Herkes konuşuyor. Siyaset, din, düzen hakkında konuşuyor… Ama bir noktada kendimize dönüp sormak zorundayız: Ben ne yapıyorum? Çünkü sadece konuşmak, tanı koymak yetmiyor. Eleştirmek kolay.

Tepki vermek kolay. Hüküm vermek kolay. Zor olan, söylediğinin yaptığının arkasında durarak bütünlüğü sağlayıp yaşamda etkili olmasını sağlamaktır.

İnsanoğlu gördüğü, duyduğu, karşı çıktığı her şeyle bağ kuruyor. Eleştirirken de bağ kuruyor. Reddederken de desteklerken de bağ kuruyor. Her temas gerek içte gerek dışta müspet-menfi bir hareket başlatıyor. Ama her hareket yapıcı değil. Asıl olan tepkili değil etkili olmaktır.

Düşünmekten konuşmaktan maksat değer üretmek, yaşamak ve yaşatmaktır. Buna hizmet etmiyorsa o bir yerde bakteri -virüs mesabesindedir. Kişinin söylediği ile yaşadığı arasındaki mesafe sözün etkisinde, hareketin yönünde, eylemde etkili olmaktadır. Yoksa gürültü ve duman üretmekten öteye geçmiyor.

Bazen şöyle düşünüyoruz. Bir düzen var, böyle gelmiş böyle gider. Ben ne yapabilirim ki? Yapsam ne olur? Kurulan her şey bir gün bozulmuyor mu?” Evet, bozuluyor. Evet, güç çoğu zaman yön değiştiriyor. Evet, kurulan şeyler elden kayabilir.

Ama hiçbir şey yapmadığımızda, zaten baştan teslim olmuş oluyoruz. Hayvan dahi varoluşa katılmak için sayısız mücadele ile hayatta kalırken insana bu yakışır mı? Yaşam, mücadeleden/kıyastan doğan değer yargılarında var olan idrak seviyesi, engelli bayrak yarışı değil mi?

Bireyselliğin farkı burada başlamaktadır. Sadece tepki veren biri olursak yön verdiğimizi sanır, içeride stres sahibi, dışarıda; itiraz eden, konuşması zorunlu dinlenilen biri oluruz. Eleştiri, eyleme dönüşmüyorsa tepki, etkili bir dönüşüme gitmiyorsa gürültüdür. Konuşuyor ama yapmıyorsak, görüyor ama değiştirmiyorsak, biliyor ama yaşamıyorsak biz neyiz kimiz?

Söylediğimizin bir karşılığı var mı? Eleştirdiğimiz konuda yaptığımız somut bir şey var mı? Reddettiğimizin yerine koyduğumuz bir alternatif var mı?

Bugün neyi eleştirdim? Ve o eleştirinin karşılığında ne yaptım? Cevap veremiyorsak, sorun dışarıda değil bizde. Artık kaçacak yer kalmıyor; olay ne ise bize sirayet etmek üzeredir.

Bir yanlış görüyorsak, doğrusunu kurmaya başlayacağız. Bir eksik varsa, başkasından beklemeyerek tamamlayan olacağız. Bir hareket varsa ve beğenmiyorsak ya yönünü değiştireceğiz ya da boşuna konuşmayacağız. Böylece etkili tepkiler birbirini tetikleyerek, yapıcı bir güç yaratır.

O güç hem varlık sahası yaratır hem de karşı güç yaratır. Toplumsal ve siyasi birliktelikler içinde yaşıyor ve hepimiz de insan isek bu bilinçle bulunduğumuz yerden insanlığa hizmet edecek olumlu erdemli davranışlarla geleceğimizi kurmakla mükellef olduğumuzu düşünüyorum.