TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, deniz hatlarının bazı Körfez ülkelerine seferlerini durdurduğunu belirterek, ihracatçıların bu kez de araç bulmakta zorlandığını söyledi.
Küresel lojistikte yaşanan krizler, Türkiye’nin ihracatında önemli bir paya sahip olan halı sektörünü bir kez daha zorlu bir süreçle karşı karşıya bıraktı. Daha önce Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı güzergahında yaşanan sorunlarla mücadele eden sektör, bu kez Körfez’de Hürmüz Boğazı merkezli yeni bir lojistik darboğazla karşı karşıya kaldı.
Deniz taşımacılığında artan güvenlik riskleri nedeniyle bazı hatların Körfez bölgesine yönelik servislerini askıya alması, ihracatçıların alternatif taşıma yöntemlerine yönelmesine neden oldu. Deniz yolundaki belirsizliklerin ardından karayolu taşımacılığına olan talep hızla artarken, bu durum tır navlunlarında ciddi yükselişi beraberinde getirdi.
Kızıldeniz krizinin ardından
hürmüz boğazı etkisi
Küresel tedarik zincirinde son dönemde yaşanan kırılmalar, ihracatçı sektörlerin lojistik maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz’de başlayan ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştirilen taşımaları sekteye uğratan kriz nedeniyle birçok geminin güzergahını değiştirmek zorunda kalması, deniz taşımacılığında sürelerin uzamasına ve navlunların yükselmesine yol açmıştı.
Gemilerin Ümit Burnu güzergahına yönelmesiyle yaşanan bu süreç, şimdi de Körfez bölgesindeki gelişmeler nedeniyle yeni bir boyut kazandı.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Umman gibi önemli pazarlara yönelik deniz taşımacılığını olumsuz etkilerken, bölgeye ihracat gerçekleştiren firmalar alternatif güzergah arayışına girdi.
“Denizden ulaşamıyoruz”
TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, Körfez’de yaşanan lojistik sorunun sektör açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın deniz taşımacılığını doğrudan etkilediğini ifade eden Kaplan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a deniz yoluyla ulaşımın ciddi şekilde aksadığını söyledi.
Kaplan, konteyner fiyatlarının 3-4 katına çıkmasına rağmen bazı denizcilik hatlarının güvenlik riskleri nedeniyle bölgeye yönelik seferlerini tamamen askıya aldığını belirterek, ihracatçıların alternatif taşıma yöntemlerine yönelmek zorunda kaldığını ifade etti.
Cidde limanı
yoğunluğu kaldıramadı
Deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların ardından ihracatçıların yüklerini Suudi Arabistan üzerinden ulaştırmaya yönelmesi, Cidde Limanı'nda da ciddi bir yoğunluğa neden oldu.
İskender Kaplan, çok sayıda firmanın Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı’na yönelmesi nedeniyle limandaki operasyonların yoğunluktan olumsuz etkilendiğini belirtti.
Kaplan, limanın mevcut yoğunluğu kaldıramadığını ve sistemin adeta kilitlendiğini ifade ederek, gemilerin açıkta beklemek zorunda kaldığını söyledi.
Bu durum, deniz taşımacılığında yalnızca maliyetlerin değil, teslimat sürelerinin de ihracatçı açısından önemli bir sorun haline gelmesine neden oldu.
İhracatçı rotayı karayoluna çevirdi
Deniz yolundaki belirsizliklerin artmasıyla birlikte halı ihracatçıları, siparişlerini zamanında ulaştırabilmek için karayolu taşımacılığına yönelmeye başladı.
Ancak denizden karayoluna geçiş, sektörün karşısına yeni bir problem çıkardı. Bir anda artan tır talebi, piyasadaki araç arzının yetersiz kalmasına ve taşıma maliyetlerinin hızla yükselmesine neden oldu.
İhracatçıların ürünlerini Körfez ülkelerine ulaştırmak için karayoluna yönelmesiyle birlikte tır taşımacılığında adeta arz-talep dengesi bozuldu.
Tır navlunları 9 bin
dolara dayandı
Karayolu taşımacılığına yöneliş, navlun fiyatlarını da yukarı çekti. Körfez bölgesine gerçekleştirilen tır taşımalarında navlun bedellerinin 8 bin ila 9 bin dolar seviyesine kadar yükseldiği belirtiliyor.
Yüksek maliyetlere rağmen ihracatçıların ürünlerini zamanında teslim edebilmek için karayolunu tercih etmek zorunda kaldığı ifade edilirken, bu kez de piyasada yeterli sayıda boş tır bulunamaması yeni bir sorun oluşturdu.
Sektör temsilcilerine göre ihracatçı açısından sorun yalnızca yüksek navlun bedelini karşılamak değil. Ödeme yapılmasına rağmen sevkiyatı gerçekleştirecek uygun aracı bulmak da giderek zorlaşıyor.
“Parayı versek de
tır bulamıyoruz”
Deniz yolunda yaşanan sorunların ardından karayolunun alternatif olarak devreye girmesi, tır taşımacılığındaki kapasite sorununu daha görünür hale getirdi.
Körfez bölgesine taşımacılık yapan araçlara olan talebin artması nedeniyle piyasada boş araç bulmakta ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu durum, ihracatçıların teslimat planlarını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.
Navlun fiyatlarının 8-9 bin dolar seviyelerine yükselmesi, özellikle yüksek hacimli ve düzenli sevkiyat gerçekleştiren firmaların lojistik maliyetlerini önemli ölçüde artırırken, araç arzındaki yetersizlik de teslimat süreleri açısından risk oluşturuyor.
Halı ihracatçısı çifte
maliyet baskısıyla
karşı karşıya
Körfez’de yaşanan lojistik kriz, halı sektöründe iki yönlü bir maliyet baskısı oluşturuyor.
Bir tarafta deniz taşımacılığındaki belirsizlikler ve yükselen konteyner fiyatları, diğer tarafta ise karayolu taşımacılığındaki yüksek navlun bedelleri bulunuyor.
İhracatçılar bir yandan mevcut siparişlerini zamanında teslim etmeye çalışırken, diğer yandan yükselen lojistik maliyetlerinin rekabet gücünü olumsuz etkilememesi için çözüm arıyor.
Özellikle Körfez ülkelerinin Türk halı sektörü açısından önemli ihracat pazarları arasında bulunması, yaşanan lojistik sorunların sektör açısından önemini daha da artırıyor.
Kaplan’dan sektöre ar-ge
ve inovasyon mesajı
TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, yalnızca mevcut lojistik sorunların aşılmasına odaklanmanın yeterli olmadığını belirterek, sektörün uzun vadeli rekabet gücünün artırılması gerektiğine dikkat çekti.
Kaplan, halı sektöründe firmaların Ar-Ge ve inovasyonu merkeze almasının önemine vurgu yaptı. Farklı ülkelerin kültürel özelliklerini ve pazarların beklentilerini dikkate alan ürünlerin geliştirilmesinin ihracatta önemli avantaj sağlayacağını ifade etti.
Halı üreticilerinin yalnızca fiyat rekabetine odaklanmak yerine tasarım, renk, desen ve müşteri beklentileri üzerinden farklılaşması gerektiğini belirten Kaplan, yenilikçi ürünlerin sektörün küresel pazarlardaki gücünü artıracağını kaydetti.
“Fırtınadan güçlenerek
çıkmak mümkün”
Kaplan, küresel ticarette yaşanan krizlerin sektörler açısından aynı zamanda yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğine dikkat çekti.
Ar-Ge ve inovasyonu odağına alan, farklı ülkelerin kültürlerine ve pazarların ihtiyaçlarına göre renk, desen ve tasarımlar geliştiren firmaların kriz dönemlerinden daha güçlü çıkabileceğini belirten Kaplan, asıl farkın yalnızca finansal büyüklükle değil, müşteri odaklı yenilikçilikle oluşturulabileceği mesajını verdi.
İhracatçının gözü
lojistikteki gelişmelerde
Hürmüz Boğazı merkezli kriz nedeniyle Körfez bölgesine yapılan sevkiyatlarda yaşanan sorunlar, Türk halı sektörünün lojistik planlamasını yeniden gündeme taşıdı.
Deniz taşımacılığındaki belirsizliğin ne kadar süreceği, alternatif güzergahların maliyetleri ve karayolu taşımacılığında araç bulunabilirliği, ihracatçıların önümüzdeki dönemde yakından takip edeceği başlıklar arasında yer alıyor.
Sektör temsilcileri, lojistik maliyetlerdeki artışın kontrol altına alınması ve ihracatın kesintisiz sürdürülebilmesi için alternatif taşıma modellerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Gaziantep halı sektörü
için kritik süreç
Türkiye’nin halı ihracatında önemli merkezlerinden biri olan Gaziantep açısından da Körfez’de yaşanan lojistik gelişmeler büyük önem taşıyor. Kentte faaliyet gösteren çok sayıda halı üreticisi ve ihracatçısı, uluslararası pazarlara düzenli sevkiyat gerçekleştiriyor.
Körfez ülkelerindeki lojistik aksaklıkların devam etmesi halinde taşıma maliyetlerindeki yükselişin firmaların rekabet gücü üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Buna karşın sektör temsilcileri, lojistik sorunların aşılmasının yanı sıra ürün çeşitliliği, tasarım, inovasyon ve müşteri odaklı üretim anlayışının güçlendirilmesinin Türk halısının küresel pazarlardaki konumunu koruması açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, halı ihracatçısının rotasını zorunlu olarak değiştirirken, sektör bir kez daha küresel ticarette lojistiğin ne kadar belirleyici olduğunu gözler önüne serdi. Deniz yolundaki belirsizliğin karayoluna yansımasıyla tır navlunlarının 9 bin dolara kadar çıkması, ihracatçıyı hem maliyet hem de araç temini açısından zorlu bir sınavla karşı karşıya bıraktı. Sektörün bu süreçten çıkışında ise alternatif lojistik çözümlerinin yanı sıra Ar-Ge, inovasyon ve pazar odaklı üretimin belirleyici olması bekleniyor.


