Gaziantep Eczacılar Odası tarafından 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü kapsamında 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda tören düzenlendi.

Ciddi bir halk sağlığı sorunudur

Basın açıklamasını okuyan Gaziantep Eczacılar Odası Genel Sekreteri Ecz. Semih Tekerekoğlu, ‘’İlaca erişim sorunu artık yapısal bir mesele haline geldi. Bu ciddi bir halk sağlığı sorunudur. İlaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Zira eczacılar olarak amacımız, bütün hastaların güvenli, etkili ve erişilebilir biçimde ilaçlara ulaşmasını sağlamaktır. Sorunun temel nedeni ilaç fiyatlandırma politikalarının mevcut ekonomik koşullar göz ardı edilerek belirlenmesidir’’ dedi.

Gaziantep Eczacılar Odası tarafından 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü kapsamında 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda tören gerçekleştirildi. Atatürk Anıtı’na çelenk bırakma ile başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Günün anlam ve önemine binaen yapılan basın açıklamasının ardından tören sona erdi.

Ar-Ge kapasitemiz, üretimi başarıyla gerçekleştirebilecek düzeydedir

Ülkemizde yerli ilaç üretiminin stratejik bir ulusal hedef olarak önceliklendirilmesinin artık bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Tekerekoğlu, ‘’Akademik birikimimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve Ar-Ge kapasitemiz, bu üretimi başarıyla gerçekleştirebilecek düzeydedir. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi için güçlü, istikrarlı ve uzun soluklu bir devlet politikasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kendi ilaçlarımızı ülkemizde üretmediğimiz ve dışa bağımlılığı kırmadığımız sürece, ilaç yoklukları kronik ve yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir’’ şeklinde konuştu.

Her 5 kişiden 3’ü kronik hastalık riski altında

TÜİK verilerine göre ülke nüfusunun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğine dikkat çeken Tekerekoğlu, ‘’Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz. Bu veriler bizlere daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir’’ şeklinde konuştu.

Tekerekoğlu, ‘’Eczanelerimiz; kolay erişilebilir yapısıyla, yaygın hizmet ağıyla, bilimsel danışmanlık kapasitesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olmalıdır. İlaç-eczacılık alanımızdaki mevzuat ve uygulamalar bu çerçevede yapılandırılmalıdır. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumları; gereksiz kamu harcamalarını azaltır, erken risk tespiti sağlar ve ulusal ölçekte veri üretir. Bu hizmetlerle aynı zamanda hasta sağlığı ve memnuniyeti artar, sağlığa güven güçlenir’’ açıklamasını yaptı.

İstihdam darboğazı, mesleğimizin en yakıcı sorunlarının başında gelmektedir

Genç eczacıların istihdam sorununa değinen Tekerekoğlu, ‘’Genç meslektaşlarımızın içinde bulunduğu istihdam darboğazı, mesleğimizin en yakıcı sorunlarının başında gelmektedir. Plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşanmaktadır. 2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’e yükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir’’ değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Leyla Aysun GÖKŞEN