Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi kayboldu, 237 kişi ise sağ olarak kurtarıldı. Hayatını kaybeden 8 kişi arasında yer alan 3 çocuk babası emlakçı Nihat Balyemez'in (56) cenazesi, dün Girne adli tıp kurumunda tamamlanan işlemlerin ardından hava yoluyla memleketi Gaziantep'e getirildi.
Nihat Balyemez, Bahaeddin Nakipoğlu Cami'de öğle namazını müteakip kılınacan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenazeye Balyemez'in ailesi, yakınları, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hakan Uğurlu, Şehitkamil Kaymakamı Ahmet Odabaş, İl Emniyet Müdürü Celal Özcan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürü Mehmet Gökhan Çivi, diğer kent protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı. Cenazede Balyemez'in ailesi ve yakınları gözyaşı döktü.
Gemiden sağ çıkan vatandaş dehşet anlarını anlattı
Girne açıklarında batan gemide hayatını kaybeden Nihat Balyemez’in gemideki arkadaşı Mehmet Tuğa dehşet anlarını anlattı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında yolcu gemisinin batması sonucu 8 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi kayboldu, 241 kişi ise sağ olarak kurtarıldı. Gemide hayatını kaybeden Nihat Balyemez’in gemideki arkadaşı Mehmet Tuğa, o anları anlattı.
Geminin nasıl battığını anlatan Mehmet Tuğa, "Mersin’deki yazlığıma gitmiştik. Cuma günü oraya gittik. Pazar günü dönüş için saat 10.00’da hareket edecektik ancak dönüş saati 12.00’ye ertelendi. Gemide hareket ettikten yaklaşık 3-5 dakika sonra alt kısımdan su gelmeye başladı. Ardından çatırdamalar ve çok şiddetli sesler duyuldu. Herkes büyük bir panik yaşadı. Yolcuların bir kısmı yerlerinden kalkarak geri dönmeye çalıştı. O sırada mürettebata gemide bir sorun olup olmadığını sorduk. Bize, "Bir şey yok, biz bu yolu her zaman kullanıyoruz" şeklinde cevap verdiler. Bir süre sonra kaptandan hızını azaltmasını istedik. Ancak bize, "Hızı azaltırsak daha fazla sallantı ve daha kötü sesler duyarsınız" denildi. Ardından, gece saat 00.26-00.27 sıralarında geminin ön tarafında yeniden çatırdama sesleri gelmeye başladı. Bir bölüm kopmaya başladı ve gemi tekrar su almaya başladı. O anda büyük bir panik yaşandı. Herkes can yeleği aramaya başladı. "Güverteye çıkın" denildi. İnsanlar birbirlerini iterek, yardımlaşarak yukarı çıkmaya çalışıyordu. Biz de can yeleklerimizi bulduk. Bulunduğumuz yer kaptan köşkünün hemen önündeydi. En ön tarafta olduğumuz için orada can yelekleri bulunuyordu. Üçümüz de can yeleklerimizi alıp omuzlarımıza taktık ve güverteye doğru yöneldik. Ahmet arkadaşımız bize, "Öne doğru gelin, yardım edin" diye seslendi. Ben ilerlemeye çalışırken bir yere çarptım ve geri düşerek yuvarlandım. Nihat ağabey de hemen arkamdaydı. O sırada bir kadın ve 3-4 yaşlarında bir çocuk gördüm. "Bunlar nerede?" diye sordum. Birilerinin onları aramaya gittiğini söylediler. Bu sırada yukarıda bulunan bir adam, eşinin ve kızının kayıp olduğunu söyleyerek camdan bize sesleniyordu. Cam kırılmıştı. Çocukları yukarı çıkarmaya çalışıyorlardı. Nihat ağabey ise ortada yoktu. Ahmet ağabeyin denize atladığını gördük. Bana da sesleniyordu ancak ayağımda sorun olduğu için güvertede beklemek zorunda kaldım" dedi.





