Toplumda kulaktan kulağa yayılan ve hekim koltuğuna oturmayı erteleten en yaygın şehir efsanelerinden biri şudur: "Diş taşlarımı temizlettim, dişlerimin arası açıldı ve minem çizildi."
Peki, bu inanış ne kadar gerçek? Doğrudan ve net bir cevapla başlayalım: Hayır, diş taşı temizliği dişlere kesinlikle zarar vermez; aksine, yapılmaması dişi kaybetmeye kadar giden ağır bir süreci başlatır.
Diş Taşı Nasıl Oluşur ve Neden Tehlikelidir?
Yemek yedikten sonra diş yüzeylerinde biriken ince, yapışkan tabakaya bakteri plağı diyoruz. Bu plak, düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla kolayca temizlenir. Ancak temizlenmeyen plaklar, tükürükteki kalsiyum ve minerallerle birleşerek sertleşir ve diş taşına (tartar) dönüşür.
Sertleşen diş taşını artık evde fırçalayarak ya da diş ipiyle çıkarmanız imkânsızdır. Bakteriler bu sert yapıların gözeneklerine yerleşir ve adeta kendilerine korunaklı bir kale inşa ederler. Zamanla diş eti sınırının altına inen bu taşlar, bağışıklık sisteminin tepki vermesine yol açarak diş eti iltihabına (gingivitis) neden olur. İlerleyen safhalarda ise diş etrafındaki çene kemiği erimeye başlar (periodontitis) ve sapasağlam, çürüksüz dişler sallanarak kaybedilir.
Temizlik Sonrası Yaşanan "Aralık" ve "Hassasiyet" Hissi Neden Olur?
Hastaların sıklıkla zarar gördüklerini düşündükleri an, tam da temizlik sonrası hissettikleri o yeni durumdur. Burada yaşanan yanılsamanın sebepleri şunlardır:
1. "Dişlerimin Arası Açıldı" Hissi: Diş taşları yıllarca diş aralarını bir harç gibi doldurur. Temizlik yapıldığında bu yapay dolgu ortadan kalkar. Aslında aradaki boşluk temizlik yüzünden oluşmamıştır; iltihaplanan diş etinin çekilmesi ve taşın o alanı kaplamış olması nedeniyle zaten vardır. İşlem, var olan boşluğu ortaya çıkarır.
2. Soğuk-Sıcak Hassasiyeti: Taşlar, diş köklerini ve diş etini bir battaniye gibi örter. Temizlikle birlikte diş dokusu tekrar ağız ortamıyla temas ettiğinde birkaç gün hafif bir hassasiyet yaşanması tamamen doğaldır ve geçicidir.
3. Diş Etinin İyileşme Süreci: İltihaplı, şiş ve kanamalı diş eti temizlik sonrasında sağlığına kavuşur; ödem söker ve sıkılaşarak diş kemiğine adapte olur.
Hekim Cihazları Diş Minesine Zarar Verir mi?
Kliniklerde kullanılan ultrasonik cihazlar (kavitron), diş minesini kazıyan veya zımparalayan aletler değildir. Bu cihazlar yüksek frekanslı ses dalgaları (titreşim) ve su spreyi yardımıyla çalışır. Amacı diş dokusuna dokunmadan, sadece diş yüzeyine tutunmuş olan sertleşmiş taşı yerinden titreştirerek koparmaktır. Doğru açı ve uygun güç ayarıyla uygulandığında sağlıklı diş minesine hiçbir zararı yoktur.
Ne Sıklıkla Yapılmalı?
Ağız hijyeni kişiden kişiye, tükürük yapısına ve beslenme alışkanlıklarına göre değişir. Genel yaklaşım 6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolüne gitmek ve hekim gerekli gördüğü takdirde diş taşı temizliğini yaptırmaktır.
Unutulmamalıdır ki, diş taşı temizliği estetik bir lüks veya dişi yıpratan bir işlem değil; dişinizi ve onu tutan çene kemiğini koruyan temel bir tedavi yöntemidir. Diş taşlarınızdan korkmayın; asıl korkulması gereken, onları dişinizin bir parçası sanıp ağızda saklamaktır.
6 ayda bir diş hekiminizi ziyaret etmeyi unutmayın.