GÜNCEL

‘YURTTAŞ SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR GIDAYA ULAŞMAKTA ZORLANIYOR’

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayınladığı taklit ve tağşiş listelerinde Gaziantep’te bazı lokanta ve işletmelerin ürünlerinde tek tırnaklı olarak diye bilinen ‘At ve eşek’ etine rastlanması gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayınladığı taklit ve tağşiş listelerinde Gaziantep’te bazı lokanta ve işletmelerin ürünlerinde tek tırnaklı olarak diye bilinen ‘At ve eşek’ etine rastlanması gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Konuyla ilgili açıklama yapan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Onur Aydın, ‘’Et fiyatlarındaki artış, düşürülemeyen gıda enflasyonu ve ağırlaşan maliyet baskısı, bazı işletmeleri halk sağlığını riske atan hileli uygulamalara yöneltmektedir. Ancak ekonomik kriz hiçbir şekilde tüketicinin kandırılmasının ve halk sağlığının tehlikeye atılmasının gerekçesi olamaz’’ şeklinde konuştu.

‘Gıda taklit ve tağşişi artık münferit bir sorun değil; ekonomik krizin, yetersiz denetimin ve kamusal gıda politikası eksikliğinin sonucudur’ diyen Aydın, ‘’Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından güncellenen gıda kamuoyu duyuruları, ülkemizde gıda taklit ve tağşişinin tüm uyarılara rağmen devam ettiğini bir kez daha göstermiştir. Bakanlığın “Güvenilir Gıda” sistemi üzerinden yayımlanan listelerde; et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağlar, bal, baharat, çay ve benzeri temel gıda gruplarında mevzuata aykırı uygulamaların sürdüğü görülmektedir’’ açıklamasını yaptı.

Bin 208 gıda üründe taklit veya tağşiş yapıldığı tespit edildi

Bakanlık tarafından açıklanan verilere göre yalnızca 2025 yılında yapılan denetimler sonucunda 121 gıda ürününün sağlığı tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu, bin 208 gıda ürününde ise taklit veya tağşiş yapıldığının tespit edildiğini sözlerine ekleyen Aydın, ‘’Bu tablo, gıda sahteciliğinin istisnai birkaç işletmenin hatalı uygulamasından ibaret olmadığını; yaygın, sistematik ve ekonomik koşullarla doğrudan bağlantılı bir sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır. Bakanlığın listelerinde en sık karşılaşılan uygunsuzluklar incelendiğinde, gıda hilelerinin özellikle dört ana ürün grubunda yoğunlaştığı görülmektedir: süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, bitkisel yağlar ile bal, baharat ve çay gibi yüksek tüketimli ürünler’’ ifadelerine yer verdi.

Aydın, ‘’Süt ve süt ürünleri sektöründe en fazla karşılaşılan tağşiş türleri; tereyağında ve peynirlerde süt yağı yerine bitkisel yağ kullanımı, yoğurt ve peynirlerde nişasta tespiti, ürünün beyan edilen yağ oranını taşımaması ve bazı ürünlerde beyan edilen hayvan türüne ait sütün bulunmamasıdır. Özellikle tam yağlı veya yöresel ürün iddiasıyla satılan bazı peynir, tereyağı ve yoğurtlarda yapılan bu hileler, tüketicinin hem ekonomik olarak aldatıldığını hem de ürünün besleyici değerine ilişkin yanıltıldığını göstermektedir’’ değerlendirmesini yaptı.

Toplu tüketim ve hazır yemek alanlarında denetimler etkin yürütülmeli

Et ve et ürünleri ise hem ekonomik tağşiş hem de halk sağlığı riski açısından en kritik alanlardan biridir. Bakanlık listelerinde dana eti, dana sucuk, köfte, kavurma, döner, lahmacun harcı, kebap, içli köfte ve benzeri ürünlerde farklı uygunsuzluklar görülmektedir. En yaygın hileler; dana eti olarak sunulan ürünlere kanatlı eti karıştırılması, sakatat kullanılması, mekanik ayrılmış et veya düşük nitelikli et bileşenlerinin ürüne dahil edilmesi şeklindedir. Daha vahim olan ise bazı ürünlerde tek tırnaklı hayvan eti, yani at, eşek veya katır eti tespit edilmesidir. Bu tespitler özellikle lokanta, restoran, toplu tüketim ve hazır yemek alanlarında denetimlerin çok daha etkin yürütülmesi gerektiğini göstermektedir’’ dedi.

Güvenilir gıdaya erişim yalnızca bireysel tercih meselesi değil

Yurttaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmakta zorlandığını aktaran TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Onur Aydın, konuşmasını şöyle devam ettirdi: ‘’Gıda fiyatları arttıkça, özellikle alt gelir grupları daha ucuz, denetimsiz veya içeriği belirsiz ürünlere yönelmek zorunda kalmaktadır. Bu durum gıda güvenliği sorununu aynı zamanda bir sosyal adalet sorunu haline getirmektedir. Güvenilir gıdaya erişim yalnızca bireysel tercih meselesi değildir; devletin güvence altına alması gereken temel bir kamusal haktır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ifşa listelerini yayımlaması önemlidir; ancak tek başına yeterli değildir. İfşa, sorunu görünür kılar; fakat sorunu önlemez. Gıda güvenliğinin sağlanması için denetim sisteminin üretimden tüketime kadar tüm zinciri kapsayacak biçimde güçlendirilmesi gerekmektedir’’

Güvenilir gıda bir ayrıcalık değil, temel bir yurttaşlık hakkıdır

Meslek odaları, üniversiteler, yerel yönetimler ve bağımsız bilimsel kurumlarla şeffaf iş birliği mekanizmalarının kurulması gerektiğini kaydeden Aydın, ‘’Özellikle lokanta, restoran, kasap, şarküteri, hazır yemek ve toplu tüketim işletmelerinde kullanılan etin türü, kaynağı, izlenebilirliği ve depolama koşulları daha sıkı denetlenmelidir. Et ürünlerinde tek tırnaklı hayvan eti, kanatlı eti, sakatat veya beyan dışı bileşen tespiti yalnızca tüketicinin aldatılması değil; aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı ve kamu güveni sorunudur. Güvenilir gıda bir ayrıcalık değil, temel bir yurttaşlık hakkıdır. Halkın sağlıklı gıdaya erişimi piyasa koşullarına, kâr hırsına ve yetersiz denetimlere bırakılamaz. Gıda güvenliği ancak güçlü kamu denetimi, yeterli teknik personel istihdamı, etkin laboratuvar altyapısı, caydırıcı yaptırımlar ve bilimsel meslek örgütlerinin sürece etkin katılımıyla sağlanabilir’’ diye konuştu.