön bulmada zorlanma gibi belirtiler dikkate alınmalıdır” dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Remzi Yiğiter, erken dönemde yapılacak nörolojik değerlendirmelerin hastanın mevcut durumunun ortaya konulmasına ve uygun takip planının oluşturulmasına katkı sağladığını belirtti.</p>

<p></p>

<p>“Beyin sağlığını korumak için</p>

<p>yaşam tarzı da önemli”</p>

<p></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt ise Alzheimer riskinin değerlendirilmesinde yalnızca yaş ve genetik özelliklerin değil, yaşam tarzı ve damar sağlığıyla ilişkili birçok faktörün de dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt, “Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kaliteli uyku, sosyal ve zihinsel açıdan aktif bir yaşam, tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıkların kontrol altında tutulması beyin sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle Alzheimer’dan korunma ve bilişsel sağlığın desteklenmesi konusunda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren benimsenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>“Hasta ve yakınlarının birlikte</p>

<p>desteklenmesi gerekiyor”</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri de Alzheimer sürecinin yalnızca hastayı değil, ailesini ve bakım verenleri de yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti.</p>

<p>Alzheimer tanısı alan kişilerin düzenli hekim takibinin yanı sıra aile desteğine de ihtiyaç duyduğunu belirten Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, “Hastanın yaşadığı bilişsel değişikliklerin doğru anlaşılması, güvenli bir yaşam ortamının oluşturulması ve günlük yaşamda mümkün olduğunca bağımsızlığının desteklenmesi önemlidir. Bakım verenlerin de bu süreçte yalnız bırakılmaması ve hastalık hakkında doğru bilgiye ulaşması gerekiyor” diye konuştu.</p>

<p>Demans hastalarında düzenli bilişsel egzersizlerin de önerildiğini ifade eden Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, bu uygulamalardaki temel amacın hastalığı “durdurmak” değil; mevcut bilişsel kapasiteyi mümkün olduğunca korumak, günlük işlevselliği desteklemek ve yaşam kalitesini artırmak olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, “Bilişsel egzersizlerin içeriği ve uygulanma şekli hastanın mevcut durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanmalıdır. Bu konuda neler yapılması gerektiği hasta ve yakınları ile görüşülerek ve yakın koordinasyon içerisinde belirlenmelidir” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, Alzheimer hastalığında erken dönemde fark edilen belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle kişinin kendisi veya yakınları tarafından fark edilen kalıcı ve ilerleyici bilişsel değişikliklerde nöroloji uzmanına başvurulmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanları Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt ve Uzm. Dr. Şeyda Çevik Güneri, Dünya Alzheimer Ayı kapsamında toplumda farkındalığın artırılmasının, hastalığın belirtilerinin erken fark edilmesinin ve doğru sağlık hizmetine zamanında başvurulmasının önemini bir kez daha hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/alzheimer-hastalari-icin-saglikli-ve-duzenli-yasam-sart</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/alzheimer-hastalari-icin-saglikli-ve-duzenli-yasam-sart.jpg" type="image/jpeg" length="26755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Her bel daralması ameliyat gerektirmiyor!’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/her-bel-daralmasi-ameliyat-gerektirmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/her-bel-daralmasi-ameliyat-gerektirmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yürürken ağrılarınızın artması, merdiven veya yokuş çıkarken kalçanızda ve baldırlarınızda hissettiğiniz kramplar yalnızca yaşlılık belirtisi olmayabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Daha önce rahatlıkla kat ettiğiniz mesafeyi artık dinlenerek tamamlıyor, yürüdükçe öne eğilme ihtiyacı hissediyor ve oturduğunuzda rahatlıyorsanız, bel daralması sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Omurilik kanalı ile sinirlerin geçtiği boşlukların daralması sonucu gelişen hastalık; ağrı, uyuşma, karıncalanma ve zamanla kas gücü kaybına yol açabiliyor. Erken değerlendirme ve ameliyatsız tedaviler ise hastalığın ilerleme sürecini yavaşlatarak kişinin yürüme kapasitesinin ve yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Sağlam, bel daralmasının yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görülüp ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, “Belirtiler başladığında hastanın yürüme kapasitesi ve günlük yaşam kalitesi bozulmaya başlar. Özellikle şiddetli ağrı ve ilerleyici kas gücü kaybı dikkat edilmesi gereken en önemli bulgulardır. Erken değerlendirme ve süreci yavaşlatan ameliyatsız tedaviler hastaya zaman kazandırabilir ve yaşam kalitesini yükseltebilir” diyor. Prof. Dr. Necdet Sağlam, bel daralmasının belirtilerini ve tedavi yöntemlerini anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Yürüdükçe artıyor,</p>

<p>dinlenince azalıyor</p>

<p></p>

<p>Bel daralması, bel bölgesindeki omurilik kanalının ve buradan çıkan sinirlerin geçtiği boşlukların daralması anlamına geliyor. Sinirler ve onları besleyen damarlar baskı altında kaldığında kalçalarda ve bacaklarda kramp tarzında ağrı, yanma, uyuşma ve karıncalanma gelişebiliyor. Şikayetlerin en tipik özelliğini ise yürümekle artması, dinlenmek veya öne doğru eğilmekle hafiflemesi oluşturuyor. Uyuşma yakınmaları geceleri daha belirgin hale gelebiliyor.</p>

<p>Hastaların ilk fark ettikleri belirtilerden birinin dik durmakta zorlanmak olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Hasta, daha önce rahatlıkla yürüdüğü mesafeyi artık ağrı nedeniyle dinlenerek tamamlamak zorunda kaldığını fark eder. Yürürken zamanla öne doğru eğilir, yokuş çıkmakta zorlanır; baldırlarında kramp, yanma ve uyuşma hisseder. Oturduğunda veya öne doğru eğildiğinde ise belirgin bir rahatlama yaşar” diye konuşuyor.</p>

<p></p>

<p>60 yaş üzerindeki her 3</p>

<p>kişiden birinde görülüyor</p>

<p></p>

<p>Omurgadaki disklerin ve eklemlerin yaşlanıp yapılarının bozulmasıyla gelişen bel daralması, en sık orta ve ileri yaşlarda görülüyor. Altmış yaşın üzerindeki her üç kişiden birinde anatomik olarak bel daralması bulunmasına rağmen, bu kişilerin yalnızca küçük bir bölümünde klinik belirtiler ortaya çıkıyor. Dolayısıyla görüntülemede daralma saptanması her zaman tedavi gerektiği anlamına gelmiyor; hastanın şikayetleri ve muayene bulguları da birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Bel daralması çoğunlukla yavaş ilerliyor. Omurlar arasındaki disklerde başlayan bozulmaya zaman içinde eklemlerdeki değişiklikler, kemik çıkıntıları ve bağlarda kalınlaşma eşlik ediyor. Bunların sonucunda kanal daralarak sinirler üzerinde baskı oluşturuyor. Hastalık nadiren doğuştan gelişirken; bel fıtığı, bel kayması, tümörler ve omurga kırıkları da sonradan gelişen bel daralmasına neden olabiliyor. Genetik yatkınlık, mekanik ve çevresel etkenlerin yanı sıra fazla kilo da omurgaya binen yükü artırarak süreci hızlandırabiliyor.</p>

<p></p>

<p>Ağrıdan kaçarken</p>

<p>hareketsiz kalmayın!</p>

<p></p>

<p>Uzun süre ayakta durmak ve yürümek ağrıyı artırdığı için hastalar zamanla hareket etmekten kaçınabiliyor. Ancak ağrı yaşamamak amacıyla tamamen hareketsiz bir yaşam sürmek, kasları ve eklemleri daha da güçsüzleştirerek klinik tablonun ağırlaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Necdet Sağlam, bu durumun bir kısır döngü oluşturduğuna dikkat çekerek, “Ağrıdan kaçınmak için hareketsiz bir yaşam modeline bürünmek doğru değildir. Hareketsizlik kemik, kas ve eklemlerdeki yaşlanma ve bozulmayı artırabilir. Bunun yerine ağrıyı artıracak zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalı, kişinin hareket kapasitesini korumaya yönelik tedaviler sürdürülmelidir” diyor.</p>

<p></p>

<p>Bu belirtilerde zaman</p>

<p>kaybetmeyin!</p>

<p></p>

<p>Bel daralması her zaman ciddi bir klinik tabloya yol açmasa da daralmanın şiddetine göre belirtiler ağırlaşabiliyor. Tedavinin gecikmesi ağrıların sıklaşmasına, uyuşma ve kas güçsüzlüğünün artmasına neden olabiliyor. İlerlemiş hastalıkta idrar ve büyük abdest kontrolünde bozulma, hatta kısmi felç gelişebiliyor.</p>

<p>Bel kanalının nadiren ani ve tam olarak daralması ise şiddetli ağrı ve felçle seyreden, acil ameliyat gerektiren bir tabloya yol açabiliyor. Bu nedenle kontrol edilemeyen şiddetli ağrı, ilerleyici kas gücü kaybı ile idrar veya büyük abdest kontrolünde bozulma geliştiğinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Tanıda hastanın şikayetleri</p>

<p>yol gösteriyor</p>

<p></p>

<p>Bel daralmasının tanısında öncelikle hastanın duruşu, şikayetlerinin ne zaman artıp azaldığı ve nörolojik muayene bulguları değerlendiriliyor. Kesin tanıda MR incelemesinden yararlanılıyor. Hastanın durumuna göre dinamik görüntüleme yöntemleri ve elektromiyografik incelemeler de uygulanabiliyor.</p>

<p>İleri yaşlarda görüntülemede bel daralmasına sık rastlansa da tedavi kararı yalnızca MR sonucuna göre verilmiyor. Anatomik daralmanın hastanın yürüme kapasitesini ne ölçüde etkilediği, ağrının şiddeti, kas gücü kaybı ve günlük yaşam bağımsızlığındaki azalma tedavinin planlanmasında önem taşıyor.</p>

<p></p>

<p>Öncelik ameliyatsız</p>

<p>tedavilerde</p>

<p></p>

<p>Tedavide ağrının ve sinir kaynaklı şikayetlerin azaltılması, hastanın yürüme kapasitesi ile günlük yaşam bağımsızlığının korunması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor. İlk aşamada ilaç tedavisi, fizik tedavi ve kişiye özel egzersizlerden yararlanılıyor. Uygun hastalarda sinir kökü blokajlarıyla da ağrı kontrol altına alınabiliyor.</p>

<p>Her bel daralması tanısı alan hastanın ameliyat olması gerekmediğini vurgulayan Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Hastanın şikayetleri kontrol edilebiliyor ve ilerleyici bir nörolojik kayıp bulunmuyorsa öncelikle ameliyatsız yöntemlerle takip ediyoruz. Ancak stabilite bozukluğundan kaynaklanan mekanik ağrılar ile ilerleyici sinir ve kas güçsüzlüğü ameliyat gerektirebilir” diyor.</p>

<p></p>

<p>Ameliyat yürüme kapasitesini</p>

<p>geri kazandırabiliyor</p>

<p></p>

<p>Kontrol altına alınamayan ağrı, ilerleyici nörolojik kayıp ve günlük yaşam bağımsızlığında belirgin azalma geliştiğinde ameliyat seçeneği gündeme geliyor. Ameliyatın temel amacı, sinirlerin üzerindeki baskıyı kaldırarak ağrıyı azaltmak ve hastanın yürüme kapasitesini yeniden kazanmasını sağlamak oluyor.</p>

<p>Operasyonda daralan bölgedeki kemik ve yumuşak dokular çıkarılarak sinirler üzerindeki baskı ortadan kaldırılıyor. Omurgada kayma veya stabilite bozukluğu varsa bazı hastalarda vida kullanılarak füzyon ameliyatı da yapılabiliyor. Bu karar, hastanın durumuna ve altta yatan soruna göre kişiye özel olarak veriliyor. Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Bel daralmasını yalnızca yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görüp ağrı ve yürüme güçlüğünü ihmal etmeyin. Her hasta için ameliyat gerekmez; ancak kontrol edilemeyen ağrı, kas gücü kaybı ve günlük yaşam bağımsızlığının bozulduğu durumlarda ameliyat kurtarıcı bir yöntem olabilir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/her-bel-daralmasi-ameliyat-gerektirmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/her-bel-daralmasi-ameliyat-gerektirmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="69353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Ekonomiye güç vermeyi kararlılıkla sürdürüyoruz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/ekonomiye-guc-vermeyi-kararlilikla-surduruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/ekonomiye-guc-vermeyi-kararlilikla-surduruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenen Foodist İstanbul 2026, gıda sektörünün önemli temsilcilerini bir araya getirirken, Kadooğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren Kadooğlu Yağ fuarın dikkat çeken markaları arasında yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geniş ürün portföyünü ulusal ve uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturan şirket, yeni iş bağlantıları ve ihracat görüşmeleriyle küresel pazardaki iddiasını ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p>Gıda Sektörünün Önemli Buluşması</p>

<p></p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açan Foodist İstanbul 2026, Türkiye ve dünyanın farklı noktalarından gıda sektörünün temsilcilerini buluşturdu.</p>

<p>Üreticilerden ihracatçılara, satın alma heyetlerinden sektör profesyonellerine kadar çok sayıda ziyaretçinin ağırlandığı fuarda firmalar, ürünlerini tanıtmanın yanı sıra yeni ticari iş birlikleri için de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu önemli organizasyonda yerini alan Kadooğlu Yağ, sahip olduğu geniş ürün yelpazesi, üretim gücü ve ihracat odaklı yaklaşımıyla ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.</p>

<p></p>

<p>Kadooğlu Yağ’dan Küresel Pazara Güçlü Mesaj</p>

<p></p>

<p>Kadooğlu Yağ İhracat Satış Direktörü İhsan Mert, fuarda yaptığı değerlendirmede şirketin uluslararası pazardaki konumuna dikkat çekti.</p>

<p>Kadooğlu Yağ’ın farklı coğrafyalardaki pazarlara ulaşan güçlü bir ihracat ağına sahip olduğunu belirten Mert, şirketin yalnızca bir üretici olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin gıda sektöründeki güvenilir temsilcilerinden biri olarak faaliyet gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Mert, Foodist İstanbul 2026’nın uluslararası iş ortaklarıyla bir araya gelmek ve küresel pazarlardaki gelişmeleri değerlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>“Dünya Sofralarıyla Buluşturuyoruz”</p>

<p></p>

<p>Kadooğlu Yağ’ın üretim altyapısına ve ürün çeşitliliğine vurgu yapan İhsan Mert, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Foodist İstanbul 2026, küresel pazar dinamiklerini değerlendirmek ve uluslararası iş ortaklarımızla buluşmak adına bizler için son derece verimli geçiyor. Kadooğlu Yağ olarak, yüksek üretim kalitemiz ve entegre tesislerimizle ürettiğimiz ayçiçek, mısır, zeytinyağı ve endüstriyel yağ gruplarımızı dünya sofralarıyla buluşturuyoruz.”</p>

<p>Mert, şirketin ihracat faaliyetlerinin yanı sıra üretim ve istihdam yoluyla Türkiye ekonomisine katkı sunduğuna da dikkat çekti.</p>

<p>“Ülkemize sağladığımız yüksek katma değer, ihracat hacmimiz ve üretime kattığımız istihdamla milli ekonomiye güç vermeyi kararlılıkla sürdürüyoruz.” diyen Mert, küresel pazarlardaki büyüme hedeflerinin devam ettiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Geniş Ürün Portföyü Sergilendi</p>

<p></p>

<p>Foodist İstanbul 2026’da Kadooğlu Yağ’ın farklı tüketici ve sektör gruplarına yönelik ürünleri ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p>

<p>Fuarda; ayçiçek yağı, mısır yağı ve zeytinyağının yanı sıra profesyonel mutfaklara yönelik margarin ve endüstriyel yağ çeşitleri de sergilendi.</p>

<p>Ürünlerin farklı ambalaj seçenekleri ve kullanım alanları hakkında ziyaretçilere bilgi verilirken, markanın üretim kapasitesi ve kalite anlayışı da fuar katılımcılarına aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Yoğun İlgi</p>

<p></p>

<p>Kadooğlu Yağ standı, fuar boyunca hem Türkiye’den gelen sektör temsilcilerinin hem de yabancı ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri oldu.</p>

<p>Özellikle yabancı alım heyetleriyle gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut ihracat pazarlarının geliştirilmesi ve yeni pazarlara yönelik ticari fırsatlar değerlendirildi. Sektör profesyonelleri de şirketin ürün grupları ve üretim altyapısı hakkında bilgi aldı.</p>

<p></p>

<p>Yeni İş Bağlantıları İçin Önemli Fırsat</p>

<p></p>

<p>Fuar kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmeler, Kadooğlu Yağ açısından yeni ticari bağlantıların kurulmasına zemin hazırladı.</p>

<p>Uluslararası alıcılarla yapılan temaslarda ürün grupları, pazar ihtiyaçları ve olası iş birlikleri ele alınırken, şirketin ihracat ağını genişletmeye yönelik yeni fırsatlar değerlendirildi.</p>

<p>Kadooğlu Yağ’ın Foodist İstanbul 2026’daki etkin katılımı, markanın yalnızca mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmekle kalmayıp yeni coğrafyalarda da büyüme hedefini sürdürdüğünü ortaya koydu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhracatta Büyüme Hedefi Sürüyor</p>

<p></p>

<p>Gıda sektörünün uluslararası ölçekte önemli buluşma noktalarından biri olan Foodist İstanbul 2026, Kadooğlu Yağ için üretim gücünü ve ürün çeşitliliğini küresel sektör temsilcilerine aktarma fırsatı sundu.</p>

<p>Fuarda gerçekleştirilen görüşmeler ve kurulan yeni bağlantılarla şirket, Türkiye’nin gıda ihracatındaki rolünü güçlendirme ve Kadooğlu Yağ markasını daha fazla dünya pazarında tüketicilerle buluşturma hedefini bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/ekonomiye-guc-vermeyi-kararlilikla-surduruyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekonomiye-guc-vermeyi-kararlilikla-surduruyoruz1.jpg" type="image/jpeg" length="22564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Enerjisa’dan, elektrik dağıtım yatırımları için 207 milyon dolarlık finansman!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/enerjisadan-elektrik-dagitim-yatirimlari-icin-207-milyon-dolarlik-finansman</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/enerjisadan-elektrik-dagitim-yatirimlari-icin-207-milyon-dolarlik-finansman" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile uzun yıllara dayanan iş birliğini yeni bir finansman anlaşmasıyla güçlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli olarak sağlanan kredi, Enerjisa Enerji’nin üç elektrik dağıtım bölgesi Başkent, AYEDAŞ ve Toroslar’da elektrik dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik yatırımlarda kullanılacak</p>

<p>Herkes için daha iyi bir gelecek vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefleyen Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında yeni bir kredi anlaşmasına imza attı. Türkiye’de 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti sunan şirket, yeni finansmanla dağıtım şebekelerini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor.</p>

<p></p>

<p>EBRD, Türkiye’de Elektrik</p>

<p>Dağıtım Sektöründe ilk Avrupa</p>

<p>Sürdürülebilir Kalkınma Fonu</p>

<p>desteğini Enerjisa Enerji</p>

<p>kredisinde aldı</p>

<p></p>

<p>Enerjisa Enerji ile EBRD arasında uzun yıllara dayanan iş birliği daha da ileri bir boyuta taşındı. Yeni finansman, Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) Hi Bar Garanti Programı’ndan yararlanacak. EFSD+ kapsamında sağlanan garanti, Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe EBRD aracılığıyla gerçekleştirilen bir krediye verilen ilk EFSD+ desteği olacak.</p>

<p></p>

<p>Özsürekci: “Geleceğin Enerji</p>

<p>Sisteminin Temelinde Güçlü</p>

<p>Bir Dağıtım Altyapısı Var”</p>

<p></p>

<p>Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Geleceğin enerji sisteminin temelinde güçlü bir dağıtım altyapısı var. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte Şebekeler artık yalnızca enerjiyi taşıyan bir altyapı olmanın ötesine geçerek, enerji dönüşümünün kilit itici güçlerinden biri haline geliyor. Türkiye’nin lider elektrik dağıtım şirketi olarak ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda şebekelerimizi geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor; daha güçlü, verimli ve dayanıklı bir enerji altyapısı için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. EBRD ile gerçekleştirdiğimiz yeni finansman anlaşmasını bu uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Enerji’ye ve yatırım programımıza duyduğu güven, Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik yatırımlarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmemize imkân sağlıyor. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi büyütürken, ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak ve kullanıcılarımız için değer yaratacak yatırımları hayata geçirmeye devam edeceğiz.”</p>

<p></p>

<p>Ulbrich: “Güçlü Kredibilitemiz</p>

<p>Uzun Vadeli Finansmana</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erişimimizi Destekliyor”</p>

<p></p>

<p>Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli bu finansman, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman stratejimizi yansıtıyor. Etkin borç yönetimimiz sayesinde kaldıraç seviyemizi sağlam ve sürdürülebilir bir düzeyde tutarken, güçlü bilanço yapımızı ve finansal esnekliğimizi korumaya devam ediyoruz. Şeffaf, öngörülebilir ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdindeki güçlü kredibilitemizi pekiştiriyor, bu ölçekte uzun vadeli finansman kaynaklarına rekabetçi fiyat seviyelerinde erişimimizi sürdürüyoruz. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi daha da ileri taşımaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu finansmanın Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) garantisiyle desteklenmesi bizim için ayrıca kıymetli. EBRD ve Avrupa Birliği gibi güçlü uluslararası paydaşların destekleriyle, finansal istikrarımızı korurken Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan uzun vadeli yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.”</p>

<p>EBRD Avrasya Enerji Direktörü Şule Kılıç ise imza töreninde görüşlerini ileterek; “Türkiye enerji dönüşümünü sürdürürken, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanıyor. Enerjisa Enerji ile uzun yıllara dayanan ortaklığımız kapsamında, şebeke kapasitesini modernize edecek ve genişletecek, milyonlarca tüketici için hizmet kalitesini artıracak ve enerji dönüşümünün faydalarının ülke genelinde yaygın şekilde hissedilmesine katkıda bulunacak yatırımları destekliyoruz” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/enerjisadan-elektrik-dagitim-yatirimlari-icin-207-milyon-dolarlik-finansman</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekran-resmi-2026-09-02-135859.png" type="image/jpeg" length="93168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Atık Yağ Tesisi’nde yangın!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/atik-yag-tesisinde-yangin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/atik-yag-tesisinde-yangin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’in Nizip ilçesinde atık yağ tesisinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Yangında yaralanan olmazken, tesiste yoğun duman oluştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alevler Kısa Sürede Büyüdü</p>

<p></p>

<p>Yangın, Nizip ilçesine bağlı Yeşilevler Mahallesi’ndeki atık yağ tesisinde meydana geldi. İddiaya göre, henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan yangın kısa sürede büyüyerek tesisi sardı.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan çok sayıda itfaiye ekibi, yoğun dumanın yükseldiği tesiste söndürme çalışması başlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Yangının Nedeni Araştırılıyor</p>

<p></p>

<p>Ekiplerin alevlerin çevreye sıçramaması ve yangının kontrol altına alınması için çalışmaları sürerken, polis ekipleri de bölgede güvenlik önlemi aldı.</p>

<p>İlk belirlemelere göre yangında yaralanan olmadı. Yangının çıkış nedeninin, söndürme çalışmalarının ardından yapılacak incelemeyle belirlenmesi bekleniyor.  </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/atik-yag-tesisinde-yangin</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/atik-yag-tesisinde-yangin2.jpg" type="image/jpeg" length="56837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Köy evlerinin bahçesinde sebze ve meyve üretiyoruz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/koy-evlerinin-bahcesinde-sebze-ve-meyve-uretiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/koy-evlerinin-bahcesinde-sebze-ve-meyve-uretiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Şubat 2023 depremlerinden ağır şekilde etkilenen Gaziantep’in İslahiye ilçesinde TOKİ tarafından inşa edilen kırsal konutlara yerleşen vatandaşlar, yeni yaşam alanlarında hem güvenli ve konforlu bir hayat sürüyor hem de evlerinin bahçelerinde üretim yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Depremin Ardından</p>

<p>Yeni Bir Hayat</p>

<p></p>

<p>Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde büyük yıkımın yaşandığı İslahiye’de, depremzedeler için inşa edilen kırsal konutlar vatandaşlara teslim edildi.</p>

<p>Yeni evlerine yerleşen aileler, modern ve sağlam konutların yanı sıra bahçelerinde sebze ve meyve yetiştirerek alıştıkları köy yaşamını sürdürüyor. Vatandaşlar, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ürünleri yetiştirmenin mutluluğunu yaşıyor.</p>

<p></p>

<p>Depremde Eşini Kaybetti</p>

<p></p>

<p>Deprem sırasında evleri yıkılan ve eşi hayatını kaybeden İbrahim Pişkin, yaşadığı acı dolu anları anlattı.</p>

<p>Depreme uykuda yakalandıklarını belirten Pişkin, eşiyle birlikte enkaz altında kaldıklarını ifade ederek, “6 Şubat depremine uykuda yakalandık. Kendimizi kurtarma şansımız yoktu. Eşim depremde vefat etti. Ben ve çocuğumu enkaz altından abim çıkarttı.” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Devletimiz Evimizi</p>

<p>Villa Gibi Yapmış”</p>

<p></p>

<p>Deprem sonrasında kendilerine teslim edilen konuttan memnun olduğunu dile getiren Pişkin, evin hem geniş hem de kullanışlı olduğunu söyledi.</p>

<p>Kırsal konutların geçen yıl teslim edildiğini belirten Pişkin, “Allah devletimize zeval vermesin. Allah yapanlardan razı olsun. Evimiz 300 metrekare alan üzerinde kurulu, 3+1 şeklinde yapılmış.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Bahçede Üretim Yapıyorlar</p>

<p></p>

<p>Yeni evlerinin bahçelerini de değerlendiren Pişkin ve ailesi, çeşitli sebze ve bitkiler yetiştiriyor. Biber, patlıcan ve nane ektiklerini belirten Pişkin, yetiştirdikleri ürünleri sofralarında tükettiklerini söyledi.</p>

<p>Pişkin, “Bahçemize biber, patlıcan, nane, çiçek ektik. Ürettiklerimizi yedik. Evden çok memnunuz. Villa gibi yapmışlar. Köyde nasıl yaşıyorsak burada da öyle yaşıyoruz. Pazardan almak yerine kendimiz bahçemizde ekiyoruz.” diye konuştu.</p>

<p>Depremin ardından yeniden kurulan yaşamın önemli parçalarından biri haline gelen kırsal konutlar, vatandaşlara güvenli bir yuva sunarken, bahçeleriyle de üretim alışkanlıklarını sürdürmelerine imkan sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/koy-evlerinin-bahcesinde-sebze-ve-meyve-uretiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekran-resmi-2026-09-02-135824.png" type="image/jpeg" length="90213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Plaka oyunu pahalıya patladı]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/plaka-oyunu-pahaliya-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/plaka-oyunu-pahaliya-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te otoyolda seyir halinde olan bir otomobilin plakasındaki harfi bant kullanarak değiştirdiği tespit edilen sürücüye jandarma ekipleri tarafından 140 bin TL cezai işlem uygulandı. Usulsüzlük yapılan otomobil ise 30 gün süreyle trafikten men edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otoyol Jandarması Usulsüzlüğü Fark Etti</p>

<p></p>

<p>Olay, Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’nun (TAG) Nurdağı kesiminde meydana geldi. İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde görev yapan Otoyol Jandarması ekipleri, sorumluluk bölgelerinde gerçekleştirdikleri trafik denetimleri ve devriye faaliyetleri sırasında bir otomobili kontrol etti.</p>

<p>Ekiplerin yaptığı inceleme sırasında otomobilin plakasında, plakanın okunmasını ve araç bilgilerinin doğru şekilde tespit edilmesini engelleyecek bir değişiklik bulunduğu belirlendi. Bunun üzerine araç durdurularak detaylı kontrolden geçirildi.</p>

<p></p>

<p>“L” Harfini “U” Harfine Çevirmiş</p>

<p></p>

<p>Jandarma ekiplerinin araç üzerinde yaptığı incelemede, plakanın orijinalindeki “L” harfinin bant kullanılarak “U” harfine dönüştürüldüğü ortaya çıktı.</p>

<p>Yapılan değişiklikle plakanın görünümünün farklılaştırıldığı ve uzaktan bakıldığında farklı bir araç plakası izlenimi oluşturulduğu tespit edildi. Ekipler, plaka üzerindeki usulsüzlüğü belirleyerek sürücü hakkında gerekli işlemleri başlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Sürücüye 140 Bin TL Cezai İşlem</p>

<p></p>

<p>Plakada harf değişikliği yaparak trafikte seyreden araç sürücüsüne, yapılan denetim sonucunda 140 bin TL cezai işlem uygulandı.</p>

<p>Sürücü hakkında yasal işlem gerçekleştirilirken, usulsüz şekilde değiştirilen plakanın bulunduğu otomobil de trafik ekiplerinin işlemlerinin ardından trafikten çekildi.</p>

<p></p>

<p>Otomobil 30 Gün Trafikten Men Edildi</p>

<p></p>

<p>Denetimin ardından söz konusu otomobilin 30 gün süreyle trafikten men edilmesine karar verildi. Araç, uygulanan idari işlem kapsamında trafikte kullanılamayacak.</p>

<p>Jandarma ekipleri, hem sürücünün hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliğini tehlikeye atabilecek uygulamaların önüne geçmek amacıyla otoyol üzerindeki denetimlerini sürdürüyor.</p>

<p></p>

<p>Plakalar Trafik Güvenliği</p>

<p>Açısından Kritik Öneme Sahip</p>

<p></p>

<p>Araç plakalarında yapılan değişiklikler, yalnızca trafik denetimlerinde değil, otoyol ve şehir içindeki güvenlik sistemlerinde de önemli sorunlara yol açabiliyor. Plakanın harf veya rakamlarının değiştirilmesi, aracın kimliğinin farklı görünmesine neden olabildiği için trafik ekiplerinin denetimlerinde özellikle kontrol ediliyor.</p>

<p>Gaziantep’te de jandarma ekipleri, otoyollarda gerçekleştirdikleri uygulamalarda araçların plakalarını ve tescil bilgilerini kontrol ederek usulsüzlükleri tespit ediyor.</p>

<p></p>

<p>Denetimler Devam Ediyor</p>

<p></p>

<p>İl Jandarma Komutanlığı Otoyol Jandarması ekiplerinin, TAG Otoyolu’nun Gaziantep ve Nurdağı güzergahında trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü bildirildi.</p>

<p>Son olayda da rutin devriye sırasında fark edilen plaka değişikliği, ekiplerin dikkatli kontrolü sayesinde ortaya çıkarıldı. Sürücüye uygulanan yüksek miktardaki cezai işlemin ardından otomobilin 30 gün trafikten men edilmesiyle süreç tamamlandı.</p>

<p>Jandarma ekiplerinin özellikle plaka üzerinde değişiklik yapılması, plakanın okunmasını engelleyen uygulamalar ve diğer trafik kurallarına yönelik denetimlerini sürdüreceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/plaka-oyunu-pahaliya-patladi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/plaka-oyunu-pahaliya-patladi1.jpg" type="image/jpeg" length="31535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GAZiANTEP FK, PFDK’YA SEVK EDiLDi]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fk-pfdkya-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fk-pfdkya-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Trendyol Süper Lig’de 29 Ağustos’ta oynanan karşılaşmaların ardından 13 kulüp ve bazı kulüp yetkilileri hakkında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) sevklerini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep FK da Çaykur Rizespor karşılaşmasındaki “talimatlara aykırı hareket” gerekçesiyle PFDK’ya sevk edilen kulüpler arasında yer aldı.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep FK İçin PFDK Süreci Başladı</p>

<p></p>

<p>TFF Hukuk Müşavirliği tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından Gaziantep FK hakkında disiplin süreci başlatıldı.</p>

<p>Kırmızı-siyahlı ekip, 29 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep FK ile Çaykur Rizespor arasında oynanan Trendyol Süper Lig Adnan Süvari Sezonu müsabakasındaki “talimatlara aykırı hareket” gerekçesiyle PFDK’ya sevk edildi.</p>

<p>TFF'nin açıklamasında Gaziantep FK’nın, Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2026-2027 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 6/5 ve EK-1 maddesi kapsamında kurula sevk edildiği belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Sevkin Gerekçesi Talimatlara</p>

<p>Aykırı Hareket</p>

<p></p>

<p>Gaziantep FK’nın sevk gerekçesinde herhangi bir futbolcu ya da teknik heyet üyesine ilişkin disiplin maddesi yer almazken, işlemin doğrudan kulüp hakkında yapıldığı görüldü.</p>

<p>TFF tarafından açıklanan sevk kararında, kırmızı-siyahlı kulübün karşılaşma sırasında ilgili talimat ve müsabaka statüsünde yer alan kurallara aykırı hareket ettiği değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p>PFDK’nın yapacağı incelemenin ardından Gaziantep FK hakkında uygulanacak yaptırımın niteliği ve miktarı netlik kazanacak.</p>

<p></p>

<p>29 Ağustos’ta Sahasında</p>

<p>Rizespor’u Konuk Etmişti</p>

<p></p>

<p>Gaziantep FK, Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında Çaykur Rizespor’u Gaziantep’te konuk etmişti. TFF’nin sevk listesinde yer alan karar da bu karşılaşmadaki eylem üzerinden verildi.</p>

<p>Sezonun erken bölümünde gelen PFDK sevki, kırmızı-siyahlı kulübün disiplin gündemine taşınmasına neden oldu. Gaziantep FK cephesinde gözler şimdi PFDK’nın yapacağı değerlendirmeye çevrildi.</p>

<p></p>

<p>Süper Lig’de 13 Kulüp</p>

<p>PFDK’ya Sevk Edildi</p>

<p></p>

<p>TFF Hukuk Müşavirliği tarafından açıklanan listede yalnızca Gaziantep FK değil, Süper Lig’in önde gelen kulüpleri de yer aldı.</p>

<p>Konyaspor, Kocaelispor, Galatasaray, Göztepe ve Gaziantep FK sevk edilen kulüpler arasında bulunurken, diğer kulüpler hakkında da farklı gerekçelerle disiplin işlemi başlatıldı.</p>

<p>Konyaspor, Kocaelispor karşılaşmasındaki çirkin ve kötü tezahürat ile saha olayları nedeniyle PFDK’ya sevk edildi. Konyaspor futbolcusu Enis Bardhi de aynı karşılaşmadaki kural dışı hareketi nedeniyle tedbirli olarak kurula gönderildi.</p>

<p>Galatasaray ise Göztepe karşılaşmasındaki çirkin ve kötü tezahürat gerekçesiyle PFDK'ya sevk edildi.</p>

<p></p>

<p>Göztepe Başkanı</p>

<p>Ankersen de Sevk Edildi</p>

<p></p>

<p>Göztepe hakkında ise maç sonrasında kulübün resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşım nedeniyle ayrıca disiplin işlemi uygulandı.</p>

<p>TFF açıklamasında, Göztepe Kulübü’nün paylaşımında yer alan ifadelerin “futbolun itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar” kapsamında değerlendirildiği belirtildi.</p>

<p>Göztepe Başkanı Rasmus Froekiar Ankersen de aynı paylaşımda yer alan açıklamaları nedeniyle tedbirsiz olarak PFDK’ya sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kararı PFDK Verecek</p>

<p></p>

<p>TFF Hukuk Müşavirliği tarafından gerçekleştirilen sevklerin ardından nihai karar PFDK tarafından verilecek. Kurul, sevk dosyalarını ve ilgili müsabaka raporlarını değerlendirerek kulüpler ve kişiler hakkında uygulanacak yaptırımları belirleyecek.</p>

<p>Gaziantep FK açısından da süreç PFDK’nın kararının açıklanmasıyla netleşecek. Kırmızı-siyahlı kulübün, talimatlara aykırı hareket gerekçesiyle yapılan sevki sonucunda herhangi bir para cezası veya başka bir disiplin yaptırımıyla karşılaşıp karşılaşmayacağı kurulun değerlendirmesinin ardından belli olacak.</p>

<p>TFF’nin sevk kararı, Gaziantep FK’nın lig mücadelesinin yanı sıra sezonun erken bölümünde disiplin dosyasıyla da gündeme gelmesine neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fk-pfdkya-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekran-resmi-2026-09-02-135941.png" type="image/jpeg" length="99475"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GAZiANTEP FK’DA GÖZTEPE MESAiSi!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fkda-goztepe-mesaisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fkda-goztepe-mesaisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep FK, Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında deplasmanda karşılaşacağı Göztepe maçının hazırlıklarına başladı. Kırmızı-siyahlılar, teknik ekibin yönetiminde gerçekleştirdiği antrenmanla çalışmalarına yeniden start verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hedef göztepe<br />
deplasmanından<br />
puanla dönmek</p>

<p>Trendyol süper lig’de mücadelesini sürdüren gaziantep fk’da gözler göztepe karşılaşmasına çevrildi. Ligin 3. Haftasında deplasmanda göztepe ile karşı karşıya gelecek olan kırmızı-siyahlı ekip, kritik mücadele öncesindeki hazırlıklarına başladı.<br />
Takımın antrenmanı, antrenör mustafa aksoy yönetiminde saat 18.00’de gerçekleştirildi. Yaklaşık 1 saat 20 dakika süren çalışmada futbolcuların fiziksel ve taktik hazırlıklarına yönelik çeşitli çalışmalar yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antrenman ısınma ve<br />
koordinasyonla başladı</p>

<p>Gaziantep fk’nın göztepe maçı hazırlıkları, sahada gerçekleştirilen ısınma ve koordinasyon çalışmalarıyla başladı.<br />
Futbolcuların antrenmanın ilk bölümünde maç temposuna hazırlanmasının ardından pas organizasyonlarına geçildi. Teknik ekibin gözetiminde yapılan çalışmalarla oyuncuların hem topa sahip olma hem de pas hızının geliştirilmesi hedeflendi.</p>

<p>5’e 2 pas çalışması yapıldı</p>

<p>Isınma bölümünün ardından futbolcular, 5’e 2 pas çalışması gerçekleştirdi. Dar alanda yapılan bu çalışmada oyuncuların hızlı düşünme, doğru pozisyon alma ve topu mümkün olduğunca hızlı dolaştırma becerileri üzerinde duruldu.<br />
Teknik ekibin zaman zaman çalışmayı durdurarak oyunculara uyarılarda bulunduğu öğrenilirken, antrenmanın tempolu geçtiği belirtildi.</p>

<p>Çift kale maçla tamamlandı</p>

<p>Antrenmanın son bölümünde ise futbolcular dar alanda çift kale maç yaptı. Mücadelenin temposunu yükselten çalışma, oyuncuların maç kondisyonunu geliştirmeleri açısından da önem taşıdı.<br />
Teknik heyet, dar alandaki oyun sırasında futbolcuların performansını yakından takip ederken, göztepe karşılaşmasında uygulanması planlanan oyun anlayışı üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Hazırlıklar 2 eylül’de devam edecek</p>

<p>Göztepe karşılaşması öncesinde çalışmalarına ara vermeden devam edecek olan gaziantep fk, 2 eylül çarşamba günü gerçekleştireceği antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.<br />
Kırmızı-siyahlı ekipte teknik heyet, karşılaşmaya kadar gerçekleştirilecek antrenmanlarda takımın fiziksel durumunun yanı sıra taktik organizasyonlar ve maç planı üzerinde çalışmalar yapacak.<br />
Gaziantep fk’da hedef, göztepe karşılaşmasına en iyi şekilde hazırlanarak zorlu deplasmandan puan veya puanlarla ayrılmak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantep-fkda-goztepe-mesaisi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/ekran-resmi-2026-09-02-140009.png" type="image/jpeg" length="44116"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep’in lezzetleri Dünya vitrininde!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-lezzetleri-dunya-vitrininde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-lezzetleri-dunya-vitrininde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’in yüzyıllara dayanan gastronomi kültürü ve coğrafi işaretli ürünleri, Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nda uluslararası sektör temsilcileriyle buluştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) ve Gaziantep Ticaret Odası (GTO) iş birliğiyle kurulan Gaziantep Standı, kentin yöresel ürünlerini ve üretim kültürünü dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyonellere tanıttı.</p>

<p></p>

<p>Gıda Sektörünün Uluslararası</p>

<p>Buluşma Noktası</p>

<p></p>

<p>Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Foodist İstanbul, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda gıda üreticisi, ihracatçı, profesyonel satın almacı ve sektör temsilcisini bir araya getirdi.</p>

<p>Tüyap Fuarcılık Grubu ve ALZ Grup iş birliğiyle, Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle düzenlenen organizasyon, dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma hedefiyle gerçekleştirildi.</p>

<p>Fuarda 60 ülkeden 2 binden fazla satın alma profesyoneli ve karar verici sektör temsilcileriyle bir araya gelirken, gerçekleştirilen ikili iş görüşmeleri yeni ticari bağlantıların kurulmasına imkan sağladı.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın da katıldığı fuarda; Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi, gıda sanayisinin geleceği, ihracat potansiyeli ve küresel pazarlardaki yeni fırsatlar ele alındı.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Standı Yoğun İlgi Gördü</p>

<p></p>

<p>Fuarda GTB ve GTO iş birliğiyle oluşturulan Gaziantep Standı, kentin gastronomi mirasının uluslararası alanda tanıtılması açısından önemli bir buluşma noktası oldu.</p>

<p>Gaziantep’in yöresel lezzetleri ve coğrafi işaretli ürünlerinin sergilendiği stantta ziyaretçilere kentin üretim kültürü hakkında bilgi verildi. Gerçekleştirilen ikram ve tadımlarla Gaziantep mutfağının özgün ürünleri yerli ve yabancı sektör profesyonellerinin beğenisine sunuldu.</p>

<p>Standı ziyaret eden konuklara, ürünlerin yalnızca lezzet özellikleri değil, aynı zamanda üretim süreçleri, geleneksel yöntemleri ve Gaziantep gastronomisindeki yeri hakkında da bilgiler aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>GTB Heyeti Gaziantepli</p>

<p>Firmalarla Buluştu</p>

<p></p>

<p>GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ve GTB meclis üyeleri de fuar boyunca Gaziantep Standı’nda sektör temsilcileri ve ziyaretçilerle bir araya geldi.</p>

<p>GTB heyeti, Foodist İstanbul’da stant açan Gaziantepli firmaları da ziyaret ederek firma temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Firmaların ürünleri, üretim kapasiteleri ve ihracata yönelik çalışmaları hakkında bilgi alan heyet, kentte faaliyet gösteren gıda firmalarının uluslararası pazarlardaki konumunu değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>Tiryakioğlu: “Türkiye’nin</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üretim Gücünü Dünyayla</p>

<p>Buluşturuyor”</p>

<p></p>

<p>GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Foodist İstanbul’un Türkiye’nin gıda üretim kapasitesini uluslararası alıcılarla buluşturan önemli bir ticaret platformu olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin tarımsal üretimden gıda sanayisine kadar geniş bir üretim altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Tiryakioğlu, fuarın bu potansiyelin küresel ölçekte tanıtılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>

<p>Tiryakioğlu, “Türkiye, tarımsal üretimden gıda sanayisine uzanan geniş üretim altyapısı, ürün çeşitliliği ve ihracat tecrübesiyle dünya gıda ticaretinde önemli bir potansiyele sahip. Foodist İstanbul da bu potansiyeli dünyanın farklı coğrafyalarından gelen profesyonel alıcılarla doğrudan buluşturan güçlü bir platform oluşturdu.” dedi.</p>

<p>Fuara 60 ülkeden 2 binden fazla satın alma profesyoneli ve karar vericinin katılmasının önemine dikkat çeken Tiryakioğlu, bunun organizasyonun uluslararası vizyonunu ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“Gaziantep’in Güçlü</p>

<p>Temsilinden Memnunuz”</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in Türkiye’nin önde gelen üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Tiryakioğlu, kentin Foodist İstanbul’daki güçlü temsilinin memnuniyet verici olduğunu söyledi.</p>

<p>Üretici, ihracatçı ve uluslararası alıcıların aynı platformda buluşmasının yeni ticari iş birlikleri açısından önemli olduğunu belirten Tiryakioğlu, Foodist İstanbul’un ilerleyen yıllarda uluslararası gıda ticaretinin önemli merkezlerinden biri haline gelmesini temenni etti.</p>

<p>Tiryakioğlu, organizasyonun Türkiye’nin üretim gücünün yeni pazarlara taşınmasına ve kalıcı ticari bağlantılar kurulmasına katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Akıncı: “Coğrafi İşaretler Bu</p>

<p>Toprakların Hafızasını Koruyor”</p>

<p></p>

<p>GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise Gaziantep Standı’nda gerçekleştirilen tanıtım ve tadımların kentin gastronomi mirasının ulusal ve uluslararası bilinirliğine katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Gaziantep mutfağının yalnızca zengin bir yemek ve ürün çeşitliliğinden ibaret olmadığını vurgulayan Akıncı, bu kültürün yüzyıllar boyunca oluşan üretim bilgisi, ustalık ve geleneklerin bir sonucu olduğunu belirtti.</p>

<p>Akıncı, “Gaziantep mutfağında her ürünün arkasında bir emek, bir üretim geleneği ve kuşaktan kuşağa aktarılan büyük bir birikim var. Coğrafi işaretler de bu değerlerin özgünlüğünü koruyan ve gelecek nesillere doğru şekilde aktarılmasını sağlayan en önemli araçlardan biri.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>24 Ürün Coğrafi İşaretle Tescillendi</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Ticaret Borsasının coğrafi işaret çalışmaları hakkında da bilgi veren Akıncı, bugüne kadar 24 ürünün coğrafi işaret tescilinin gerçekleştirildiğini belirtti.</p>

<p>Akıncı ayrıca Antep Lahmacunu ve Antep Fıstık Ezmesi’nin Avrupa Birliği nezdinde tescil edildiğini hatırlatarak, bu çalışmalarla Gaziantep ürünlerine uluslararası koruma kazandırıldığını ifade etti.</p>

<p>Coğrafi işaretlerin yalnızca bir tescil belgesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Akıncı, bu sistemin üreticinin emeğini koruduğunu, geleneksel üretim bilgisinin devamlılığını sağladığını ve ürünlerin katma değerini artırdığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Hedef: Gaziantep Ürünlerini</p>

<p>Dünya Pazarlarında Büyütmek</p>

<p></p>

<p>Gaziantep’in yöresel ürünlerinin doğru tanıtım, markalaşma ve ihracat çalışmalarıyla çok daha yüksek ekonomik değere ulaşabileceğini belirten Akıncı, temel hedeflerinin hem yerel üreticiyi desteklemek hem de kentin gastronomi değerlerini dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımak olduğunu kaydetti.</p>

<p>Akıncı, “Temel hedefimiz, bu toprakların bize miras bıraktığı değerleri korurken aynı zamanda üreticimize daha fazla kazandırmak ve ürünlerimizi dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımak.” dedi.</p>

<p>Foodist İstanbul gibi uluslararası organizasyonların Gaziantep ürünlerinin yeni tüketiciler ve profesyonel alıcılarla buluşması açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Akıncı, kentin gastronomi mirasını koruma, tanıtma ve ekonomik değere dönüştürme çalışmalarının devam edeceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Gastronomisi</p>

<p>İçin Yeni Pazar Fırsatları</p>

<p></p>

<p>Foodist İstanbul’da kurulan Gaziantep Standı, kentin geleneksel lezzetlerini tanıtmanın yanı sıra Gaziantep’in güçlü gıda üretim altyapısının uluslararası pazarlara aktarılması açısından da dikkat çekti.</p>

<p>Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerle Gaziantepli üretici ve ihracatçıların yeni pazarlara ulaşması için temaslar kurulurken, coğrafi işaretli ürünlerin uluslararası bilinirliğinin artırılması yönünde de önemli bir adım atıldı.</p>

<p>Gaziantep’in köklü mutfak kültürü, üretim deneyimi ve coğrafi işaretli ürünleriyle Foodist İstanbul’da sergilediği güçlü temsil, kentin gastronomi mirasının aynı zamanda önemli bir ihracat ve ekonomik değer taşıdığını bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/gaziantepin-lezzetleri-dunya-vitrininde</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/3-eylul/gaziantepin-lezzetleri-dunya-vitrininde3.JPG" type="image/jpeg" length="16838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Adaleti sağlamada kimsenin gözünün yaşına bakma lüksümüz yok’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/adaleti-saglamada-kimsenin-gozunun-yasina-bakma-luksumuz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/adaleti-saglamada-kimsenin-gozunun-yasina-bakma-luksumuz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basın mensuplarıyla bir araya gelen Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş, uyuşturucu ve rüşvet operasyonlarından, Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç’in bıçaklanmasına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Adliyesi’ne yönelik uyuşturucu ve rüşvet operasyonlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Karataş, “Maalesef istemediğimiz şeyler oluyor. Biz bunları duyduğumuz zaman üzülüyoruz. Arkadaşlarımıza her zaman söylüyorum, “Sizden kanun dışı bir talepte bulunursam, siz de beni ihbar edin” diyorum. Bizler kanunlar çerçevesinde iş yapmak zorundayız. Adaleti sağlama konusunda kimsenin gözünün yaşına bakma lüksümüz yok.”</p>

<p></p>

<p><strong>Melih vekilimizin ifadesini aldıktan </strong></p>

<p><strong>sonra iddianamemiz tamamlanacak</strong></p>

<p></p>

<p>Rüşvet operasyonu ile ilgili sözlerine devam eden Karataş, “Olay tarafımıza intikal ettiği ilk andan itibaren Bakanlığımızı bilgilendirerek soruşturma talebinde bulunduk. Ucunda kim varsa, sonuna kadar gidilmesi konusunda irademizi ortaya koyarak, süreci başlattık. Soruşturma talebine onay çıkmasının ardından ise akabinde operasyon yapıldı.  Babam dahi olsa, rüşvete, yanlışa, yolsuzluğa müsaade etmem. Dosya ne yazık ki içimizi acıtan cinsten ve ağır. Hata ve yanlış yapan kim olursa olsun hesabı sorulacak’’ ifadelerini kullandı.</p>

<p>Karataş, birden fazla sayıda avukatla ilgili soruşturmanın da devam ettiğinin altını çizdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Melih Meriç’in sağlık durumunu </strong></p>

<p><strong>yakından takip ediyoruz</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç’in bıçaklanması olayı ile ilgili süregelen soruşturmaya değinen Karataş, “Soruşturma ile ilgili yapılması gereken her şey yapıldı. Rutin bir şekilde soruşturma devam ediyor, Melih Meriç’in sağlık durumu nedeniyle ifadesini alamadık. Olayla ilgili tüm delileri topladık. Hiçbir eksiğimiz yok, Melih vekilimizin ifadesini aldıktan sonra iddianamemiz tamamlanacak. Melih Meriç’in sağlık durumunu da yakından takip ediyoruz’’ şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Kendisinin ifadesini aldık ve bu </strong></p>

<p><strong>ifadeyi de kamuoyu ile paylaştık</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Yeni Parti İl Başkanı Erhan Deniz Güngen’in yaptığı açıklamalar nedeniyle ifadeye çağrıldığını söyleyen Karataş, ‘’İl Başkanının yaptığı açıklama doğrultusunda, soruşturma ile ilgili bilgisine başvurmak üzere davet ettik. Kendisinin ifadesini aldık ve bu ifadeyi de kamuoyu ile paylaştık’’ dedi.</p>

<p>Gaziantep Adliyesi’nde süre gelen soruşturmalar hakkında konuşan Karataş, 2018 yılında Gaziantep’te Başsavcı vekili olarak göreve başladığını, ilk bir yıl dostluk ortamını oluşturmak için uğraştıklarını belirtti. ‘’FETÖ Borsası söylemleri, belirli şekillerde adliyede iş yapıldığı yönündeki söylemler, bizleri rahatsız ediyordu. Soruşturma ve yargılama sonucunda tüm bunlar ortaya çıkacak. Dışarıda tüm bunların konuşuluyor olması bizleri de töhmet altında bırakıyordu. Arkadaşlarla sürekli olarak, “Kendinizi, mesleğinizi zan altına bırakacak konular içerisine girmeyin” konusunu konuştuk. Gaziantep ile ilgili göreve başlamam öncesinde bir takım iddialar duyuyordum. Bunlar konuşuluyordu’’ açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p><strong>Gaziantep’te kurumlar </strong></p>

<p><strong>arası işbirliği güçlü</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Gaziantep Emniyet ve Jandarma konusunda çok şanslı bir şehir olduğunu kaydeden Karataş, “Emniyet Müdürümüz iş odaklı bir insan. Yeni gelen Jandarma Komutanımız da Halil Paşamızın bıraktığı yerden devam edeceğine inanıyorum’’ ifadelerini kullanırken, Gaziantep’te kurumlar arası işbirliğinin güçlü olduğunu, aylık olarak toplantılar düzenlediklerini vurguladı.</p>

<p></p>

<p><strong>Kentte uyuşturucu </strong></p>

<p><strong>kullanımı çok fazla</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Gaziantep’in, uyuşturucu ile mücadelede en başarılı illerden birisi olduğuna dikkat çeken Karataş, ‘’Keşke bu sorun olmasa, kentte uyuşturucu kullanımı çok fazla. Son dönemlerde yapılan operasyonlarda çok miktarda kokain ele geçirildi. Bu maddenin kullanılıyor olması ayrı bir sorun. Son yaptığımız operasyon, son yılların en kapsamlı operasyonlarından bir tanesi idi, tutuklama oranı da yüksekti. Tutuklamaya sevk edilenlerin tamamına yakını tutuklandı. Başarılı bir operasyon oldu, emniyetteki arkadaşlarımız çok iyi çalıştılar. Geçmişte Gaziantep Başsavcı vekili olarak dönemin en kapsamlı operasyonuna imza atmıştık, ikinci operasyonda yine bizim dönemimize nasip oldu. Uyuşturucu ile mücadele konusunda en başarılı illerin başında geliyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Lojmanda kalmak isteyip de kalamayan </strong></p>

<p><strong>bir tane hakim- savcımız yok</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Gaziantep Adliyesi’nin çalışma ortamının Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri olduğunu sözlerine ekleyen Karataş, “Tayin sürecinde birçok telefon aldım. Hepsine de bunları ilettim. Dosya sayılarının en az olduğu illerden bir tanesiyiz. En dost ortamının olduğu adliyelerden bir tanesiyiz. Bir kere barınma sorunumuz kalmadı. 317 adet lojman dairemiz vardı, 320 daire daha aldık. Şu anda lojman sorunumuz yok. Şu anda lojmanda kalmak isteyip de kalamayan bir tane hakim- savcımız yok. 60 kadar lojmanımız boş kalmıştı onları da personelimize açtık. Tayine gidecek tüm arkadaşlarımızın en çok sorduğu soru lojman konusu oluyor. Gaziantep lojman bakımından şanslı illerden bir tanesidir.  Gaziantep’ten ayrılan personeller, Adliyeyi çok aradıklarını söylüyorlar’’ dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>2025 yılında 126 bin </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>dosya karara bağlandı</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Gaziantep Adliyesi’nde 2025 yılında 126 bin dosyanın karara bağlandığını hatırlatan Karataş, dosya karara bağlama noktasında yüzde 105’lik bir başarıya imza attıklarını, hedeflerinin ise yüzde 120 oranında dosya kapatmak olduğunu, bu noktada da çalışmalara devam edeceklerini söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>Faili meçhulde </strong></p>

<p><strong>3 dosyaya odaklandık</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyalarla ilgili çalışmalarının sorulması üzerine Karataş, Gaziantep’te de faili meçhul olaylar olduğunu, bu olaylarla ilgili çalışmaların sürdüğünü, faili meçhul 3 dosyaya odaklandıklarını ve yakın bir dönemde bu konuda kamuoyunu aydınlatacaklarını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/adaleti-saglamada-kimsenin-gozunun-yasina-bakma-luksumuz-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/2-eylul/b-a-s-s-a-v-i4-1.jpg" type="image/jpeg" length="92072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Bakım yükü kadınları tüketiyor!’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/bakim-yuku-kadinlari-tuketiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/bakim-yuku-kadinlari-tuketiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alzheimer gibi uzun süreli bakım gerektiren hastalıklarda yükün çoğu zaman kadınların omuzlarında kaldığını belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bakım verenlerin, fiziksel yorgunluğun yanı sıra suçluluk, öfke, çaresizlik ve sessiz yas duygusuyla da mücadele ettiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle hastalığın ilerleyen dönemlerinde 7/24 tetikte olmanın, bakım verenin ruhsal dayanıklılığını zorladığın a dikkat çeken Prof. Dr. Tarlacı, “Alzheimer, kanser gibi net bir savaş değil, aksine her gün biraz daha toprak kaybettiren sessiz bir istiladır.” dedi. Aile bireylerinin bakım sorumluluğunu paylaşması, bakım verene düzenli molalar vermesi ve gerektiğinde profesyonel destek sağlaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarlacı, gerçek desteğin, ‘kendine iyi bak’ demek değil, bakım verene kendine bakabileceği alanı açmak anlamına geldiğini vurguladı.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında, özellikle Alzheimer hastalarına bakım veren kadınların yaşadığı fiziksel ve duygusal tükenmişlik, suçluluk ve öfke duyguları ile bakım yükünün aile içinde paylaşılması ve bakım verene psikolojik destek sağlanmasının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bakım yükünün ezici</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>çoğunluğu kadınların o</p>

<p>muzlarında!</p>

<p></p>

<p>Türkiye'de bakım yükünün ezici çoğunluğunun maalesef kadınların, kız evlatların, gelinlerin omuzlarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Erkekler ‘iş güç sahibi’ olarak görülürken, kadınlardan doğuştan gelen bir fedakârlık beklenir. Bu, sadece bireysel bir adaletsizlik değil; aynı zamanda toplumsal bir kördüğümdür.” dedi.</p>

<p>Tüm bu duygusal yükün üzerine bir de ‘kadınsın, sabretmeli, fedakâr olmalısın’ baskısı eklendiğinde, tükenmişliğin kaçınılmaz hale geldiğini aktaran Prof. Dr. Tarlacı, “Çünkü kadın, hem kendi suçluluğuyla hem de toplumun dayattığı ‘mükemmel bakım veren’ rolüyle boğuşur. Oysa bir erkek kardeş ya da eş, bu yükün sadece küçük bir kısmını üstlense, kadının omuzlarındaki dağ bir tepeye dönüşebilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Kadınlar, hasta bakımının</p>

<p>yükünü tek başına taşımak</p>

<p>zorunda değil!</p>

<p></p>

<p>Ülkemizde hasta bakımının, bir kadın meselesi olmaktan çıkarılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Bir insanın sevdiğine bakması, cinsiyetinden bağımsız, insani bir sorumluluktur. Kadınlar, bu yükü tek başına taşımak zorunda değil. Yardım istemek, paylaşmak, hatta hak talep etmek kadınların en doğal hakkı.” dedi.</p>

<p>Kadınların bu yükü üstlenmesinin sadece toplumsal baskıdan değil, aynı zamanda içlerinden gelen o güçlü doğal anaçlık içgüdüsünden de kaynaklandığına değinen Prof. Dr. Tarlacı, “Bir anne gibi şefkatle, bir kız evlat gibi sorumlulukla, bir eş gibi sadakatle sarılıyorlar. Bu, onların en büyük gücü ama aynı zamanda en kırılgan yanı; çünkü bu duygu o kadar derin ki, sınır koymayı zorlaştırıyor, ‘Daha ne kadar dayanabilirim?’ sorusunu sordurtmuyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Anaçlık, bir tuzağa dönüşebilir!</p>

<p></p>

<p>“Bakım veren kadınların bu yükü üstlenmesinde kuşkusuz o içten gelen anaçlık duygusu çok büyük rol oynar.” diyen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bir annenin çocuğuna duyduğu koşulsuz şefkat gibi, bir kadının anne babasına da aynı koruyucu kollarla sarılabildiğini aktardı.</p>

<p>Ancak bu kutsal duygunun, bir yandan da kadının ‘ben dayanırım, ben bırakamam’ diyerek sınırlarını zorlamasına ve kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesine neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şunları söyledi:</p>

<p>“İşte bu noktada anaçlık, bir erdem olmaktan çıkıp bir tuzağa dönüşebilir. Bu yüzden kadınların, o içlerindeki ‘her şeyi yapabilirim’ sesini dinlerken, bir yandan da ‘Ne kadar yapabilirim?’ sorusunu sormayı öğrenmeleri gerekir.</p>

<p>Bakım veren kadınlar, içlerindeki anaçlık duygusu nedeniyle profesyonel destek almayı çoğu zaman bir ‘ihanet’ veya ‘yetersizlik’ olarak görürler. ‘Ben anneme/babama bakamıyor muyum?’ diye düşünürler. Oysa profesyonel destek almak, kadının anaçlığını reddetmesi değil, onu daha uzun süre sürdürebilmesi için atılan en akıllıca adımdır. Bir uzmandan yardım almak, ‘ben tükeniyorum, yardıma ihtiyacım var’ demenin cesaretidir; bu, fedakârlıktan vazgeçmek değil, fedakârlığı sürdürülebilir kılmaktır.”</p>

<p></p>

<p>Bakım verenin yorgunluğu</p>

<p>hafife alınmamalı!</p>

<p></p>

<p>Özellikle Alzheimer hastalarına bakım verenlerde tükenmişliğin çok yaygın olduğuna dikkat çeken  Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Alzheimer, kanser gibi net bir savaş değil, aksine her gün biraz daha toprak kaybettiren sessiz bir istiladır.” dedi.</p>

<p>Bakım verenin, sevdiği insanın anılarının, becerilerinin ve sonunda kimliğinin yok oluşuna gözleri açık bir şekilde tanıklık ederken, bir yandan da o kişinin tüm fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarlacı, “Bu yük, hastalığın orta evresinde –kişilik değişikliklerinin, gece dolaşmalarının, ajitasyon ve idrar kaçırmanın başladığı dönemde– doruk noktasına ulaşır. Artık hasta etrafındakilerle mantıklı bir bağ kuramaz, bakım veren ise hiç ara vermeden 7/24 tetikte, adeta bir ‘nöbetçi’ gibi yaşamaya başlar. Bakım verenin bu dönemdeki yorgunluğu ‘işte bu kadar’ diye geçiştirilmemeli. Ona ‘Bugün nasılsın?’ diye sorarken gözlerinin içine bakarak sorun, çünkü aldığınız cevap çoğu zaman ‘iyiyim’ yalanı olacaktır; sizin gözlerinizdeki gerçek merak, o yalanın arkasını görmenize yardım eder.” önerisinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bakım verenin duygularını</p>

<p>onaylamak, çözüm önermekten</p>

<p>çok daha değerli!</p>

<p></p>

<p>Bakım verenin fiziksel yorgunluğunun buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarlacı, “Asıl kütle, duyguların karanlık ve ağır sularında gizlidir. Suçluluk; ‘keşke daha sabırlı olsaydım’, öfke; ‘Neden sürekli aynı şeyi soruyor?’, çaresizlik; ‘hiçbir şey düzelmiyor’ ve sürekli tetikte olma hali; ‘Acaba şimdi ne yapacak?’. Bu duygular, bakım verenin hasta olduğunun değil; emeğinin, bağlılığının ve sevgisinin doğal ve kaçınılmaz sonuçlarıdır.” dedi.</p>

<p>En önemli ayrımın hastaya değil, hastalığa kızılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, “Kişi bu ayrımı zihnine kazıdığı an, omuzlarındaki suçluluk yükü hafiflemeye başlar. Bakım veren bir başkasına öfkesini, yorgunluğunu anlattığında ‘ama o senin annen/baban’ denmemeli. Bu cümle, onun zaten derinlerde hissettiği suçluluğu daha da alevlendirir. Bunun yerine ‘bu çok zor olmalı, haklısın’ diyerek duygularını onaylamak, çözüm önermekten çok daha değerlidir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p>Bir mola, bakım verenin</p>

<p>dayanıklılığını yeniden</p>

<p>toplaması için altın değerinde!</p>

<p></p>

<p>Hastanın sürekli aynı şeyi sorması, gece uyanması veya kişilik değişikliklerinin, bakım verenin ruhuna adeta üç ayrı cepheden saldırdığını dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “Aynı soruyu kırkıncı kez cevaplamak, bakım verenin sözlerinin hiçbir işe yaramadığını hissettirir ve öz-değerini sessizce tırmalar. Gece uyanmaları ise dinlenme penceresini tamamen kapatır; kronik uyku yoksunluğu, depresyonun en sadık dostudur ve bir süre sonra en basit kararları bile almayı imkânsız kılar. En yıkıcı olanı ise kişilik değişiklikleridir. Sevilen o tatlı, anlayışlı insanın yerinde, tanınmayan, bazen şüpheyle hatta düşmanlıkla bakan bir ‘yabancı’ belirir. Bu, adeta her gün küçük küçük bir yas tutmak gibidir.” dedi.</p>

<p>Bakım vereni bu yükün altında ezilirken izlemek yerine ‘bugün sen hastayla ilgilenme, ben alayım’ diyerek birkaç saatlik de olsa bir mola vermesini sağlamanın önemine değinen Prof. Dr. Tarlacı, “O mola, onun dayanıklılığını yeniden toplaması için altın değerindedir. Ayrıca, bakım verenin yaşadığı bu ‘sessiz yas’ı ciddiye alın; onunla hastanın eski günlerine dair güzel anılar konuşun, çünkü bu konuşmalar, bugünün acısına karşı küçük bir sığınak olur.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Öfke hastaya yöneltilmemeli,</p>

<p>ama bastırılmaya da çalışılmamalı!</p>

<p></p>

<p>Bakım verenin hastaya duyduğu öfke veya zaman zaman sabrını kaybetmesinin, insan olmanın en doğal parçaları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu kesinlikle ‘kötü bir bakım veren’ olmakla eşdeğer değildir.” dedi.</p>

<p>Tam aksine, bu duyguların, ne kadar yoğun bir emek verildiği ve ne kadar tükenildiğinin haykırışı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu anlarda yapılması gereken en önemli şey, odadan çıkmaktır. Hasta güvenli bir yere bırakılmalı, yüze soğuk su çarpılmalı, derin nefes alınmalı ve ‘bu hastalık, bu an, bu öfke, ben değilim’ diye tekrarlanmalı. Öfke asla hastaya yöneltilmemeli, ama bastırılmaya çalışılmamalı da. O öfke, güvenilen birine, bir arkadaşa veya bir destek grubuna kelimelere dökülmeli.</p>

<p>Bakım veren size ‘ona bağırdım, çok pişmanım’ dediğinde, onu yargılamayın. Ona ‘zor bir andı, geçti, sen hala iyi bir evlatsın/eşsin senin de sorunların, devam eden hayatın var’ deyin. Onun kendini affetmesine yardımcı olun; çünkü o zaten kendini en ağır şekilde yargılamıştır. Sizin anlayışınız, onun yarasına merhem olur.”</p>

<p></p>

<p>Profesyonel destek bir lüks</p>

<p>değil, bir cankurtaran halatıdır!</p>

<p></p>

<p>Bakım verenin kendisinde uyku bozukluğu, sürekli kaygı, sosyal hayattan uzaklaşma veya hiçbir şeyden keyif alamama gibi belirtilerin, psikolojik sağlığın kırmızı alarm zilleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer bu belirtiler 2 haftadan uzun sürüyorsa, sabahları yataktan kalkmak için hiçbir neden bulunamıyorsa, eskiden keyif alınan hiçbir şey artık iyi gelmiyorsa ve sürekli bir ‘çökme’ hissi yaşanıyorsa, profesyonel destek bir lüks değil, bir cankurtaran halatıdır.” dedi.</p>

<p>‘Keşke olmasaydı’ veya ‘ben bu hayatı kaldıramıyorum’ gibi düşüncelerin baş göstermesi durumunda vakit kaybetmeden bir psikiyatrist veya psikologdan randevu alınmasını öneren Prof. Dr. Tarlacı, “Bu, teslim olunduğu değil; bilakis savaşmak için güç toplamaya gidildiği anlamına gelir.</p>

<p>Bakım verenin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğu fark edildiğinde, ‘sen psikoloğa git’ demek yerine, onunla birlikte bir randevu alınabilir veya ilk randevuya onunla gitmek teklif edilebilir. O, bu adımı atmaktan çekiniyor olabilir; bir yakınının yanında durması, o kapıdan girmesini çok daha kolaylaştırır. Ayrıca, bu durum bir ‘başarısızlık’ gibi değil, doğal bir süreç olarak kabul edilmeli.”</p>

<p></p>

<p>Gerçek destek, bakım verene</p>

<p>kendine bakması için alan açmaktır!</p>

<p></p>

<p>‘Sen de kendine bakmalısın’ demenin kolay olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “En hayati ve zor soru, ‘Peki bunu gerçek hayatta mümkün kılmak için ailelerin nasıl bir destek sistemi oluşturması gerekir?’ sorusu.” dedi.</p>

<p>Bunu gerçek kılmak için ailenin sadece sözde değil, eylemde bir sistem kurmasının şart olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Vardiya sistemi: Bakımı ‘tek kişilik bir kahramanlık gösterisine’ dönüştürmeyin. Haftanın belirli günlerini diğer kardeşler veya yakınlar üstlensin; uzaktakiler ise maddi olarak profesyonel bir gece bakıcısına destek olabilir.</p>

<p>Kutsal mola günü: Haftada en az bir tam günü, profesyonel bir sağlık çalışanı veya gündüz bakım merkezi devralsın. O gün kesinlikle bakım verenindir; o gün yatabilir, dışarı çıkabilir veya hiçbir şey yapmayabilir. Bu mola, onun uzun yoldaki benzin istasyonudur.</p>

<p>Düzenli aile toplantıları: Aile içinde ayda bir kez, sadece hastanın değil, bakım verenin ruh halinin de konuşulduğu bir toplantı yapın. Herkesin katılımını zorunlu kılın ve masaya ‘Bu ay seni en çok ne yordu?’ sorusunu koyun.</p>

<p>Siz, bakım verene ‘kendine iyi bak’ demekle yetinmeyin; ona zaman hediye edin. ‘Cumartesi sabah ben geliyorum, sen kahvaltıya çık’ gibi net bir teklifle gelin. Veya ‘bu ayın gece bakım ücretini ben karşılıyorum’ deyin. Unutmayın, bakım veren sizden yardım istemekte zorlanır; çünkü o, her şeyi kendi başarmaya şartlanmıştır. Sizin yapacağınız en büyük iyilik, sormadan ve bekletmeden devreye girmektir. Oksijen maskesini önce kendine takması gerektiğini ona hatırlatmak değil; maskeyi takması için ona alan açmak, işte gerçek destek budur.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/bakim-yuku-kadinlari-tuketiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/2-eylul/emanete-sahip-cikmak-boynumuzun-borcu.jpg" type="image/jpeg" length="36128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Emanete sahip çıkmak boynumuzun borcu’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/emanete-sahip-cikmak-boynumuzun-borcu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/emanete-sahip-cikmak-boynumuzun-borcu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanlığı, MHP Genel Merkezi tarafından ilan edilen kongre takvimi doğrultusunda il kongresi için geri sayıma geçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MHP Genel Merkezi’nin "Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda" vizyonuyla yürütülen süreç kapsamındaki Gaziantep İl Kongresi, 20 Eylül Pazar günü ‘20 Eylül’de 25 Aralık Ruhu ile Buluşuyoruz’ parolasıyla gerçekleştirilecek.</p>

<p></p>

<p>“Gazi şehrin ecdadı ile ülkücü şehitler, aynı milli ruhtur”</p>

<p></p>

<p>20 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek 15. Olağan Gaziantep İl  Kongresi’nde Gaziantep’in düşman işgaline karşı verdiği 25 Aralık destanı ile Milliyetçi-Ülkücü hareketin şehitler mirasını aynı çizgide buluşturduklarının altını çizen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, "Ecdadın 25 Aralık'taki sarsılmaz duruşu ile ülkücü şehitlerimizin mukaddes emaneti, bugün yolumuzu aydınlatan en büyük meşaledir" dedi.</p>

<p>Gaziantep’in kurtuluş mücadelesi ile Milliyetçi-Ülkücü hareketin tarihsel bağını vurgulayan İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Gazi şehrimiz, 6 bin 317 şehidinin kanıyla yazdığı 25 Aralık destanıyla vatan savunmasının ne demek olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Şahin Beylerin, Şehİt Kamilleri, Karayılanların, Özdemir Beylerin düşman işgaline karşı koyduğu o ecdad duruşu neyse; yakın tarihimizde bayrak, ezan ve devletin bekası uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyen Ülkücü şehitlerimizin sergilediği fedakarlık da aynı kutlu ruhun tecellisidir. 25 Aralık’ta Antep savunmasını gazi kılan irade ile Ülkücü hareketin bedel ödeyerek koruduğu mukaddes değerler aynı şuurun eseridir” dedi.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çizdiği ilkeler doğrultusunda hareket ettiklerinin altını çizen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Genel Merkezimizin 'Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda' anlayışıyla çizdiği istikamet, bizlere hem 25 Aralık kahramanlarının hem de Ülkücü şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkma sorumluluğunu yüklemektedir. 20 Eylül Pazar günü gerçekleştireceğimiz il kongremiz, bu iki büyük mirasa olan sadakatimizin ve geleceğe olan kararlılığımızın nikahlandığı tarihi bir gün olacaktır. Şehitlerimizin emaneti olan mukaddes davamızı Gaziantep’te daha yukarı taşımak ve lekesiz bir iradeyle geleceğe yürümek boynumuzun borcudur” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kongre hazırlıkları tamamlandı</p>

<p></p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi  Gaziantep Teşkilatı’nda ilçe kongrelerinin tamamlanmasıyla birlikte gözler büyük il kongresine çevrildi  MHP Gaziantep İl Başkanlığı, genel merkez onayının ardından il kongresi hazırlıklarının eksiksiz şekilde tamamlandığını duyurdu.</p>

<p>Parti resmi kanallarından yapılan açıklamaya göre kongre, 20 Eylül Pazar günü Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi'nde (ŞKM) organize edilecek. Delegelerin ve katılımcıların ağırlanacağı kongre, sabah saat 10.00 itibarıyla kapılarını açacak ve 17.00'ye kadar devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/emanete-sahip-cikmak-boynumuzun-borcu</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/2-eylul/emanete-sahip-cikmak-boynumuzun-borcu1.jpg" type="image/jpeg" length="27321"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Herkes satranç oyuncusu olamaz’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/herkes-satranc-oyuncusu-olamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/herkes-satranc-oyuncusu-olamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep, uluslararası bir spor organizasyonuna daha ev sahipliği yapıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Türkiye Satranç Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 1’inci Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, düzenlenen açılış töreniyle başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>31 Ağustos-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziantep Kamil Ocak Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek turnuva, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce satranç sporcusunu kentte bir araya getirdi.</p>

<p>Gaziantep’in uluslararası spor organizasyonlarındaki marka değerini yükseltmesi ve kenti dünya satranç camiasının önemli buluşma noktalarından biri haline getirmesi hedeflenen turnuvaya 23 farklı ülkeden yaklaşık 700 sporcu başvurdu.</p>

<p></p>

<p>23 ülkeden yaklaşık 700</p>

<p>sporcu Gaziantep’te</p>

<p></p>

<p>Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, uluslararası katılımıyla dikkat çekiyor. Farklı ülkelerden kente gelen usta satranç sporcularının yanı sıra genç yetenekler ve çeşitli yaş gruplarından sporcular da turnuvada mücadele ediyor.</p>

<p>Türkiye’nin satranç alanındaki önemli organizasyonlarından biri olması hedeflenen turnuva, aynı zamanda Gaziantep’in spor turizmi açısından da uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Bir hafta boyunca devam edecek organizasyonda sporcular, farklı kategorilerde rakipleriyle karşı karşıya gelecek.</p>

<p></p>

<p>Şampiyonluk için hamleler yapılacak</p>

<p></p>

<p>Dört farklı kategoride düzenlenen Gazi Open’da, satranç sporunun farklı yaş ve seviyelerindeki temsilcileri aynı organizasyonda buluşuyor.</p>

<p>Turnuvada deneyimli sporcular ile genç yeteneklerin aynı platformda mücadele etmesi, organizasyonun sportif açıdan dikkat çeken özellikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Satranç tahtasında yapılacak her hamlenin büyük önem taşıdığı turnuvada sporcular, rakiplerinin hamlelerini önceden tahmin ederek stratejilerini geliştirmeye çalışacak.</p>

<p></p>

<p>Dereceye girenlere 1,5 milyon TL ödül</p>

<p></p>

<p>Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, yüksek ödül havuzuyla da öne çıkıyor.</p>

<p>Turnuvada dereceye girecek sporculara toplam 1 milyon 500 bin TL nakit ödül dağıtılacak. Bu ödül havuzuyla organizasyon, Türkiye’de düzenlenen önemli ödüllü uluslararası açık satranç turnuvaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Sporcular, turnuvada yalnızca sportif başarı elde etmek için değil, aynı zamanda önemli bir ödülün sahibi olabilmek için de mücadele edecek.</p>

<p></p>

<p>Fatma Şahin: “Satranç insan</p>

<p>zihninin jimnastik salonudur”</p>

<p></p>

<p>Turnuvanın açılış töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, organizasyonun Gaziantep açısından önemine dikkat çekti.</p>

<p>Kamil Ocak Kapalı Spor Salonu’nda önemli bir turnuvanın açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Şahin, satrancın insan zihninin gelişimine katkı sağlayan özel bir spor olduğunu ifade etti.</p>

<p>Şahin, satrancın yalnızca iki kişinin karşılıklı hamle yaptığı bir oyun olmadığını belirterek, sporcuların kendi hamlelerini düşünürken aynı zamanda rakiplerinin olası hamlelerini de hesaplamak zorunda olduklarını söyledi.</p>

<p></p>

<p>“Satranç bir akıl oyunu”</p>

<p></p>

<p>Satranç sporunun zihinsel gelişim açısından önemine vurgu yapan Şahin, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“Satranç çok önemli bir spordur. Satranç insan zihninin jimnastik salonudur. Bugün açılışını yaptıktan sonra yarışmacılarımızın kozlarını paylaşacağı bu özel oyun, zihin geliştirme özelliğine sahip. Her bir yarışmacımız bu satranç oyunu sayesinde beyin jimnastiği yapıyor.”</p>

<p>Satrançta başarı elde edebilmek için yalnızca kendi hamlesini düşünmenin yeterli olmadığını belirten Şahin, rakibin yapabileceği hamlelerin de önceden hesaplanması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Şahin, “Satranç bir akıl oyunu. Oyun sırasında yarışmacı kendi hamlesini yapmasının yanı sıra rakibin olası hamlelerini de gözden geçirmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu işin ne kadar zor olduğu ortada” dedi.</p>

<p>Turnuvaya katılan sporcuların sahip olduğu zihinsel becerilere de değinen Fatma Şahin, satranç oyuncularının özgüven, hafıza, tahmin ve karar verme yeteneklerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Şahin, “Sizde özgüven, ilham, ilim, karar verme becerisi var. Bugün bu masaya oturmak kolay iş değil. Herkes satranç oyuncusu olamaz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şahin’in açıklamaları, turnuvaya katılan sporculara başarı dilekleriyle devam etti.</p>

<p></p>

<p>Bozgeyik: “Gaziantep birçok</p>

<p>organizasyona ev sahipliği yapıyor”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik de açılış töreninde yaptığı konuşmada satranç sporunun önemine değindi.</p>

<p>Gaziantep’in son dönemde çok sayıda ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptığını belirten Bozgeyik, Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası’nın kent açısından ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.</p>

<p>Bozgeyik, “Gaziantep, birçok organizasyona ev sahipliği yapıyor. Bizler için bu turnuva bu organizasyonlar arasından büyük anlam ve önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Turnuvada mücadele edecek sporculara başarı dileklerini ileten Bozgeyik, organizasyonun başarılı geçmesini temenni etti.</p>

<p></p>

<p>Gençlik ve Spor İl</p>

<p>Müdürlüğü’nden</p>

<p>organizasyon mesajı</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürü Numan Nafiz Şahin de kentin böylesine büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Uluslararası nitelikteki turnuvanın Gaziantep’te gerçekleştirilmesinin kent açısından önemli olduğunu belirten Şahin, organizasyonda yer alan tüm sporculara başarılar diledi.</p>

<p>Turnuvanın Gaziantep’in spor alanındaki tanıtımına katkı sunması ve kentin farklı branşlarda uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini ortaya koyması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Açılış hamlesi Fatma Şahin’den</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından turnuvanın resmi açılışı gerçekleştirildi.</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve beraberindeki protokol üyeleri, satranç tahtasının başına geçerek günün ilk açılış hamlesini yaptı.</p>

<p>Açılış hamlesinin ardından 1’inci Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası resmen başladı.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep satrançta uluslararası</p>

<p>merkez olma yolunda</p>

<p></p>

<p>Bir hafta boyunca Kamil Ocak Kapalı Spor Salonu’nda devam edecek turnuvanın, Gaziantep’in uluslararası spor organizasyonlarındaki konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.</p>

<p>23 ülkeden yaklaşık 700 sporcunun başvuru gerçekleştirdiği organizasyon, farklı ülkelerden sporcuları ve satranç camiasının temsilcilerini Gaziantep’te buluşturması bakımından da önem taşıyor.</p>

<p>Kentte düzenlenen uluslararası spor organizasyonlarının çeşitlendirilmesiyle birlikte Gaziantep’in yalnızca kültür, gastronomi ve sanayi alanlarında değil, spor alanında da uluslararası marka değerinin artırılması amaçlanıyor.</p>

<p>Gazi Open’ın gelecek yıllarda da düzenlenerek geleneksel hale getirilmesi ve daha fazla ülkeden sporcunun Gaziantep’e çekilmesi hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>Turnuvanın sonunda</p>

<p>ödüller sahiplerini bulacak</p>

<p></p>

<p>31 Ağustos’ta başlayan turnuva, 6 Eylül’de sona erecek. Bir hafta boyunca gerçekleştirilecek karşılaşmaların ardından kategorilerinde dereceye giren sporcular belirlenecek.</p>

<p>Başarılı sporcular, toplam 1,5 milyon TL’lik nakit ödül havuzundan pay almaya hak kazanacak.</p>

<p>Böylece Gazi Open, hem uluslararası katılımı hem de yüksek ödül havuzuyla Gaziantep’in ev sahipliği yaptığı dikkat çekici spor organizasyonlarından biri olacak.</p>

<p></p>

<p>Günün anısına hatıra fotoğrafı</p>

<p></p>

<p>Açılış programı, protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</p>

<p>Başkan Fatma Şahin ve protokol üyeleri, 1’inci Gazi Open Uluslararası Açık Satranç Turnuvası’nın açılış gününü ölümsüzleştirmek amacıyla fotoğraf çektirdi.</p>

<p>Gaziantep’te 6 Eylül’e kadar devam edecek turnuvada sporcular, şampiyonluk ve ödül için stratejik hamlelerini yapmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/herkes-satranc-oyuncusu-olamaz</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/2-eylul/gaziantepte-1inci-gazi-open-uluslararasi-acik-satranc-turnuvasinin-acilisi-yapildi-4.jpeg" type="image/jpeg" length="99802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Yapay zekâ mühendisliği dönüştürüyor!’]]></title>
      <link>https://www.gaziantepilkhaber.com/yapay-zeka-muhendisligi-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepilkhaber.com/yapay-zeka-muhendisligi-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS ek yerleştirme dönemi, adaylara üniversite yolculuğunda ikinci bir fırsat sunarken, teknoloji alanındaki bölümler gençlere yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların iş dünyasına açılan geniş bir kariyer kapısı aralıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bilgisayar mühendisliğinin yapay zekâ çağında da stratejik mesleklerden biri olmaya devam edeceğini belirten Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Yapay zekâ bilgisayar mühendisliğinin geleceğini tehdit etmekten çok, mesleğin sınırlarını yeniden çiziyor.” dedi.</p>

<p>Üniversite yerleştirmelerinin ardından boş kalan kontenjanlar için başlayacak ek yerleştirme süreci, ilk tercihlerinde istediği sonucu alamayan adaylara yeni bir fırsat sunuyor.</p>

<p>Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, yapay zekâ çağında bilgisayar mühendisliğinin geleceğini ve mezunları bekleyen yeni kariyer alanlarını değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ çağında iyi</p>

<p>yetişmiş mühendis</p>

<p>daha da değerli olacak</p>

<p></p>

<p>Yapay zekânın sağlık, finans, savunma sanayisi, eğitim ve üretim başta olmak üzere hemen her sektörü dönüştürdüğü bir dönemde bilgisayar mühendisliğinin, geleceğin en güçlü ve stratejik meslekleri arasındaki yerini koruduğunu kaydeden Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Uzmanlara göre yapay zekânın kod yazma yeteneğinin gelişmesi, bilgisayar mühendislerine olan ihtiyacı azaltmak yerine iyi yetişmiş, yapay zekâyı doğru kullanabilen ve problem çözme becerisi güçlü mühendislerin değerini daha da artıracak.” dedi.</p>

<p></p>

<p>“Yapay zekâ mühendisin</p>

<p>yerini değil, çalışma</p>

<p>biçimini değiştirecek”</p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ sistemlerinin giderek daha fazla kod yazabilmesinin, bilgisayar mühendislerine olan ihtiyacın azalacağı yönündeki tartışmaları beraberinde getirdiğine işaret eden Prof. Dr. Pektaş, “Ancak bilgisayar mühendisliğinin yalnızca kod yazmaktan ibaret olmadığına dikkat çekmek gerekiyor. Bir problemi doğru tanımlamak, uygun algoritmayı ve mimariyi tasarlamak, güvenli ve ölçeklenebilir sistemler geliştirmek, yapay zekâ tarafından üretilen kodun doğruluğunu ve güvenliğini değerlendirmek hâlâ güçlü bir mühendislik bilgisi gerektiriyor. Bu nedenle gelecekte öne çıkacak mühendis profili, yapay zekâ ile rekabet eden değil, yapay zekâyı bir mühendislik aracına dönüştürebilen mühendis olacak. Kodlama bilen ancak bunun yanında matematiksel düşünme, algoritma geliştirme, sistem tasarımı ve problem çözme becerilerine sahip mezunların iş dünyasında önemli bir avantaj elde etmesi bekleniyor.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Kariyer seçenekleri</p>

<p>yazılımla sınırlı değil</p>

<p></p>

<p>Bilgisayar mühendisliği mezunlarının bugün yalnızca yazılım geliştirme alanında değil, çok geniş bir sektörel yelpazede kariyer fırsatlarına sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Pektaş, “Siber güvenlik, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, veri bilimi, bulut bilişim, büyük veri, robotik, nesnelerin interneti ve oyun teknolojileri bu alanların başında geliyor. Bunun yanında savunma sanayisi, finans ve fintek, sağlık teknolojileri, otomotiv, telekomünikasyon ve e-ticaret gibi sektörlerde de bilgisayar mühendislerine yönelik ihtiyaç giderek artıyor. Özellikle yapay zekânın farklı sektörlerde kullanılmasıyla birlikte yapay zekâ mühendisliği, veri mühendisliği, siber güvenlik ve otonom sistemler gibi uzmanlık alanlarının önümüzdeki yıllarda daha fazla önem kazanması bekleniyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dört yıl sonra nasıl bir</p>

<p>iş piyasası olacak?</p>

<p></p>

<p>Bugün bilgisayar mühendisliğine başlayan bir öğrencinin mezuniyetine kadar yapay zekâ ve otomasyonun iş yapış biçimlerini önemli ölçüde değiştirmesi beklendiğini söyleyen Prof. Dr. Pektaş, “Ancak bu değişimin yeni iş alanlarını da beraberinde getireceği öngörülüyor. Özellikle yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi ve yönetilmesi, veri analitiği, siber güvenlik, bulut ve uç bilişim, robotik ve otonom sistemler, yapay zekâ destekli yazılım geliştirme ve yapay zekâ güvenliği gibi alanların öne çıkması bekleniyor. Dolayısıyla geleceğin bilgisayar mühendisi yalnızca ‘kod yazan kişi’ olmayacak; problemi tanımlayan, teknolojiyi seçen, yapay zekâ sistemlerini yöneten, sonuçları değerlendiren ve teknolojinin güvenli, etik ve verimli biçimde kullanılmasını sağlayan bir uzman olacak. Yapay zekâ bilgisayar mühendisliğinin geleceğini tehdit etmekten çok, mesleğin sınırlarını yeniden çiziyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gaziantepilkhaber.com/yapay-zeka-muhendisligi-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepilkhabercom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepilkhaber-com/uploads/2026/09/haber/eylul/2-eylul/yapay-zeka-muhendisligi-donusturuyor.jpg" type="image/jpeg" length="16483"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
