Temsili Olmayan İnanç Neden Sertleşir?

İnanç, sevgiyle başlar demiştik. Sevgi yön verir, yön ideolojiye dönüşür, ideoloji rehber ister. Ve ideolojinin varoluşu kapsaması, ona erme düşüncesinde olması gerekir. İşte tam bu noktada kritik bir eşik vardır: Rehber yalnızca metinde mi kalır, yoksa hayatta mı yürür?

Temsili olmayan inanç, boşlukta kalır. Boşluk ise insan zihninin en sevmediği şeydir. Zihin boşluğu ya korkuyla ya da sertlikle doldurur. Bu yüzden temsilini kaybetmiş inanç, zamanla katılaşır. Kural artar, merhamet azalır. Biçim çoğalır, anlam çekilir. Sevgi geri çekildikçe, yerini savunma refleksi alır.

Çünkü ortada yaşayan bir örnek yoktur. İnsan, inanacağı şeyi yalnızca düşünerek değil, görerek de ister. Görmediği hakikati korumaya başladığında ise onu sertleştirir. İnanç artık yaşanmaz; korunur. Korunan her şey duvar ister sınır ister, dışlayıcı olur.

Burada sertlik ahlaki bir bozulma değil, yapısal bir sonuçtur. Temsil yoksa inanç soyutlaşır. Soyutlaşan inanç, insanı değil; sistemi merkeze alır. Sistem merkezli inançta insan hata yapmaz, sapar. Sapma affedilmez. Çünkü affetmek için canlı bir örnek gerekir.

Oysa temsil eden rehber, inancı yumuşatır. Yumuşaklık zayıflık değildir; esneklik gücüdür. Yaşayan bir örnek, hatayı mümkün kılar. Çünkü rehber de yürüyordur. Çünkü yol hâlâ açıktır. İnanç burada taşlaşmaz; akar.

Modern dünyanın krizi tam da buradadır. İnanç var, ideoloji var, hatta bilgi var. Ama temsil eksik. Bu yüzden sesler yükseliyor, kelimeler sertleşiyor, insanlar birbirine Tanrı adına konuşuyor ama Tanrı’yı temsil eden bir yürüyüş görünmüyor.

Temsili olmayan inanç, bağırır.


Temsili olan inanç, yürür.

Ve insan, yürüyeni izler.

Bu yüzden mesele yeni kurallar koymak değil; yeni temsil biçimleri doğurmaktır. İnancı kurtaracak olan yeni metinler değil, yaşayan insanlardır. Sevgiyle yürüyen, hata yapabilen, ama yolunu terk etmeyen insanlar.

İnanç sertleştiğinde sorun inançta değil; temsilin yokluğundadır. Çünkü sevgi hâlâ oradadır, ama artık kendini gösterecek bir beden bulamamaktadır.

Sevgi bedensiz kalınca ideoloji olur.


İdeoloji bedensiz kalınca zorbalık olur.


Ama sevgi temsil bulduğunda, inanç yeniden insanlaşır.