Gaziantep İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu’nda Eğitim-İş üyesi bir öğretmenin haklarını savunan Eğitim-İş Gaziantep Şubesi Özlük, Hukuk ve TİS Sekreteri Aycan Benli’ye Kurul Başkanı Vali Yardımcısı Yakup Kılınçoğlu’nun, “Üslubunuza dikkat edin, sizi bir daha uyarmam” şeklinde hitap etmesine Eğitim İş Gaziantep Şubesi’nden tepki geldi.
Söz konusu olayla ilgili basın açıklaması yapan Eğitim İş Gaziantep Şube Başkanı Ali Arpat, ‘’Biz, yaşananların kişiselleştirilmesini değil; tam tersine, kurumsal ve hukuki bir çerçevede incelenmesini istiyoruz. Bu kapsamda; İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu’nun toplantı ve çalışma usullerinin, kurul üyelerinin görev ve yetkilerinin, sendikal temsil hakkının kullanımının, 6 Ağustos tarihli toplantıda yaşananların ve Aycan Benli’ye yönelik müdahalenin ilgili makamlar tarafından mevzuat çerçevesinde incelenmesini talep ediyoruz’’ dedi.
Aycan Benli, itirazlarını dile getirmiştir
Arpat, ‘’6 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen Gaziantep İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu toplantısında yaşananlar, yalnızca bir toplantı sırasında ortaya çıkan iletişim sorunu olarak değerlendirilemez. Olay, sendikal temsil hakkının kullanılması, disiplin kurulunun çalışma usulleri ve kadın sendika yöneticilerinin kamusal alanda söz söyleme hakkı açısından ciddi soru işaretleri yaratmıştır. Hakkında disiplin soruşturması yürütülen Eğitim-İş üyesi bir öğretmenin haklarını savunmak üzere kurula katılan Eğitim-İş Gaziantep Şubesi Özlük, Hukuk ve TİS Sekreteri Aycan Benli, sendikal görevi gereği dosyaya ilişkin hukuki değerlendirmelerini ve usule yönelik itirazlarını dile getirmiştir’’ açıklamasını yaptı.
Üyenin haklarını savunmak sendikal faaliyetin doğal bir parçasıdır
Benli’nin, toplantı sırasında kurul başkanı Vali Yardımcısı Yakup Kılınçoğlu tarafından kendisine, resmi başvurusunda belirttiği üzere, “Üslubunuza dikkat edin, sizi bir daha uyarmam” şeklinde hitap edildiğini ifade ettiğini söyleyen Arpat, ‘’Yaşananlar, Benli’nin 12 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep Valiliği’ne yaptığı resmi başvuruyla kayıt altına alınmıştır. Söz konusu başvuruda toplantının yürütülme biçimine, kurulun işleyişine ve kendisine yönelik müdahaleye ilişkin itirazlar ortaya konulmuştur. Burada altını özellikle çizmek isteriz; Aycan Benli orada kişisel bir mesele için değil, sendikal görevi gereği bir Eğitim-İş üyesinin haklarını savunmak için bulunuyordu. Bir sendika yöneticisinin dosyayı incelemesi, hukuki görüşünü açıklaması, usule ilişkin itirazlarını dile getirmesi ve üyesinin haklarını savunması sendikal faaliyetin doğal bir parçasıdır’’ şeklinde konuştu.
Bizim açımızdan mesele yalnızca sonuç değildir
Sendikal temsil hakkının kullanılmasının bürokratik bir makam karşısında sessiz kalmak veya yalnızca dinlemek anlamına gelmeyeceğini kaydeden Arpat, ‘’Sendikacının görevi gerektiğinde soru sormak, itiraz etmek, hukuki değerlendirmesini ortaya koymak ve temsil ettiği kamu emekçisinin haklarını savunmaktır. Üstelik kurul sonucunda, sendika üyesi öğretmenin disiplin cezasına ilişkin son savunmasının haklı bulunduğu görülmüştür. Bu durum, sendikal temsilin ve hukuki itirazların ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Ancak bizim açımızdan mesele yalnızca sonuç değildir.
Bir kararın hangi koşullarda ve nasıl bir kurul ortamında alındığı da hukuk devleti ve kamu yönetimi açısından önemlidir’’ değerlendirmesini yaptı. Arpat, ‘’Soruyoruz; Bir sendika yöneticisinin hukuki itirazı neden sözünün içeriği yerine üslubu üzerinden tartışılmaktadır? Bir kadın sendika yöneticisi hukuk ve hak arama mücadelesini kararlı biçimde yürüttüğünde neden ilk müdahale onun ses tonuna yönelik olmaktadır? Kadınların kamusal alanda güçlü biçimde konuşması, itiraz etmesi ve hakkını araması neden hala “dizginlenmesi gereken” bir davranış gibi görülmektedir?’’ sorusunu sordu.
Kadınların daha az konuşmasını, daha az itiraz etmesini ve bürokratik makamlar karşısında daha fazla “uyum” göstermesini bekleyen anlayışı reddettiklerini ifade eden Eğitim İş Gaziantep Şube Başkanı Ali Arpat, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Elbette her kurulun bir çalışma düzeni ve toplantı usulü vardır. Ancak toplantı düzeninin sağlanması ile sendikal temsil hakkının baskı altına alınması arasında açık bir ayrım bulunmalıdır. Sendikal faaliyetin sınırı, sendikacının kadın ya da erkek olması değil; hukukun ve mevzuatın çizdiği çerçevedir. İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu, hiyerarşik bir emir-komuta zinciri içerisinde değerlendirilemeyecek, mevzuat çerçevesinde görev yapan kolektif bir karar organıdır. Kurul üyelerinin görev ve yetkileri mevzuatla belirlenmiştir. Bu nedenle sendikal temsil yetkisiyle kurul çalışmalarına katılan bir yöneticinin dosyaya ilişkin hukuki görüşünü açıklaması ve usule yönelik itirazlarını dile getirmesi, baskı veya sindirme konusu yapılmamalıdır. Biz meseleyi bir kişiyle kişisel bir tartışmaya indirgemiyoruz. Bizim savunduğumuz şey; hukuk, sendikal haklar, kamu yönetiminde tarafsızlık ve kadınların kamusal alanda özgürce söz söyleme hakkıdır.’’