Yaz mevsiminin gelmesiyle havaların sıcak olmasıyla kazak kazı yapanlar bir kez daha ortaya çıktı. Emniyet kuvvetleri ise kaçak kazı yapanlara göz açtırmıyor.
Zengin kültür varlıklarına sahibiz
Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin, ‘’Çok zengin kültür ve uygarlıklara ev sahipliği yaptık. Zengin kültür varlıklarına sahibiz. Ama önemli olan kültür varlıklarına sahip olmak kadar onları korumak ve gelecek nesillere aktarmak’’ dedi.
Ülkemizde, kültür varlıklarını koruma bilinci yeterli düzeyde değil
‘Ülkemizde, kültür varlıklarını koruma bilinci yeterli düzeyde değil’ ifadelerini kullanan Engin, ‘’En büyük kanayan yaralarımızdan biri de kaçak kazılar ve çıkan eserlerin yurt dışına çıkarılması. Türkiye’de yıllık yakalanan eser sayısı ortalama 1 milyon civarında. Türkiye’de yüzlerce kazı çalışması yapılıyor. Bu kazılardan çıkan eserler bu kadar değil. Bu da kaçak kazı tahribatının boyutunu bize gösteriyor’’ değerlendirmesinde bulundu.
Her yıl ortalama 700 ile 800 civarında kaçak kazı yakalanıyor
Türkiye’de her yıl ortalama 700 ile 800 civarında kaçak kazının yakalandığını söyleyen Engin, ‘’Son 5 yıl içerisinde 6 bin dolaylarında kaçak kazı tespit edilmiş. Kaçak kazıların dışında ruhsatlı izin alınarak yapılan define kazıları da var. Ama bunlar çok tercih edilmiyor. Define kazısı için başvuru sayısı yıllık 100 civarında. Yani yasal yolla define kazısı yerine daha çok illegal yollar ile tahribatlar gerçekleştiriliyor’’ şeklinde konuştu.
Teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması gerekiyor
Kaçak kazıları önlemeye yönelik kolluk güçlerinin son yıllarda büyük çalışmalara imza attıklarını kaydeden Engin, ‘’Özellikle teknolojik kullanımı ile birlikte kazı alanlarının ya da arkeolojik alanların denetimi, güvenliği bu şekilde daha mümkün olabiliyor. Bunun yanı sıra teknolojinin kullanılması kaçak kazıların yakalanmasına önemli bir katkı sunuyor, ancak yeterli düzeyde değil. Dolayısıyla teknoloji kullanımının arttırılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor’’ değerlendirmesinde bulundu.
Mahkeme sürecinde genellikle hükmün geriye bırakılması kararı veriliyor
Engin, ‘’2860 Sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanun’u kapsamında caydırıcı yaptırımlar var, cezalar küçümsenecek oranda değil. Kaçak kazı yapanlara 2 ile 5 yıl arasında ceza veriliyor. Ayrıca kaçak kazı, tescilli arkeolojik bir sit alanında yapılıyorsa yüzde 50 oranında ceza arttırılıyor. Ama mahkeme sürecinde genellikle hükmün geriye bırakılması kararı veriliyor. Çoğu insan bunu bildiği için ceza almam diye düşünüyor. Bu da caydırıcılığı azaltan bir etken’’ diye konuştu.
Dedektör kullanmaya yönelik cezaların arttırılması lazım
Reklamların ve sosyal gibi alanların kaçak kazıları teşvik ettiğini sözlerine ekleyen Engin, ‘’Herhangi bir sosyal medya platformunda kaçak kazı faaliyetlerine rastlayabiliyorsunuz. Bu paylaşımlar, kaçak kazıları teşvik ediyor. Sosyal medyadaki bu tür paylaşımlara yönelik bir yaptırım olması gerekiyor. Ayrıca metal bulmak için kullanılan dedektörin satışı çok fazla. Bunlarınsa satışı serbest ve kolay şekilde bulunabiliyor. Dedektör kullanmaya yönelik de cezaların arttırılması lazım’’ açıklamasını yaptı.





