Bölge ihracatının yüzde 30,8’ini tek başına gerçekleştiren hububat sektörü, Türkiye’nin toplam hububat ihracatından aldığı yüzde 31,4’lük payla liderliğini sürdürdü.
2,5 milyon tonun
üzerinde ürün ihraç edildi
Güneydoğu Anadolu, tarımsal üretim ve gıda sanayisindeki güçlü yapısını ihracat rakamlarına da yansıtmaya devam ediyor. Bölgenin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründeki ihracatı, ocak-temmuz döneminde 2,2 milyar dolara yükseldi.
Sektör, bölgenin toplam ihracatının yüzde 30,8’ini gerçekleştirerek Güneydoğu Anadolu ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürdü. Güneydoğu’dan 7 aylık dönemde 2,5 milyon tonun üzerinde hububat ve hububat ürünleri ihraç edildi.
İhracatta ürün bazında makarna, buğday unu ve ayçiçek yağı öne çıktı. Bu dönemde yaklaşık 736 bin ton makarna, 467 bin ton buğday unu ve 280 bin ton ayçiçek yağı dış pazarlara gönderildi.
Ayçiçek yağı ihracatında
yüzde 26,4'lük artış
Sektörün en fazla ihracat geliri elde ettiği ürün ayçiçek yağı oldu. Ayçiçek yağı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,4 artarak 461,5 milyon dolara ulaştı.
Gelir sıralamasında ikinci sırada yer alan makarnada ise yüzde 14,1'lik artış kaydedildi. Makarna ihracatı 394,1 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye genelindeki hububat ihracatındaki payının yüzde 31,4'e ulaşması, bölgenin sektördeki ağırlığını da ortaya koydu.
Orta Doğu ve Afrika
pazarları öne çıktı
Bölge sektörünün en önemli ihracat pazarı Orta Doğu olmaya devam etti. Bu bölgeye gerçekleştirilen ihracat 900 milyon doları aşarken, Afrika pazarı da güçlü büyüme performansıyla dikkat çekti.
Güneydoğu Anadolu’dan Afrika ülkelerine yapılan ihracat, yüzde 22,4 artışla 775,5 milyon dolara yükseldi. Sektör temsilcileri, mevcut pazarlardaki kazanımların korunmasının yanı sıra Afrika ve Asya başta olmak üzere yeni pazarlarda etkinliğin artırılmasının önemine dikkat çekiyor.
Kadooğlu: "Stratejik
pazarlarımızdaki
kazanımları koruyacak
çözüm önerilerimiz hazır"
TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Güneydoğu Anadolu ihracatçısının küresel belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen yüksek uyum kabiliyeti gösterdiğini belirtti.
Üretimden lojistiğe kadar tüm süreçleri sahadaki gelişmeler doğrultusunda değerlendirdiklerini ifade eden Kadooğlu, özellikle Karadeniz'deki güvenlik risklerinin hammadde tedarik hatları ve navlun maliyetleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Kadooğlu, Suriye pazarında uygulanan yüksek gümrük tarifeleri ile Irak'ta ASYCUDA altyapısı ve bankacılık kanallarından kaynaklanan ilave maliyetlerin de ihracatçılar açısından yakından takip edildiğini belirtti.
Gıda ihracatçılarının maliyetlerini dengelemek ve ticari dayanıklılığını artırmak amacıyla çeşitli çözüm önerileri üzerinde çalıştıklarını aktaran Kadooğlu, döviz dönüşüm desteklerinin artırılması ve navlun giderlerini azaltacak bölgesel mekanizmaların oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi.
Kadooğlu, Ankara'da ilgili bakanlıklarla gerçekleştirdikleri temaslarda tespitlerini ve çözüm önerilerini paylaştıklarını belirterek, kamu otoritesinin sanayici ve ihracatçıların rekabet gücünü artıracak adımlar atacağına inandığını ifade etti.
"Lojistik tıkanıklıklar bir
an önce çözülmeli"
Sektörün hammaddeye erişimi ile küresel rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kadooğlu, bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle ayçiçeği rekoltesinde yaşanan artışın memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Bununla birlikte, özellikle Karadeniz başta olmak üzere bölgedeki lojistik sorunların çözülmesinin hem iç piyasa hem de ihracat açısından kritik olduğunu belirten Kadooğlu, ürün tedarik zincirinin kesintiye uğramamasının önemine dikkat çekti.
Kadooğlu, yıllar içerisinde büyük emeklerle oluşturulan ihracat pazarlarındaki konumun korunması için tedarik zincirinin sürdürülebilir olması gerektiğini ifade etti.
"Navlun dezavantajını
kıracak politikalar gerekli"
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin limanlara olan coğrafi uzaklığının ihracatçıların maliyetlerini artırdığını belirten Kadooğlu, bu dezavantajı azaltacak dinamik politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Devlet desteklerinin daha etkin hale getirilmesinin de ihracatçıların Afrika'dan Asya'ya kadar uzanan hedef pazarlardaki rekabet gücünü artıracağını ifade eden Kadooğlu, sektörün Türkiye'nin gıda ticaretindeki stratejik konumunu güçlendirmeye devam edeceğini belirtti.
Kadooğlu, kamu ve özel sektörün ortak akıl çerçevesinde hareket etmesinin önemine işaret ederek, Türkiye'nin dış ticaret hedeflerine en yüksek katkıyı sunmak için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.