Baharın ilk aylarındayız. Güneş artık gökyüzünde biraz daha uzun kalıyor, biraz daha sıcak dokunuyor toprağa. Ağaçların dallarında tomurcuklar beliriyor, toprak kabarıyor, tohum çatlıyor.
Birisi soruyor:
-Bu sadece mevsim değişimi mi?
Bir başkası gülümseyerek cevap veriyor:
-Eğer sadece mevsim olsaydı, insanın içi neden ferahlardı?
Üçüncü bir ses düşünerek ekliyor:
-Çünkü doğa dirildiğinde insan da içten içe dirilir. İnsan doğadan ayrı değil ki…
Bir an duruluyor.
Sonra biri yeniden soruyor:
-O halde bayram dediğimiz şey nedir? Sadece takvimde yazılı bir gün mü?
Bir cevap geliyor:
-Hayır. Bayram, bir uyanışın adıdır.
-Nasıl yani?
-Doğa baharda uyanır. İnsan bunu görür ve içi ferahlar. Bu, varoluşun insana dokunuşudur.
Bir başkası söze karışıyor:
-Peki dinî bayramlar?
-Onlar kalbin uyanışıdır. İnsan affettiğinde, paylaştığında, merhamet ettiğinde iç dünyasında bir bahar başlar.
Sohbet yavaşça Ramazan’a yönelir.
Birisi sorar:
-Gün boyu tuttuğumuz oruç gerçekten sadece aç kalmak mı?
Cevap gecikmez:
-Aç kalan aslında beden değildir. Konuşmayı bırakan nefis, susmayı öğrenen arzular…
-Peki akşam iftarında ne olur?
-İnsan sadece ekmek ve suyla doymaz. Paylaşmanın, birlikte olmanın ve yönelmenin verdiği bir aydınlık doğar.
Bir süre sessizlik olur.
Sonra başka bir soru gelir:
-Millî bayramlar neyi anlatır?
Bir ses cevap verir:
-Millî bayramlar bir toplumun hafızasının dirilişidir. Bir millet o günlerde geçmişini hatırlar, nasıl ayakta kaldığını anlar ve yeniden birlik olur. Bu da toplumun baharıdır.
Artık sohbet derinleşmiştir.
Birisi yavaşça sorar:
-O halde gerçek bayram ne zaman başlar?
Cevap hemen verilmez.
Biraz düşünülür.
Sonra içten gelen bir ses konuşur:
-Baharın güneşi yeryüzünü aydınlatırken, Ramazan’ın manası insanın gönlünü aydınlatır. İnsan geçmişini hatırladığında da toplumun hafızası dirilir. İşte o an, varoluştan bir kapı aralanır.
-Yani bayram takvimde mi başlar?
-Hayır.
-O zaman nerede başlar?
Ses bu kez daha derinden gelir:
-Hakikatin ışığı gönle düştüğünde.
Ve sohbet şu düşüncede birleşir:
Doğa baharda dirilir, insan inançla içten dirilir,
toplum hafızasıyla yeniden ayağa kalkar.
Bütün bunların anlamını kavrayan insanın içinde bir ışık doğar.
İşte o ışıkla aydınlanan gönül zaten bayrama ermiştir.
Bayramımız kutlu olsun.