Yeni yıl, insanlık tarihinde önce doğanın diliyle başladı. Eski dünyada yılın dönüşü 21 Mart’tı. Kışın bahara dönmesi; soğuğun, kıtlığın ve karanlığın sona ermesi demekti. Toprak ısınır, bitkiler filizlenir, hayvanlar uyanırdı. İnsan için bu, hayatta kalmanın yeniden mümkün olmasıydı. Açlığın yerini umut, yokluğun yerini bolluk alırdı.
Elbette bayram olacaktı. Bu yalnızca insanın değil, doğadaki her canlının bayramıydı. Güneş bile daha cömert ışırdı.
İnsan, bu uyanışı örnek alarak kendini de yeniden doğmuş saydı. Ateşler yakıldı, o ateşlerin etrafında toplanıldı; arınmak için üzerinden atlandı. Bu yalnızca eğlence değil, toplumsal birliğin ve ortak ritmin kurulmasıydı. Nevruz dediğimiz şey tam olarak budur: Doğanın ve insanın birlikte ayağa kalkması.
Zamanla dünya değişti. Tarım toplumundan kopan, şehirleşen insan için doğa takvimi işlevini yitirdi. Yerini idari, ekonomik ve siyasal düzeni sağlayan miladi takvim aldı. 1 Ocak bu yüzden yeni yıl oldu. Bu bir inanç dayatması değil, küresel bir uzlaşmadır. Türkiye de bu dünyaya dâhil oldu; çünkü artık doğayla değil, şehirle yaşıyoruz.
Bugün sorun şu: Doğadan koptuk, ama içimizdeki yaşam enerjisi hâlâ duruyor. Ne olduğunu bilmeden bir coşku arıyoruz. Batı dünyası, Hz. İsa’nın doğumunu Noel olarak bayramlaştırdı ve bunu yeni yıl ile birleştirdi. Ailelerin bir araya geldiği, yemek yenilen, hediyeler verilen, şükredilen bir zaman yarattı. Yoğun çalışan insanlara nefes alma alanı açtı. İnsanları gezmeye, görmeye, kıyaslamaya teşvik etti. Bu da gelişmenin önemli bir parçası oldu.
Bizim coğrafyamızda ise doğanın uyanışı Nevruz olarak yaşatıldı; ama anlamı giderek boşaltıldı. Sadece gelenek kaldı, idrak kayboldu. Bunun yerine yeni yıl kutlamaları “Hıristiyan adeti” denilerek günah ilan edildi. Aynı zihniyet Mekke’nin fethini yeni yılın yerine koymaya çalıştı; bunu da namaz ve ibadet yüküyle korkuya dönüştürdü. Oysa Hz. Peygamber açıkça “korkutmayın, müjdeleyin” demiştir.
İnsan sevgiyle yaşar. Hayvan bile ilgi gördüğünde sakinleşir; şiddet gördüğünde korkar. İnsan da böyledir. Sürekli korkutulan, bastırılan toplum sağlıklı olamaz. Mirza Aliekber Sabir’in 150 yıl önce söylediği “nerede bir Müslüman görsem korkuyorum” sözü bir hakaret değil, acı bir tespittir.
Görsel medya sayesinde dünya küçüldü. Gençler, dünyanın başka yerlerinde insanların yeni yılı nasıl karşıladığını gördü ve sokağa çıktı. Eğlence sektörü bunu kullandı, televizyonlar program yaptı. Aynı anda kadın kamusal alanda görünür oldu. Daha düne kadar tek başına yürümesi bile günah sayılan kadınların araba kullandığını, gezdiğini gördük. Toplum buna alışırken ciddi sancılar yaşandı.
Kadını şeytanlaştıran, eğlenceyi günah sayan zihniyet; kapalı kapılar ardında her türlü ahlaksızlığı üretirken kamusal alanda güç kaybettiğini fark etti. Gündemde kalmak için baskıyı artırdı. Selefi anlayış adı altında Allah adına insan öldürenleri, kadınları ganimet sayanları gördük. Raina saldırısı bunun Türkiye’deki en kanlı sonucuydu. Afganistan ve Suriye’de kurdukları “dünyadan” kaçan insanlar, çareyi Hıristiyan ülkelere sığınmakta buldu.
“Gavur icadı” diyerek yeni yılı yasaklayanlar, aynı “gavurun” icat ettiği silahları, teknolojiyi ve düzeni insan öldürmek için kullanmakta beis görmedi. Dün kâfir ilan ettiklerini bugün evliya diye putlaştıran bu riyakârlık, saf inançlı insanları zehirlemeye devam ediyor.
Oysa tüm peygamberler aynı hakikatin taşıyıcısıdır. “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” diyen bir peygamberin ümmeti olarak bu zihniyete dur demek zorundayız.
Yeni yılı kutladık. Ne değişti? Borçlar silinmedi, düşmanlıklar bitmedi. Ama insanlar bir araya geldi, umutlarını dile getirdi, insan olmanın gereğini yaptı. Bayram dediğin budur. Hesap kapatmak değil, umut tazelemektir.
Resmî bayramlar acıyı hatırlatır ki tekrar yaşanmasın. Dini bayramlar inancın özünü yaşatsın diye vardır. Yeni yıl ise insanlığın ortak günüdür. Karnı doyan bir hayvan bile sevinç gösterirken, insana sevinmeyi yasaklamak insanlık düşmanlığıdır.
Nice insanlık bayramlarında, korkmadan, yasaklamadan, birbirimize benzeme mecburiyeti olmadan bir araya gelebilmek dileğiyle.
Yeni yılınız kutlu olsun.
Gelecekten umudunuz eksik olmasın.