Gaziantep’te 15 yaşındaki bir çocuğun 17 yaşındaki bir çocuğu öldürmesi şiddetin geldiği nokta bir kez daha gözler önüne sererken, çocukları ve gençleri suça iten nedenlerin incelenerek koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği vurgulandı.

‘Suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır’ diyerek sözlerine başlayan Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep İl Temsilcisi Emin Okan Okyay, çocukların suça sürüklenmesinin sebeplerinin başında aile, sosyal çevre, teknoloji ve medya geldiğine dikkat çekti.

Kızlar arasında da suça eğilim kaygı verici bir hızla artmaktadır

Gelişme ve sanayileşmeye paralel olarak özellikle kentlerde suç işleme oranlarının artış gösterdiğini söyleyen Okyay, ‘’Suç işleyenler arasında çocuk ve gençlerin oranında bir artış görülmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde kızlar arasında da suça eğilim kaygı verici bir hızla artmaktadır. Ayrıca polis kayıtlarına girmeyen çocuk ve gençlik suçlarını da dikkate alırsak çocuk ve gençleri suça iten nedenlerin incelenerek koruyucu tedbirlerin alınması önemli hale gelmektedir’’ şeklinde konuştu.

Küçük yaşlarda tüm çocukların ufak tefek suçlar işlediğini kaydeden Okyay, ‘’Bazı uzmanlara göre, her çocuk kendisini yenebilecek suçluluk dürtülerine sahiptir. Aslında suçluluk kategorisine girdiği halde, önemsiz sayılan küçük suçları işlemeyen hiç kimse yoktur. Ancak bu küçük suçları işleyen çocukların gelecekte de suç işleyecekleri, suçlu olacakları anlamına gelmez. Gelişim süreci içinde çocukların büyük bir bölümü toplumsallaşmada ve çevreye uyumda dengeyi sağlayacaklardır’’ ifadelerini kullandı.

Suç işlenen bir aile ortamında büyüyen çocuklar da suça meyilli olarak yetişir

Çocukların ileriki yaşlarda suça sürüklenmesini engellemek için öz kontrollerinin sağlanması gerektiğine dikkat çeken Okyay, bunun da erken çocukluk dönemi dediğimiz dönemde (0-6 yaş) çocukların ilk model aldıkları kişiler yani anne-babalar tarafından çocuğa kazandırılması gerektiğinin altını çizdi. ‘’Suç işlenen bir aile ortamında büyüyen çocuklar da suça meyilli olarak yetişir. Maddi yetersizlikler içinde büyüyen ya da boşanmış ailelerin çocukları da yoksun oldukları maddi ihtiyaçlarını, sevgi ve ilgi gereksinimlerini karşılamak amacıyla çeşitli suçlara yönelebilirler’’ uyarısında bulundu.

Çocuk aileden alamadığı sevgiyi görmediği ilgiyi çevrelerden karşılamak ister

‘Çocuklarımıza karşı ne aşırı ilgili olmalıyız ne de onları tamamen ilgisiz bırakmalıyız’ önerisinde bulunan Okyay, ‘’Çocuk aileden alamadığı sevgiyi görmediği ilgiyi başka çevrelerden karşılamak ister. Aileden dışlanan bir çocuk kendini ispatlama adına hırsızlık yapabilir, cinayet işleyebilir ya da başka suçlara sürüklenebilir. Çocuklarımızla aşırı ilgilendiğimizde, davranışlarına sınır koymayı öğretmediğimizde de istedikleri her şeyin gerçekleşmesi için her şeyi yapabilirler. ‘Senin için saçımı süpürge ettim’ ya da ‘Adam olman için tonla para saydım’ demek çocukla ilgilenmek demek değildir’’ şeklinde konuştu.

En çok suç işlenen yaşlar 15-17 arasında

Okyay, en çok suç işlenen yaşların 15-17 arasında olduğunu aktarırken, ‘’TCK’da suça sürüklenen çocuklar iki yaş grubunda değerlendirilir; 12-15 yaş grubundaki çocuklar, gelişim özellikleri de dikkate alınarak yaptığı davranışın suç olup olmadığına yönelik farkındalık düzeyine göre değerlendirilir. 15-18 yaş grubundakilerin ise yaptıkları davranışın suç olduğunun bilincinde oldukları kabul edilir ve buna göre haklarında işlem yapılır. İstatistiki veriler göre en çok suç işlenen yaşlar 15-17 yaşların olduğu ergenlik dönemidir. Bu dönemde ergen, ailesinin istek ve yasaklamalarına karşı koyar. Yeterince olgunlaşmamış olmanın sonucu, belirgin bir dengesizlik yaşar. Bir yandan anne babanın desteğine olan ihtiyaç bir yandan da özgürlük arzusu ergende çatışmaların doğmasına neden olur. Ergenin yaşadığı dengesizlik ve çatışmayla beraber bilgi ve deneyim eksikliği de gencin sosyal normlara uyum göstermesini zorlaştırır’’ değerlendirmesini yaptı.

Ailelere tavsiyelerde bulunan Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep İl Temsilcisi Emin Okan Okyay, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Çocukla iletişim halinde olunması ve güven ilişki kurulması, çocuğa problemlerini nasıl çözeceği konusunda rehberlik edilmesi, ev kurallarının ve sorumluluklarının anlayabileceği bir dille anlatılması lazım. Ev kurallarını ve sorumluluklarını yerine getirmesi konusunda net ve tutarlı davranılması çocuğu suç işlemeye iten etkenlerin (arkadaşlar, çevre, okula devamı) araştırılması, takip edilmesi büyük önem taşıyor. Çocuğun okuldan uzaklaşmasının veya ayrılmasının engellemeye çalışılması, çocuğun etiketlenmesinin önlenmesi, okul psikolojik danışmanından ya da bir uzmandan destek alınması lazım. Aşırı alıngan, çok çabuk hayal kırıklığına uğrayan, kolaylıkla kızgınlık gösteren, aşırı derecede kapanık veya yalnız olan, şiddete maruz kalan çocuklara, şiddet içeren mesaj-resim-yazılar olan, öfke patlamaları-zorba davranışları olan, okul kurallarına-otoriteye karşı gelen, bir çeteye bağlı olan çocuklara, şiddet içerikli programlara ilgi duyan, şiddet içeren davranışlara duyarsızlaşan çocuklara dikkat edilmesi ve uygun desteğin verilmesi gerekmektedir.’’

Kaynak: Hüseyin KARATAŞ