2021 yılında Türkiye genelinde ekilen ve nadasa bırakılan, sebze ve süs bitkileri yetiştiriciliği yapılan, meyve içecek ve baharat bitkileri üretilen araziler ile çayır ve mera arazilerinin toplamı 40 milyon 967 bin hektar iken bu rakam 2025 yılında 38 milyon 595 bin hektara geriledi.
Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Yusuf Yılmaz, ‘’En büyük hazinemiz olan toprağımız sadece miktar olarak değil, aynı zamanda nitelik bakımında da büyü bir tehdit ve tehlike altında bulunuyor. Çünkü küresel iklim değişikliğine bağlı olarak iklim koşullarında yaşanan değişmeler, kuraklık, çölleşme riski ve su kaynaklarımızın azalması tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkiliyor’’ dedi.
Gerçekten de bu rakam çok büyük
Ekilen toprak alanının azaldığına dikkat çeken Yılmaz, ‘’2021 yılında ülke genelinde ekilen ve nadasa bırakılan, sebze ve süs bitkileri yetiştiriciliği yapılan, meyve içecek ve baharat bitkileri üretilen araziler ile çayır ve mera arazilerinin toplamı 40 milyon 967 bin hektar idi. Ancak uygulanan politikalar sonucunda Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre bu rakam 38 milyon 595 bin hektara gerilemiş durumda. Yani son 4 yıl içerisinde 2 milyon 372 bin hektar tarım arazisi tarımsal üretim dışında kalmıştır. Gerçekten de bu rakam çok büyük. Bu rakamın ilerleyen zamanlarda artmasından endişe duyuyoruz’’ şeklinde konuştu.
Ülke nüfusu sürekli olarak her yıl artış gösteriyor
Artan nüfusa rağmen üretim yapılan tarım alanlarının azalmasının, gıda güvencesi açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir gelişme olduğunu kaydeden Yılmaz, ‘’Ülke nüfusu sürekli olarak her yıl artış gösteriyor. Tabii buna bağlı olarak üretim miktarlarımızda da bir yükselişin olması gerekiyor. Market raflarının veya reyonlarının boş kalmaması için çiftçinin üretmesi gerekiyor. Lakin görüyoruz ki çiftçi sayısının hem düştüğünü hem ve yaş ortalamasının yükseldiğini görüyoruz. Bunun temel nedenine baktığımızda çiftçinin para kazanamayışı olduğunu görmekteyiz’’ değerlendirmesini yaptı.
Girdi maliyetleri çiftçileri tarladan uzaklaştırdı
Girdi maliyetlerinin çiftçileri tarladan uzaklaştırdığını vurgulayan Yılmaz, ‘’En büyük girdiler arasında yer alan mazot, gübre, ilaç gibi girdiler artmaya devam ediyor. Çiftçiler, büyük bir fedakarlık içerisinde üretim yapmayı sürdürürken artan maliyetler belini büküyor. Çiftçilerimizin üretime devam etmesi için girdi maliyetlerinin düşürülmesi, aynı zamanda daha fazla destek çıkılması gerekiyor’’ çağrısında bulundu.
Kadınlar, çoğu zaman toprağın sahibi değil emekçisi konumundadır
Toprak meselesinin bir diğer boyutu ise mülkiyet ve eşitlik sorunu olduğunu dile getiren Yılmaz, ‘’Tarımsal üretimin her aşamasında belirleyici rol üstlenen kadınlar, çoğu zaman toprağın sahibi değil emekçisi konumundadır. Kadın çiftçiler üretime büyük katkı sunmalarına rağmen, mülkiyet haklarına erişim, kredi kullanımı, tarımsal desteklerden yararlanma ve karar alma süreçlerine katılım bakımından önemli eşitsizliklerle karşılaşmaktadır’’ dedi.
Üretim maliyetlerindeki artış, tarım sektörünün geleceğini tehdit ediyor
Kırsal nüfusun yaşlanmasının, gençlerin tarımdan uzaklaşmasının, küçük aile işletmelerinin ekonomik baskılar altında varlığını sürdürmekte zorlanmasının ve üretim maliyetlerindeki artışın, tarım sektörünün geleceğini tehdit eden önemli gelişmeler olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Yılmaz, ‘’Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi uzun yıllardır ülkemiz tarımının temel yapısal sorunlarından biri olmuştur. Son yıllarda bu sorunu azaltmaya yönelik hukuki düzenlemeler yapılmış olsa da arazi toplulaştırması, üretici örgütlenmesi ve kırsal kalkınma politikalarının eşgüdüm içinde yürütülmesi gerekmektedir’’ önerisinde bulundu.