2025 yılını eğitim-öğretim açısından değerlendiren Eğitim İş Gaziantep Şube Başkanı Ali Arpat, ‘’Eğitim ve bilim emekçileri yalnızca ekonomik zorluklarla değil, işyerlerinde yaşanan her türlü liyakatsizlik, fiziksel ve psikolojik şiddet, angarya ve hukuksuzlukla da karşı karşıya kalmıştır’’ dedi.
Öğretmenler liyakat içermeyen mülakat uygulaması nedeniyle mağdur edildi
Norm fazlası öğretmenlerin resen atamasının yapıldığını, öğretmenlerin aile birliğinin zarar görmesinin ve ulaşım olanaklarının zorluğunun dikkate alınmadığı eleştirisini yapan Başkan Arpat, ‘’Enflasyon karşısında zaten oldukça düşük kalan ek ders ücretleri bir de öğrencilerin derse gelmemesi gerekçesiyle kesilmiş, hafta sonları gerçekleştirilen veli toplantıları için ödenmesi gereken ek ders ücretleri dahi ödenmemiştir. Sınav sonucu başarılı olan öğretmenler liyakat içermeyen mülakat uygulaması nedeniyle mağdur edilmiştir’’ şeklinde konuştu.
Ek ders için ödenen ücret bir fincan kahveye anca yetiyor
‘Öğretmenler özelinde yaşanan bir başka sorun da ek ders ücretlerindeki erimedir’ diyen Arpat, ‘’Seyyanen zam ek ders ücretlerine yansımadığı için 2002 yılında bir saatlik ek dersin en düşük öğretmen maaşına oranı yüzde 0,58 iken 2025 yılında bu oranı yüzde 0,31’e gerilemiştir. Yani ek ders için ödenen ücret bir fincan kahveye anca yetmektedir. Maaşlarda ki bu düşük artışlara karşı beslenme, sağlık, eğitim, barınma, giyim, ulaşım gibi kalemlerde fiyat artışları oldukça yüksek gerçekleşmiştir’’ değerlendirmesini yaptı.
Açlık sınırının en düşük öğretmen maaşı içindeki payının ocak ayında yüzde 53,34, haziran ayında ise yüzde 60, 41’e çıktığını, bu durumun yılın ikinci ayında da aynı şekilde seyrettiğini, dört kişilik bir ailenin aylık yalnızca alması gereken kalori ihtiyacını temsil eden açlık sınırının maaşın en az yarısına denk geldiğini belirten Arpat, ‘’Yoksulluk sınırı içinde en düşük öğretmen maaşının payına bakıldığında ise oran en fazla temmuz ayında yani ikinci altı aylık zammın yapıldığı ayda yüzde 61,41’i görmüştür. Altı aylık dönemlerin son aylarında yüzde 54’e gerileyen oran açıkça göstermektedir ki en düşük öğretmen maaşı yoksulluk sınırının en fazla yüzde 60’ını karşılamaktadır. Yıl içinde bu pay da sürekli düşmektedir’’ ifadelerini kullandı.
Halk açlık ve yoksullukla mücadeleye devam etti
2025 yılı boyunca halkın açlık ve yoksullukla mücadeleye devam ettiğini sözlerine ekleyen Arpat, ‘’Politikalar halkı yoklukla mücadele etmeye, daha düşük refah düzeylerinde yaşamaya mahkûm etmiştir. Toplumun fiyat algısı kaybolmuş, çalışma motivasyonu ortadan kalkmış, şiddet, meslek saygınlığının yitirilmesi gibi birçok durum ekonomik kırılmanın etkileri olarak ortaya çıkmış ya da artmıştır’’ ifadelerini kullandı.
Emeğin değerinin sömürülmesi, toplumun çöküşüne zemin hazırlıyor
Arpat, ‘’Ekonomik krizlerde özellikle enflasyon ortamlarında süreci sonlandırmak için ilk önce emeğin hedef haline getirilmesi, politika aracı olarak emeğin değerinin sömürülmesi, toplumun her açıdan çöküşüne zemin hazırlamaktır. Türkiye 2025 yılında enflasyonun ve buna bağlı yoksullaşmanın toplumdaki yansımasını net biçimde yaşamıştır. Ama belli ki bu durum yaşananlardan ders çıkarılmasına yetmemiş, 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan 8. toplu sözleşmede benzer durumların yaşanacağı anlaşılmıştır’’ tespitini yaptı.
Eğitim İş Gaziantep Şube Başkanı Ali Arpat, konuşmasını şöyle devam ettirdi: ‘’Bir yıl boyunca emekçilerin çalışma ve yaşam şartlarını zora sokan resen atamalar, enflasyon karşısında eriyen ek ders ücretlerinin bir de zamanında ödenmemesi ya da kesilmeye çalışılması, öğretmenlerin liyakatsiz atamalar ile görev yerlerinin değiştirilmesi, atama bekleyen çok sayıda öğretmenin mülakat uygulaması nedeniyle mağdur edilmesi yaşanan sorunların sadece birkaçıdır. Yapılan bu haksızlıkların üstüne bir de sorunlara karşı ses çıkarmak isteyen eğitim ve bilim emekçileri tehdit, sürgün ve disiplin gibi cezalarla susturulmak istenmiştir.’’





