GÜNCEL

‘YEŞİL ALANLAR GELECEĞE BIRAKACAĞIMIZ EN DEĞERLİ MİRAS’

Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi Serdar Doğanoğlu, Gaziantep’in geleceğinin sürdürülebilir, dirençli ve doğayla uyumlu kentleşmeden geçtiğini belirtti.

Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi Serdar Doğanoğlu, Gaziantep’in geleceğinin sürdürülebilir, dirençli ve doğayla uyumlu kentleşmeden geçtiğini belirtti.

Doğanoğlu, ‘’Üzülerek ifade etmek gerekir ki, ülkemizin birçok kentinde olduğu gibi Gaziantep’te de zaman zaman yeşil alanların farklı kullanım kararlarına konu olduğunu görüyoruz. Şunu unutmamalıyız; yeşil alanlar, yapılaşmayı bekleyen boş arsalar değildir. Onlar kentin akciğerleri, afet anlarının güvenli toplanma alanları, çocuklarımızın oyun bahçeleri ve geleceğe bırakacağımız en değerli mirastır’’ dedi.

Artık şehirleri yollar, köprüler ve binalarla değerlendiremeyiz

Gaziantep’in tarih boyunca üretimin, ticaretin ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu söyleyen Doğanoğlu, ‘’Bugün ise önümüzde çok daha önemli bir sınav bulunmaktadır. Bu sınav ne ekonomik ne de teknolojiktir. Asıl sınavımız; hızla büyüyen kentimizi doğayla uyumlu, sağlıklı ve gelecek nesillere yaşanabilir şekilde bırakabilmektir. Artık şehirleri yalnızca yaptığımız yollar, köprüler ve binalarla değerlendiremeyiz. Bir kentin gerçek gelişmişlik göstergesi; çocukların güvenle oynayabildiği parkları, yaşlıların gölgesinde nefes alabildiği ağaçları, kuşların yaşam bulduğu yeşil koridorları ve insanıyla birlikte nefes alan doğal ekosistemidir’’ ifadelerini kullandı.

Şehrin en önemli meselelerinden biri kişi başına düşen yeşil alan miktarı

Şehrin en önemli meselelerinden birinin kişi başına düşen yeşil alan miktarı olduğuna dikkat çeken Doğanoğlu, ‘’Son yıllarda önemli park ve rekreasyon yatırımları gerçekleştirilmiş olsa da, yalnızca rakamlara odaklanmak yeterli değildir. Esas mesele, yeşilin kentin her noktasına eşit ulaşması, her vatandaşın birkaç dakikalık yürüme mesafesinde nitelikli bir yeşil alana erişebilmesi ve bu alanların gelecek kuşaklar için güvence altına alınmasıdır’’ şeklinde konuştu.

Bizim de artık şehirlerimizi bu anlayışla değerlendirmemiz gerekiyor

Doğanoğlu, ‘’Kaybedilen bir parkın yerine beton koyabilirsiniz; ancak hiçbir beton yapı, yüzlerce ağacın sağladığı serinliği, temiz havayı ve yaşam kalitesini geri getiremez. Avrupa’nın gelişmiş şehirlerine baktığımızda bunu açıkça görüyoruz. Viyana, Stockholm, Helsinki, Berlin ya da Kopenhag’da. Bu kentlerin ortak özelliği yalnızca ekonomik gelişmişlik değildir. Bu şehirler, doğayı şehir planlamasının merkezine koymuş kentlerdir. Parklar birbirine yeşil koridorlarla bağlanmakta, kent ormanları şehir yaşamının ayrılmaz parçası hâline gelmekte, yağmur suları doğaya kazandırılmakta ve her yeni yapılaşma, yeşil altyapıyla birlikte planlanmaktadır. Bizim de artık şehirlerimizi bu anlayışla değerlendirmemiz gerekiyor’’ açıklamasını yaptı.

Kuraklık, yalnızca çiftçinin değil şehirlerin de en büyük sorunu hâline geliyor

Dünya’nın değiştiğine vurgu yapan İl Temsilcisi Doğanoğlu, ‘’İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Her geçen yıl daha sıcak yazlar yaşıyoruz. Kuraklık, yalnızca çiftçinin değil şehirlerin de en büyük sorunu hâline geliyor. Su kaynaklarımız her geçen gün azalıyor. Meteorolojik veriler, Akdeniz Havzası’nın ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında olduğunu ortaya koyuyor. Gaziantep de bu riskten doğrudan etkilenen şehirlerden biridir. İşte tam da bu nedenle artık klasik peyzaj anlayışını geride bırakmak zorundayız’’ şeklinde konuştu.

Kurakçıl peyzaj; daha az yeşil demek değildir

Doğanoğlu, ‘’Geleceğin şehirleri; bol su tüketen çim alanlarla değil, iklime uyum sağlayan, yerel bitki türlerinin kullanıldığı, yağmur suyunu değerlendiren, toprağı koruyan ve minimum su tüketen kurakçıl peyzaj anlayışıyla tasarlanmalıdır. Kurakçıl peyzaj; daha az yeşil demek değildir. Aksine, daha bilinçli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli yeşil alanlar oluşturmak demektir. Gaziantep’in doğal florasına uyum sağlayan ağaç ve çalı türleri, aromatik bitkiler, geçirgen zeminler, yağmur bahçeleri ve su hasadı sistemleri geleceğin şehircilik anlayışının temelini oluşturmalıdır’’ değerlendirmesinde bulundu.

Bütüncül bir kent vizyonuna ihtiyacımız var

Suyu korumadan yeşilin korunamayacağını sözlerine ekleyen Doğanoğlu, ‘’Yeşili korumadan da yaşamı koruyamayız. Bugün dünyada “yeşil altyapı” kavramı, artık yol ve kanalizasyon kadar önemli kabul edilmektedir. Avrupa kentleri karbon yutaklarını artırırken, şehir içi sıcaklıkları düşürürken ve yağmur suyunu yeniden kullanırken; bizim de aynı vizyonu ortaya koymamız gerekmektedir. Gaziantep bunu başarabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunun için bütüncül bir kent vizyonuna ihtiyacımız var’’ dedi.

Kamu kurumları kurakçıl peyzaj uygulamalarında öncü olmalı

Yeşil alanların korunmasının önemine değinen Doğanoğlu, ‘’Mevcut yeşil alanlarımız mutlaka korunmalıdır. Yeni imar planlarında yeşil alanlar azaltılmamalı, aksine artırılmalıdır. Her yeni mahallede parklar en son düşünülen alanlar değil, planlamanın başlangıç noktası olmalıdır. Kent ormanları çoğaltılmalı, parklar birbirine yeşil koridorlarla bağlanmalı, okul bahçeleri doğal yaşam alanlarına dönüştürülmeli, kamu kurumları kurakçıl peyzaj uygulamalarında öncü olmalıdır’’ sözleriyle konuşmasını sürdürdü.

Sürdürülebilir sulama sistemleri artık lüks değil, zorunluluk

Çatı bahçelerinin, dikey yeşil sistemlerin, yağmur suyu hasadının ve sürdürülebilir sulama sistemlerinin artık lüks değil, zorunluluk olduğunu kaydeden Doğanoğlu, peyzaj mimarları olarak yalnızca bugünü değil, elli yıl sonrasını da planlamak zorunda olduklarının altını çizerken, yaptıkları her planın çocukların yaşayacağı şehri belirleyeceğini ifade etti.

Yeşili korumak, aslında yaşamı korumaktır

Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi Serdar Doğanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Gaziantep’in geleceği daha fazla beton dökmekte değil; daha fazla ağaç dikmekte, daha fazla suyu korumakta ve doğayla birlikte yaşamayı öğrenmektedir. Bugün vereceğimiz kararlar yalnızca bugünün değil, yarının Gaziantep’ini şekillendirecektir. Ve biz inanıyoruz ki güçlü şehirler, yüksek binalarla değil; güçlü ekosistemlerle kurulur. Doğaya rağmen değil, doğayla birlikte büyüyen bir Gaziantep mümkündür. Bu sadece çevre meselesi değil; sağlık, ekonomi, iklim, afet yönetimi ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzdur. Yeşili korumak, aslında yaşamı korumaktır.’’