Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, gerçekleştirdiği basın açıklamasında Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi.

Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’Devlet üniversitelerinde yüzde 99,5’e ulaşan doluluk ile tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarındaki yüzde 100 doluluk, bu söylemin dayanağı olarak sunuldu. Oysa verilere baktığımızda ne yazık ki bir başarıyı değil, yükseköğretime erişimin gitgide daraldığını ve eğitimdeki eşitsizliğin derinleştiğini görüyoruz’’ ifadelerini kullandı.

Devlet üniversitelerinde geçen yıl 5 bin 503 olan boş kontenjan sayısı bu yıl 2 bin 292’ye gerilediğini ve boş kontenjanların yüzde 58,3 oranında azaldığına dikkat çeken Parlakçı, ‘’Ne var ki bu azalma kontenjanların daraltılmasıyla sağlanmıştır. YÖK Başkanı’nın hukuk, eczacılık, diş hekimliği, psikoloji ve öğretmenlik programlarında kontenjanların “yeniden düzenlendiğini” ifade etmesi, bu daralmanın açık itirafıdır’’ değerlendirmesinde bulundu.

Yüzde 100 doluluk bir başarı ölçütü olamaz

Arzı kısarak elde edilen yüzde 100 doluluğun bir başarı ölçütü olamayacağını sözlerine ekleyen Parlakçı, ‘’Nitekim daralmanın doğrudan sonucu, taban puanların ve yaklaşık sıralamaların bu yıl belirgin biçimde yükselmesi ve üniversiteye girişteki rekabetin daha da sertleşmesi olmuştur. Kontenjanın azaltıldığı her programda binlerce genç aynı sıralara girebilmek için çok daha ağır bir eleme baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. Dolayısıyla bu doluluğun altında eğitime erişimin gitgide daraldığı açığa çıkmaktadır’’ açıklamasını yaptı.

Sonuçların gizlenen asıl yüzü sistemin dışına itilen milyonlardır

Parlakçı, ‘’Sonuçların gizlenen asıl yüzü sistemin dışına itilen milyonlardır. 2026 YKS’ye giren 2 milyon 255 bin 76 adaydan 2 milyon 187 bin 747’sinin yerleştirme puanı hesaplanmış, ancak bunlardan yalnızca 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuştur. Tercih hakkına sahip olduğu halde hiç tercih yapmayanların oranı tüm adaylarda yüzde 41,5’e, son sınıf öğrencileri arasında ise yüzde 45,7’ye ulaşmıştır. Yurt içindeki devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün ön lisans ve lisans programlarına yerleşebilen aday sayısı 619 bin 766’da kalmıştır’’ şeklinde konuştu.

Hiçbir genç yoksulluğa ve geleceksizliğe mahkum edilmemelidir

‘Yükseköğretim bir ayrıcalık değil, herkes için eşit biçimde sağlanması gereken bir hak olmalıdır’ ifadelerini kullanan Parlakçı, ‘’Yükseköğretimde rekabetçi anlayış yerine tüm gençler için kapsayıcı, eşitlikçi ve kamusal bir sistem kurulmalıdır. Üniversiteye girişteki elemeci sınav düzeni terk edilmeli; kontenjanlar ticari kaygılarla değil, öğrencilerin ve toplumun ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Vakıf üniversiteleri etkin biçimde denetlenmeli, kamusal kaynaklarla desteklenen parasız ve nitelikli eğitim olanakları güçlendirilmelidir. Öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve burs sorunları ivedilikle çözülmeli, devlet yurtlarının sayısı artırılmalı, hiçbir genç yoksulluğa ve geleceksizliğe mahkûm edilmemelidir. Genç mezunların güvenceli işlere erişimini sağlayacak istihdam politikaları hayata geçirilmelidir’’ çağrısında bulundu.

Kaynak: Meral Kesenek